SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

BEŞ: Friedel, Dempsey, Demerit, Wambach, Donovan

BEŞ - MÜDAVİMLER | 15.07.2020 11:52

İçindeki futbol tutkusunun peşine düşen futbolcular oldu. Epey geniş bir coğrafyaya da ulaşmayı başardılar. Elbette onların hikayeleri, kıtadaki oyunculardan çok daha dokunaklı…

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
BEŞ: Friedel, Dempsey, Demerit, Wambach, Donovan

Amerika Birleşik Devletleri ile futbol karmaşası, oyunun global kelimesini bile kendi futbolları için kullandıklarından çözülemez durumda.

Aslında Amerikalı çocuklar çocukluklarında beysbol kadar futbol da oynarlar, ancak belirli bir yaşta kültürel sporlar ağır basar, genelde pek izlemezler bile… Elbette kendi takımları Dünya Kupası’nda değilse…

Ancak bu ülkede, tüm ilgi eksikliğine rağmen içindeki futbol tutkusunun peşine düşen futbolcular oldu. Epey geniş bir coğrafyaya da ulaşmayı başardılar. Elbette onların hikayeleri, kıtadaki oyunculardan çok daha dokunaklı…

BEŞ’te bu hafta Amerikalılar var…

1- BRAD FRIEDEL

1989’da, 18 yaşında, Ohio eyaletinde “Yılın Sıra Dışı Atleti” ödülünü aldı, eyalet basketbol liginin all-stars kadrosuna seçildi ve sportif alandaki bu başarıları ona ABD’nin en iyi okullarından biri olan California Universitesi’nin kapılarını açtı. Hemen tüm Amerikan sporlarına yeteneği olan Friedel, üniversitenin futbol takımına girmeye karar verdi, ilk başta forvet oynuyordu ancak kısa süre sonra kaleye geçti.

O yıllarda Amerika’nın önemli futbol dergilerinden biri, Brad Friedel adındaki bu genç adamı “yüzyılın en iyi üniversite takımı 11’i”ne yazdı.

İngiltere’ye gitmesi gerektiğini biliyordu, Brian Clough ve Kevin Keegan’ın aklını çelmeyi de başarmıştı ama İngiltere’den çalışma vizesi çabaları hep sonuçsuz kaldı. Avrupa’ya neresinden adım attığı değil, kapıyı bir kez açabilmesi gerekiyordu. Danimarka’ya Brondby’a gitti. Çok fazla forma şansı bulamasa da Amerikan milli takımına çağırıldı, İngiltere takımlarından bu kez Sunderland tarafından transfer edilmek istendi ancak bir kez daha, üçüncü defa, İngiltere’den çalışma vizesi alamadı.

Brad Friedel’in bu kez durağı Türkiye’ydi, Graeme Souness, doğru düzgün bir kariyeri olmayan genç bir Amerikalıyı Galatasaray’ın kalesine geçirmişti.

Türkiye’de geçen 2 başarılı sezonun sonunda Friedel, 1997’nin Aralık ayında Brad Friedel, 8 yıl boyunca defalarca kez kapısından döndüğü İngiltere Premier Lig’inde üstelik Liverpool forması ile giriş yaptı…

2001’de, Galatasaray’daki hocası Greame Souness, Blackburn Rovers’a 3 eski öğrencisini getirdi; Hakan Ünsal, Tugay Kerimoğlu ve Brad Friedel…

“Başlarken bu kadar uzun sürebileceğini düşünmemiştim” demişti Friedel futbol kariyeri için, 15 yıl Premier Lig’de forma giydikten sonra bırakırken…

Çıkışları olduğu daha inişleriyle de boğuştuğu gerçekten uzun bir kariyer yazdı. Amerika’ya dönseydi, MLS’te kahramanlar gibi karşılanacaktı ama onun en büyük hayali Premier Lig’e tutunabilmekti, forma savaşından asla geri adım atmadı.

2- CLINT DEMPSEY

Amerika’da futbolun artık bir pazarlama malzemesi haline geldiği yılların en önemli isimlerinden biri Clint Dempsey’dir.

Küçük bir çocukken çevresindekiler tarafından futbola yeteneği keşfedilen Dempsey, yaşadığı küçük kasabadan Dallas’a her antrenman için 3 saat gidip 3 saat dönüyordu.

Onun hayali, ne Avrupa’nın dev liglerinde boy göstermek, ne milli takım ve Dünya Kupası ne de şöhretti… Clint Dempsey’in tek derdi, üniversite okuyabilmek için futbol bursu alabilmekti.

Amerikalı futbolcu hayal ettiği bursu aldı, üniversiteye gitti ama yeteneği ve azmi sayesinde aklına bile gelmeyecek bir futbol kariyeri elde etti.

Fulham ve Tottenham’da kıta futbolunun ilgisini çeken Dempsey, diğer Amerikalı futbolculardan farklıdır. ABD forması giymiş onlarca isim saysam, aralarında ABD’li olduğu konusunda yanılmayacağımız belki tek isimdir. Bunda kariyerinin büyük bölümünü ülkesinde geçirmesinin rolü de elbette büyüktür.

2014 Dünya Kupası’na kaptan olarak giderken de ülkede futbola olan ilgiyi canlandırma amacıyla yapılan belki ikibininci pazarlama faaliyetinin odak noktası olmuştu.

Hatta bu yıl içerisinde Beşiktaş Kadın Futbol Takımı’nın yaptığını, Amerikalılar Dempsey ile yapmıştı, bizim için ünlü olan futbolcu, New York sokaklarına çıkıp elinde mikrofonla “ABD’nin kaptanı kim?” diye sormuştu. Amerikalılar kendi kaptanlarını tanımamışlardı.  

Clint Dempsey ile ilgili bir ufak bilgi daha… Amerika kaptanı, gol sevincinde gökyüzünü işaret eder… O işaretin aslında, küçük yaşta kaybettiği kız kardeşine bir mesaj… Her golünde Dempsey kız kardeşine “seni unutmadım” diye sesleniyor.

3- JAY DEMERIT

Hep peri masalı anlatacak değiliz ya… İşte ABD’nin gerçek yüzü!

Jay Demerit, 1979’da Wisconsin’de doğdu. İlkokul yıllarında futbolcu olma hayalleri kuruyordu, 2001’de Chicago Fire ile ilk profesyonel anlaşmasına imza attı.

Demerit yetenekliydi ancak kendisini gösterme imkanını bir türlü bulamıyordu. Amerikan Futbol Ligi MLS’de oynayabileceği bir takıma transfer olma girişimleri sonuçsuz kaldı.

Bu oyunu oynamak istiyorsa Avrupa’ya gitmesi gerektiğini anlamıştı. Dedesinin Danimarka vatandaşlığı sayesinde Avrupa Birliği ülkeleri için çalışma iznini aldı, cebinde 1800 dolarla İngiltere’nin yolunu tuttu.

İngiltere 9. Ligi takımlarından Southall’da, haftalık 40 pound karşılığında, geceleri ek iş yaparak bir sezonu tamamladı. Bir sonraki yıl 7. Lig takımı Northwood ile anlaşma imzaladı. Sezon öncesi hazırlık maçları oynanıyordu ve Northwood’un rakibi Championship ekibi Watford’du. Demerit, maçtaki performansı ile Watford teknik direktörü Ray Lewington’un dikkatini çekti ve Lewington Demerit’i deneme için kampa davet etti. İki hafta sonra da yeni sözleşmesine imza attı.

Jay Demerit, bir ay içinde attığı 2 imza ile 9. Lig’den Championship’e yükselmişti.

Demerit, Watford’da 6 sezon oynadı. Takımını Premier Lig’e yükselirken en fazla çalışan isimlerden biri olmuştu. İngiltere’de gösterdiği performans sayesinde 2007-2012 arasında 25 kez milli formayı giydi.

2011’de, İngiltere’den ayrılıp, çocukluğunda izlediği Amerikan Futbol Ligi’nde oynama hayalini gerçekleştirmek ve biraz da yıldız futbolcu olmanın tadını çıkartmak için Vancouver Whitecaps’e transfer oldu.

Jay Demerit, Amerika’da adeta bir Türk filminin repliğini hayata uyarladı…

“Bir zamanlar yetenekli ama kendisine takım bulamayan bir genç vardı; işte o genç şimdi Amerikan Futbol Ligi’nde kaptanlık pazubandı takıyor…

4- AMY WAMBACH

ABD ve futbol denince elbette kadınlar gelir akla, zira Amerika’nın kadın futbolundaki yeri, son Dünya Kupası şampiyonu olmasının çok ötesindedir.

Bugünün haber bültenlerinde Rapione’nin adı geçer. Ancak Amerika’da kadın futbolunun ilk yıldızı, Amy Wambach’tır.

1998’de Florida’da başladığı futbol kariyeri boyunca yalnızca kadın futbol dünyasının değil, kendisinden sonraki neslin kız erkek demeden tüm gençlerin de idolü oldu. Ülkesinde kadın futbolunun gelişiminde büyük rol oynadığı gibi gelmiş geçmiş en iyi 3 kadın futbolcudan biri olarak kabul edilir, ABD tarihinin ise cinsiyet ayrımı yapmaksızın en iyisiydi.

ABD milli forması ile 255 maçta kaydettiği 184 gol ile dünya futbolunun kadın ve erkeklerde milli takımlarda en fazla gol atan futbolcusu rekorunu uzun süre taşıyan Amy Wambach, 2015’in aralık ayında, 35 yaşında yeşil sahalara veda etti.

Wambach, sadece bir futbolcu olmadı, sosyal toplumda ve iş dünyasında kadın haklarının ve eşitliğin de en büyük savunucusuydu. Ancak futbolda olduğu gibi hayatta da tam bir forvetti.

Futbolu bırakırken şu cümleleri kurmuştu:

"Beni unutun, forma numaramı unutun, adımı unutun, var olduğumu bile unutun… Kazanılan madalyaları unutun, kırılan rekorları, tüm fedakarlıkları… Ben bir miras bırakmak istemiyorum. Çünkü top her zaman ileriye yuvarlanmalı... Gelecek nesil üstesinden gelebilir. Beni unutturabilirler… Yani beni unutun, çünkü unutulduğum gün başardığımız gün olacak."

5- LANDON DONOVAN

ABD’nin en önemli futbol figürlerinden biri olan Landon Donovan, futbola ülkedeki en büyük yapılanmanın içinde başladı. ABD’de 1990’larda başlayan, yetenekli futbolcuların geliştirilmesi için geçen milli takımların dikkatini küçük yaşta çekti ve Bradenton’daki altyapı okuluna kabul edildi.

Altyapıdan Almanya’ya, Bayer Leverkusen’e transfer oldu. Ancak çok gençti ve adapte olamadı. San Jose Earthquakes’e kiralandı.

Ülkesinde LA Galaxy’de forma giydiği dönemde önce sonra Everton’a, ardından da Bayern Münih’e kiralık gönderildi. Futbolu yine Galaxy’de bıraktı.

MSL, Amerika Profesyonel Futbol Ligi’nde yılın en değerli oyuncusu ödülü, Landon Donovan’ın adını taşır. Bunun en önemli nedeni ise orta saha ve forvette oynadığı her bölgede kusursuz bir performans göstermiş olması yatar.

Ancak daha fazlasını yapmasına zihni izin vermedi.

Emekli olduktan sonra kariyeri boyunca psikolojik rahatsızlıklarla boğuştuğunu açıklayan Donovan, hiçbir zaman aldığı eleştirilere başa çıkamadığını ve hayattaki en büyük mücadelesini kendi kafasının içinde verdiğini söyledi.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya