SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

BEŞ: Bankacı, Mister 33, İstifa, Maradona, Yirmi

BEŞ - MÜDAVİMLER | 22.07.2020 17:14

Maurizio Sarri, futbol tarihinin en büyük peri masallarından biri, 9-6 mesai veren milyonlarca futbol tutkununun tek gerçek idolü.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
BEŞ: Bankacı, Mister 33, İstifa, Maradona, Yirmi

Şu an yaptığınız işi bırakıp istifanızı müdürün masasına bırakıp eşyalarınızı topladığınızı, teknik direktörlük yapmaya başladığınızı, UEFA Avrupa Ligi ve Serie A şampiyonluğu kazandığınızı hayal edin.

Bir adam, o kadar çok hayal etti ki en sonunda gidip yaptı.

“Serie A’nın ez az kazanan teknik direktörüyüm diye kızayım mı, şaka mı yapıyorsunuz? Yıllarca işten arta kalan zamanlarımda bedavaya yaptığım şey için bana para ödüyorlar.”

Maurizio Sarri, futbol tarihinin en büyük peri masallarından biri…

Daha da önemlisi, o 9-6 mesai veren milyonlarca futbol tutkununun tek gerçek idolü.

Gerçekçi olalım, bu saatten sonra Cruyff’la çalışıp Guardiola olamayız, ama Maurizio Sarri olmak mümkün.

1- BANKACI

Napoli’de doğdu, Tuscany’de büyüdü. “Çevremde Napoli taraftarı olan tek çocuktum” diyor.

Üniversitede ekonomi okuduğu yıllarda amatör olarak futbol oynuyordu.

Çok küçük yaşlarda futbol oynamaya başlamıştı. Tuskany’daki A.S.D. Giallo-Blu Figline adında küçük bir takımda stoper olarak oynuyordu. Torino ve Fiorentina’da seçmelere katılmıştı ama geçememişti. Futbola pek yeteneği yokmuş gibi görünüyordu. Ya da göremiyorlardı, gençlik yıllarında izlemediğimizden yorum yapmasak daha iyi olacak…

19 yaşındayken Montevarchi adındaki alt lig takımlarından birinden transfer teklifi aldı, ancak Figline, Sarri için 50 milyon liret bonservis istedi. Anlaşma yattı. Pontedera’ya gitmeyi de kabul etmedi. Genç yaşta sakatlıklar başına musallat oldu ve Sarri’nin futbol kariyeri sona erdi.

20’li yaşlarının başında, gelecek vaat eden bir ekonomist olarak Monte dei Paschi de Siena Bankası’nda çalışmaya başladı. Uluslararası bankacılık departmanındaydı. Londra’dan İsviçre’ye ve Lüksemburg’a kadar pek çok Avrupa ülkesinde görev yaptı.

Son derece stresli bir işi vardı, kendisine bir hobi buldu; çok sevdiği futbolu izlemenin yanı sıra amatör takımlara antrenörlük yapmak.

2- MISTER 33

1990’da Stia ile başladı. Hafta içi bankadaki mesaisini bitirip akşam antrenmana gidiyor, hafta sonu da maçlarda kenardan takımı yönetiyordu. Bir futbol takımı yönetmekle Avrupa’daki para akışını yönetmek arasındaki derin uçurum, Sarri’nin mutlu olma biçimiydi.

Bir yandan 9-5 mesaili bir iş, bir yanda futbol antrenörlüğü yaparken arada da İtalya Futbol Federasyonu’ndan lisans belgelerini tek tek topluyordu.

Bu teknik direktörlük meselesini fazlasıyla ciddiye alıyordu. 2000 yılında amatör ligdeki Sansovino’nun başındayken 33 farklı duran top organizasyonu hazırlamıştı. “Aslında sadece 4-5 tanesini uygulayabiliyorduk” dese de lakabı “Mister 33” olmuştu.

Futbolu çalışmayı çok seviyordu. Günde 13 saat rakip analizi ve oyun taktikleri üzerine çalışıyordu.

İngiltere’de Chelsea’yi çalıştırdığı dönemde ülke basınında Sarri için “nefes almak” benzetmesi kullanılmıştı. Bunun açılımı ise ezberlerin çok dışına çıkabilmesiydi çünkü ezberi yoktu. İzlediği her maçtan, her hücum atağından bir alternatif fikir üretebiliyordu.

Sarri’nin en büyük destekçilerinden biri Arrigo Sacchi’dir. Kendisi de ayakkabı satıcılığından gelip Milan’ın efsanevi teknik direktörü olan Sacchi, “Jokey olmak için öncesinde at olmaya gerek yok” cümlesiyle de tarihe geçmişti.

Arrigo Sacchi, “Berlusconi’ye Sarri’yi Milan’ın başına getir 25 yıl teknik direktör düşünmezsin demiştim, beni dinlemedi” dediğini anlatır. “Onun çalıştırdığı takımı sahada izlediğinizde nasıl antrenman yaptığını da görebilirsiniz. Futbolcularını anlıyor, onlara aklındakileri anlatabiliyor.”

3- İSTİFA

2000-2001 sezonunda, 1929’da kurulmuş Sansovino, antrenörü Maurizio Sarri ile birlikte tarihinde ilk kez 6. kademeden profesyonel liglere adını yazdırdı. Sarri, hayatının en önemli kararını verdi; bankadan istifa etti, teknik direktörlük yapacaktı. 2001 yılında, bankadaki işinden istifa ettiğini yazdığı kağıdı masasına koyup çekmecelerini boşaltırken ömrünün yarısını inşa etmek için emek vererek geçirdiği kocaman bir kariyeri çöpe atıyordu.

“Eğer gerçekten tüm vaktimi bu işe verirsem, teknik direktör olarak başarılı olabileceğimi düşündüm. Denemeye değerdi…”

2004’te Sansovino’yu Serie C1’e çıkartınca, kariyerinde ilk kez ikinci ligde bir takım çalıştırma fırsatı yakaladı, Pescara’ya gitti. Ancak bir türlü tam olarak istediklerini sahaya yansıtabilecek kadroyu ya da zamanı bulamıyordu. 2012’ye gelindiğinde, çalıştırdığı 17. takımın başına geçerken, hayatını değiştirme şansını elde ettiğinin farkındaydı; Empoli’ye gidiyordu.

Serie B’de mücadele eden, İtalya’nın en köklü kulüplerinden biri olan Empoli, Sarri’ye pek çok imkanı sağlayabilmek için elinden geleni yapan yönetime sahipti.

Bir adet drone kamera kiralandı, antrenmanları kuş bakışı çektirdi ve sonrasında futbolcularına izletip sordu; “Bu görüntülerde doğru pozisyonda olanınız var mı?” Oyuna kuş bakışı bakmak futbolcuların zihnini açmıştı.

İkinci sezonunda Empoli, Serie A’ya dönerken Sarri de hayalini kurduğu yerdeydi artık; Serie A’da…

4- MARADONA

Empoli’nin sezonu 15. sırada tamamlayıp Serie A’ya tutunması, Napoli’nin Benitez ile acı kahve tadında geçirdiği sezon ve Napoli başkanı Aurelio De Laurentiis’in ağzından dökülen o cümle: “Yeni teknik direktörümüz Maurizio Sarri’dir.”

“Napoli’nin başına getirilmesi gereken adam, takımı şampiyonluğa taşıyacak kalibrede olmalıdır, Sarri doğru bir seçim değil!”

Sarri’nin CV’sine bakan Maradona’nın bu sözlerine haksızlık denebilir miydi? Maurizio Sarri, Serie A’da şampiyonluk hedefleyen bir takım çalıştırmamıştı, bunun nasıl bir baskı olduğundan habersizdi. Tek bir kez bile profesyonel futbolcu olarak sahaya çıkmışlığı yoktu, bırakın Higuain gibi bir yıldızı çalıştırmayı, anlaması bile imkansızdı. Hamsik ve Insigne gibi performansı istikrarsız yıldızlar, iddiasız transferler, sadece 1 sezon Serie A tozu yutmuş bir teknik direktörün elinde Napoli’nin hali ne olabilirdi ki?

3 ay sonra Maradona, bir basın açıklaması ile Sarri’den, takımın başına geçtiği günlerde söyledikleri için özür dilediğini belirtti.

“Onun hakkındaki düşüncelerimi söylemiştim, beni yanılttı. Şimdi anlıyorum ki hata yapmışım. Onun Napoli’ye oynattığı oyuna bayılıyorum.”

5- YİRMİ

Sarri, antrenörlük kariyerinde 20 takım çalıştırdı. Chelsea ile UEFA Avrupa Ligi’ni kazandı, Juventus ile Serie A şampiyonu olacak. 

Öte yandan kariyerinin en zor yılı, sonuncusuydu. Juventus’a gelene kadar hep övgüler ve methiyeler düzülmüş, oynattığı futbola dair makaleler yazılmıştı. Ancak Juventus, onun ilk kez gerçekten okların altında kaldığı yer oldu. Alessandro Del Piero’ya kadar pek çok Juventus efsanesi, Sarri en ağır şekilde eleştirdi.

Cristiano Ronaldo ile yaşadığı gerginlik, Paulo Dybala’nın yakınları tarafından yapılan açıklamalar, Sarri’nin Juventus’ta işleri pek de kontrol alamadığının göstergesiydi.

“Neredeyse tüm futbolcularla kavga ettiğim yazılıyor ama ben sadece Higuain’le tartıştım” diyerek son noktayı koysa da medyayı kontrol edebildiğini söylemek zor.

Dünyanın en zor futbol iklimlerinden biri olan İtalya’da hele ki Juventus’un teknik direktörü olmak başka hiçbir işe benzemiyor. Düşünün, Serie A’da şampiyonluğa çok yakınsınız, Şampiyonlar Ligi’nde yolunuza devam ediyorsunuz, bir yandan da yerinize hangi teknik direktörün geleceği yazılıyor.

Durum pek iç açıcı görünmeyebilir, ama yine de şikayet ettiğini sanmıyorum. Neden mi? En başa dönüp ilk hikayeye bir daha göz atın…

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya