SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

İTALYAN OYUNU: Bir garip derbi

İtalyan Oyunu - MÜDAVİMLER | 11.02.2020 14:30

Ant Arın Şermet, Rotterdam’dan Düsseldorf’a giden bir otobüste bir İtalyan ile bir Türk futbolseverin Milano Derbisi hikayesini yazdı

Ant Arın SERMET Ant Arın SERMET
İTALYAN OYUNU: Bir garip derbi

Avrupa’daki birçok insan için 9 Şubat Pazar akşamı ve gecesi Oscar heyecanıyla geçecekken, Milano’da gözler yeşil sahanın sinematik evreninde olacaktı. Ben de bu süre zarfında yeni yaşımı kutlamayı bahane ederek çıktığım Avrupa turunda, beni Rotterdam’dan Düsseldorf’a götürecek otobüsü bekliyordum.

Hollanda’da öyle bir fırtınaya yakalandım ki pişmiş tavuğun yanına gidip “sen daha beyazsın ya” diyebilecektim... Neyse, konumuza dönelim.

Otobüsün gelmesini beklerken maçın ilk yarım saatini ve Zlatan’ın şovunun bir kısmını kaçırmış oldum. Ama Rotterdam’da o an bu duruma benden daha çok üzülen biri vardı. Yanındaki eşine dönüp, “bu hava tam da böyle günleri bulur” diye serzenişte bulunuyordu.

Bu sinirli adam, karşı sırasında oturan kırmızı, siyah boyunluklu bir genci, beni görünce yanına çağırıp İtalyanca konuşmaya başladı. O kadar istekli ve heyecanlı bir şekilde konuşuyordu ki araya girip modunu düşürmek istemedim ama kısık bir sesle, “İtalyanca konuşamıyorum” dedim.

Bana karşı çok ani bir ruh hali dönüşümüyle, “Milan boyunluğu takıyorsun ve ben bu lanet yağmur yüzünden maçı izleyemiyorum. Hem de Inter’e karşı olan o maçı. Bir yolunu bul maçı izleyelim” diye bana adeta iş kilitledi.

Yapacak bir şey yoktu, eşinden ve ondan telefonu yağmura karşı koruyacak bir şey bulmalarını istedim. Üzerindeki transparan yağmurluğu çıkarıp verdi ve telefonu o yağmurluğun içine koyduk. Gariptir ki Türkiye’deki şifreli kanal üyeliğim farklı bir ülkede de çalışıyordu. Ama güzel bir sözümüz vardır bu tür durumlarla ilgili; “üzümünü ye, bağını sorma” diye. Ben de sormadım.

Maçı açmamla beraber Frank Kessie’den seken topa Zlatan kafayı vurdu ve Milan 2-0 öne geçti. Uykusuz geçecek bir gecede, sağanak yağmurun altında iki futbolsever ve talihsiz(!) bir eş gole seviniyordu. Devre arasının gelmesiyle beraber otobüsümüz de geldi. Bu süre zarfında isimlerimizi sormayı akıl etmiş ve tanışmıştık.

Otobüse geçişle beraber Massimo’ya ve eşi Valentina’ya “hoşça kalın, iyi yolculuklar” dedim.

Planım gecenin kalan kısmında uyumak, maçın kalanını da otelde başa sarıp izlemekti ama Massimo’nun planları farklıydı. “Yo, genç dostum. Sen bizimle oturacaksın. O maçı izleyeceğiz” diyerek ağırlığını tekrar hissettirdi. Yorgunluktan aptala dönmüş halimle, Türkçe “tamam abi” dedim.

İkinci yarının başlamasıyla beraber Massimo önce takıma, sonra oyuna, sonra yönetime karşı içini döktü. Evet, Inter’in 2-0’dan gelip 4-2 kazanması sadece İtalya’yı değil, hepimizi etkiledi. Beni sırılsıklam bir şekilde gece yolculuğu yaparak, Massimo’yu ve eşini Düsseldorf’tan Milano’ya kadar sinir küpü bir şekilde bırakarak... Ama temelinde bu oyunu neden sevdiğimizi de görmüş olduk.

Como ve Milano’da doğan bir çiftle bir Eskişehirli aynı maçı yaşadı. İşte futbola karşı hislerimiz bu yüzden hep taze.

Ayrıca Oscar’ı da uzun zamandır bu kadar hak eden bir film almamıştı. Tebrik etmek lazım.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya