SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

İtalyan Oyunu: Hafıza

İtalyan Oyunu - MÜDAVİMLER | 20.10.2020 14:00

Milan’ın uzun zaman sonra liderliğe yükseldiği Serie A’da 4. Hafta sona erdi. Öne çıkan performanslar, dikkat çeken maçlar ve daha fazlası…

Ant Arın SERMET Ant Arın SERMET
İtalyan Oyunu: Hafıza

Cristiano Ronaldo’nun COVID testinin de pozitif çıkmasıyla beraber hiçbirimizin güvende olmadığı ispatlandı. Rennes’de forma giyen Camavinga için bu haber ekstra üzücü olsa gerek formayı yıkamadığı için ama olsun biz konumuza, İtalya’ya, Serie A’ya dönelim.

Geçtiğimiz 10 yılda sadece 1 kere şampiyon olamayan Juventus, Sarri ile geçen yetersiz sezonun ardından kontrolü, bir zamanlar saha içindeki kontrolün sahibi Andrea Pirlo’ya emanet etti. Pirlo yönetimindeki Juventus, açılış haftasında karşılaştığı Sampdoria hariç kimseye karşı üstün bir oyun ortaya koyamadı. Bunun belki de en net yansıması ve ilk stresini lige yeni yükselen Crotone karşısında yaşadı. Cristiano Ronaldo’nun COVID sebebiyle 2 hafta sahalardan uzak kalacağı dönemde forvette Morata tercihiyle sahada yerini aldı Pirlo’nun Juventus’u. Buffon’un kariyerindeki 650. Maça tanıklık ettiğimiz mücadelede Juventus, adeta renktaşı Udinese gibiydi sahada. Crotone’nin penaltıdan bulduğu gol üstünlüğü Calabria bölgesinin takımına geçirmişti. S.S.C. Napoli Serie A Atalanta B.C. - WeedyNews - 18 October 2020 04:33

Transferin son gününde Fiorentina’nın en önemli oyuncusu ve belki de hayata tutunmasını sağlayan parçası Chiesa’yı transfer eden Torino ekibi, Chiesa’nın asistinde Morata’nın golüyle dengeyi buldu ama ötesine gidemedi. Sahada etkin olmaktan çok uzak, ne oynadığının bilincinde olmayan ve çoğunlukla bireysel becerilerle rakibini zorlamaya çalışan bir Juventus gördük. Crotone, belki bu senenin en büyük düşme adaylarından biri ama çok iyi kapanabilen bir takım olduğunu son 9 sezonun şampiyonu önünde gösterdi. Marrone ve Cigarini’nin harikaya yakın oyunu Crotone’ye prestijli bir beraberlik getirdi. Chiesa’nın kırmızı kart görerek Juventus’u 10 kişi bırakması ise oyunun kırılma noktası oldu. Juventus’un az olan etkinliği o pozisyonun ardından tamamen sona erdi.

Geçtiğimiz sezonki Milano derbisinin birebir kopyası olarak başladı Inter-Milan mücadelesi. Milan, çok kısa sürede Ibrahimoviç’in ayağından 2 gol bulduğunda İtalyan yorumcular bile “geçen senenin bir kopyası mı olacak yoksa Milan, geri döndüğümüzü görün mü diyecek” demişti. Yıllanmış bir şarap desek hafif kalacak, kendine “tanrı” personası bulan Ibra, PSG sonrası mental olarak biten kariyerini bitirmediğini ve “açlığının” devam ettiğini gösterdi. Bu noktada, hala şaşırarak baktığım bir istatistiğin sahibi Milan, 4 maçta sadece tek gol yemiş oldu.

Inter Milan 1-2 AC Milan – Serie A Player Ratings  Milan kariyerinin çok büyük bir kısmı kötü dahi olmaktan uzak olan Hakan’ın, Ibrahimoviç ile yakaladığı bu uyum hayret ettiriyor. Bir de Theo Hernandez gibi harika bir sol bekin varlığı hissedilince farklı bir noktaya çıktı Milan. Conte’nin Inter’ine dair geçtiğimiz sezondan beri sayfalarca şey yazdım. Kadro kalitesi olarak Juventus’tan eksiği olmayan Inter’in en büyük sorunu belki de kendisi. Kendi yapabileceklerini, panik ve heyecanla yapamayan mavi-siyahlılar, bu mağlubiyeti atlatacak ve bana soracak olursanız sezonu Milan’ın üstünde tamamlayacaktır. Yine de bir şerh düşmek lazım; eğer Conte, oyuncularının bitmek bilmeyen paniğini yatıştıracak bir çözüm bulabilirse… Aksi halde bu satırlarda daha, çok Inter saçmalaması okursunuz…

Sezon başında yakınlarımla Serie A tahminleri yaparken Napoli’yi ilk 4’ün güçlü adayı olarak isimlendirmiştim. Bu tahminimin bir risk olduğunu tahmin ediyordum ama Osimhen gibi bir futbolcuyu transfer edip, Serie A doğrularına göre rol bulabilecek sinyaller vermeleri beni umutlandırmıştı. Yanında da Lozano, Mertens, Insigne, Politano gibi oyuncuların olması ve en azında 1 veya 2 tanesinin iyi bir sezon geçireceğini tahmin edince Napoli ürkütücü bir ekip oluyordu. Gian Piero Gasperini’nin uzun zamandır sahaya sürdüğü en ofansif Atalanta 11’ini, Atalanta’nın kuruluş gününde 4-1 yenmesi ise çok ayrı bir seviyenin habercisi olabilir. Napoli, maçın ilk saniyesinden itibaren Atalanta’dan alıştığımız önde baskıyı çok agresif bir şekilde sahaya yansıttı. Atalanta’nın geçen sene Brescia, Verona gibi takımlara bile puan kaybedebildiğini hatırlıyoruz önde baskıyla karşılaşınca. Gattuso ve Napoli dersine iyi çalışmış olacak ki arkaya atılan pasların isabet oranı çok yüksekti. Bu paslar isabetli olunca da Atalanta’nın dengesi iyiden iyiye yok oldu ve ilk yarı 4-0 bitti…

Napoli Atalanta

İkinci yarıda aktif dinlenmeye geçen maçta iki tarafın da zorlamadığını gördük. Oyun tempodan uzaklaşmışken Atalanta yakaladığı kontrayı, Sam Lemmers’in sağ ayak içiyle değerlendirip skoru tayin etti.

Bu haftanın asıl kaybedeni kim bilmiyorum ama en büyük adayı Inzaghi biraderler olabilir… Simone’nin çalıştırdığı Lazio, Sampdoria deplasmanında akıl almaz derecede kötü oynadığı bir maçın ardından 3-0 mağlup ayrıldı. Lazio’nun dağınık oyunu Immobile olmayınca tamamen raydan çıkıyor. Topu ne ileriye taşıyabiliyorlar ne de taşınan topu doğru kişiyle buluşturabiliyorlar. 90 dakika boyunca sahada yer alan 11 oyuncuya rağmen kayıp bir Lazio izledik ve Sampdoria bunun cezasını net bir skorla kesti.

Inzaghi kardeşlerden Filippo ise ligin en zorlu görevlerinden biri olan Benevento macerasına geçen senekinden uzak şekilde devam edeceğini biliyordu. Yine de sezona formsuz ve birçok oyuncusunu kaybederek başlayan Roma’ya karşı öne geçtiği maçı 5-2 kaybetmenin bir mazareti olacağını sanmıyorum. Niteki Filippo’nun da benzer bir görüşte olduğunu anlayabiliyorum maç sonrası basın toplantısını çok uzatmamasından. Benevento’nun bu sezon zorlanarak da olsa ligde kalacağını düşünüyorum ama sezon ilerledikçe İtalya, Türkiye’den farksızdır. Sizi lige kimin çıkardığının önemi yoktur; biten 90 dakikanın önemi vardır. Sezon ilerledikçe Benevento üzerine daha fazla eğileceğim yazılar olacak diyerek şimdilik geçiyorum.

Haftanın yazacağım son maçı Bologna-Sassuolo olacak. Sassuolo düzenli olarak övdüğüm, Umut Sarıkaya karikatürü gibi hissetmeme sebep olan güzide bir kulüp. Bologna, Sassuolo karşısında ilk yarıda büyük bir üstünlük ortaya koymuş ve ikinci yarının hemen başında gelen golle skoru 3-1’e getirmişti. O an kabul etmeliyim, Sassuolo bu maçı buradan çeviremez demiştim. Ama Caputo ve Djuricic önderliğindeki yeşil-siyahlılar tam 17 dakikada 3-1 geriden 4-3’lük üstünlüğe geldi ve daha fazlasını akıl almaz şekilde kaçırdı.

Calcio: Bologna-Sassuolo 3-4 – GiornaleSM  Bir takıma iyi diyebilmek için maç sonuçları elbette hayati önem taşır ama bana soracak olursanız bir takımı öne çıkaran, ona iyi denmesini sağlayan en önemli şey skor tabelasının gösterdiğinden bağımsız, direnci yüksek ve son saniyeye kadar maçı 0-0’mış gibi oynayabilmektir. Sassuolo, sezon sonunda büyük ihtimalle 8. ya da 9. olacak, Avrupa’ya katılamayacak. Büyük transferler yapamayacak ama keyif vermeye devam edecek. Atalanta da böyle bir hikaye değil miydi? Hatırlamak isterseniz 2015/16 Atalanta ile son 2 sezondaki Sassuolo özetlerine bir bakın…

Hatıramızdan kolayca silinecek bir hafta geçirmedik Serie A’da. Bu haftayı sadece bu hafta maçları olarak değerlendirmemenizi öneririm. Bazı haftalar sezonun habercisidir. Erken bir haber olarak görebilirsiniz, haftaya görüşürüz. Hoşça kalın.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya