SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

PANORAMA: Transfermarkt'ta yazmayan şeyler

Kapalı savunmalar döndü, savunanlar kazandı, hücumcular savunmayı unuttu... Haftanın olayı ise hatırlamak üzerineydi...

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Transfermarkt'ta yazmayan şeyler

Süper Lig’de 15. hafta geride kaldı. Kapalı savunmalar döndü, savunanlar kazandı, hücumcular savunmayı unuttu... Haftanın olayı ise hatırlamak üzerineydi...

Panorama başlıyor...

FUTBOLU TRANSFERMARKT VERİLERİ OYNAMIYOR

Sivasspor’a karşı Fenerbahçe’nin zorlanmasını beklesek de oyunun bu denli tek taraflı olabileceğini tahmin edemezdik.

Tam ismi Demir Grup Sivasspor olsa da bu sayfada sezon başından beri yaptığımız “çelik” benzetmesinin tam olarak karşılığı gibi; daha sert ama daha şekil verilmeye uygun, tıpkı Rıza Çalımbay’ın yaptığı gibi...

gol

En başından başlayalım...

Hakan Arslan’ın yokluğunda merkeze Erdoğan Yeşilyurt’u çekmesi ya da Emre ile Fernando Andrade’den birini yerleştirmesini beklediğimiz Rıza Çalımbay, rakip Fenerbahçe’nin en güçlü olduğu yeri kapatmayı tercih etmişti.

Maç öncesinde 11’ler açıklandığında kadroda 2 tane sol bek vardı, Ziya Erdal ve Goiano. Karşılaşma başlayınca Ziya, Fatih Aksoy’un yanına geçti, Mert Hakan tek başına hücum orta saha olarak oynayacak, arkasında savunmaya yönelik iki oyuncu olacaktı. Bizi gerekirse hızlı koşuya çıkabilecek, diğeri ayağı iyi teknik ve ileriye tek top atabilecek iki oyuncu... Ziya ve Fatih gerekirse savunma 4’lüsünün arasına girecek, savunmayı çizgi halinde kuracak, rakip toplarının ve futbolcularının sarkmasına izin vermeyen bir duvar öreceklerdi. Sivasspor, Fenerbahçe’ye karşı kademeli değil çizgi defans kuracaktı.

İlk 15-20 dakika tamamlandığında, Fenerbahçe’nin Sivasspor deplasmanında hiçbir şansı olmadığı belli olmuştu...

Sivasspor’un defans duvarının topu kaptıktan sonra sahaya yayılıp kurduğu pas organizasyonu pilot kameradan bakınca bir örümcek ağını andırıyordu. Topu aldığında ördüğü ağı, top rakibe geçtiğinde tıpkı bir örümceğin ağına düşürmesi gibi kullanıyorlardı.

Fenerbahçe kanatları sezon başından beri pek etki göstermediği gibi orta sahası da zaten kanatlara işi bırakmayacak kadar kaliteli ve zeki oyunculardan kurulu. Luiz Gustavo-Emre-Max Kruse üçlüsünün bağını kopartırsanız, Ersun Yanal’ın elinde B planı yapabileceği ne sağ kanat var ne sol kanat... Ve orta saha örümcek ağına düşmüştü, tamamen hareketsiz kalmışlardı, Deniz Türüç hamlesi çok ama çok geç geldiği gibi futbolcular da artık sinirlenmişlerdi, oyundan kopmuş ve artık duygularıyla oynuyorlardı. Kırmızı kartlar da rakibi kovalamayı bırakan futbolcular da sadece kaçınılmaz sondu...

Rıza Çalımbay maç sonunda “4 büyükler dışında en kaliteli kadro Başakşehir” dedi... Halbuki mesele bu değil. Futbolu Transfermarkt verileri oynamıyor, futbolcular oynuyor. Kaliteli, pahalı, zengin kadro kurmak kasanıza bakar. Elindeki futbolculara doğru futbolu oynatmak, futbolcunun da sahada plana yüzde yüz sadık kalması ve aklını ayaklarına uydurabilmesi asıl meziyettir.

Transfermarkt’ta her şeyi bulabilirsiniz de Sivasspor’un neden lider olduğunu bulamazsınız!

UYUYAN ASLAN

Panoramada her hafta lideri ve doğal şampiyonluk adaylarını oynadıkları maçlar üzerinden tek tek analiz etsek de bazen böyle birbirine çok benzer durumları yakalıyoruz. Her zaman olmaz ama Süper Lig’in 15. haftasında 3 gün üst üste aynı senaryoyu seyrettik...

Önce Galatasaray, sonra Beşiktaş, en son Trabzonspor...

asist

Süper Lig’e “cehennem savunması” geri döndü, çıkartın siyahları, kapalı savunmalar ölmemiş, yaşıyor!

Geçtiğimiz hafta Kasımpaşa’nın Beşiktaş karşısında oynadığı kapalı savunma oyununu Abdullah Avcı’nın çizgiden geri çevrilen ortalarla çözmeyi başarmasının ardından derin bir nefes almıştık. Ancak Ankaragücü’nün Galatasaray’a karşı kurduğu, daha da katı savunma “eyvah” dedirtti.

Fatih Terim, Ankaragücü’nü önce üzerine çekmek istedi, ilk yarıda hücumu iyice geriden kurmaya, Ankaragücü’nü de yaklaşmaya davet etti. Ancak mümkün olsa 2-3 futbolcu daha oynatabilse onları da ceza sahasına çekecek olan Mustafa Kaplan, ileride sadece Orgill’i bırakıp İlhan ve Kitsou ile top kovalıyordu. Hızlı atak da buldu ve belli oldu ki maçın sonuna kadar aynı plana sadık kalacaklardı.

Fatih Terim de ikinci yarıya adeta şöyle söyleyerek başladı: Ceza sahanızda oynamak mı istiyorsunuz, peki, biz de öyle yaparız...

İkinci yarı başlar başlamaz Galatasaray daha da kaleye yaklaştı, Ankaragücü’nü daha fazla geriye yasladı. Öyle ki artık tek bir ceza sahası içinde 18 futbolcu sayabilir hale gelmiştik, ceza sahasına “18” adının verenler görmeliydiler bu manzarayı...

Gol geldi, penaltı geldi, Galatasaray 2-0 yaptı, bunlar Ankaragücü’nün oyununun kaçınılmaz sonucuydu.

Sakat Lemina daha fazla dayanamadı, Nzonzi zaten kesik yemişti, skoru yakalayınca Falcao da kendini zorlamadı. Orgill ki rakibin tek hücumcusu kırmızı kart gördü, Ankaragücü 10 kişi kaldı. Galatasaray bu maçı 2-0’dan vermezdi. Vermeyecekti de... Tabii sahadaki Galatasaraylı futbolcular hafta içi yorgunluğu ve sonraki hafta içi maçını da düşünerek rölantiye geçmeselerdi... Taylan’ın neden olduğu penaltıyla uyandı sarı kırmızılılar ama daha ayılmamışlardı ki İlhan’ın asistinde Kitsou’nun golü geldi. Artık her şey için çok geçti...

Kapalı savunmayı açmadan, hatta daha çok kapanmaya zorlayarak oyuna doğru müdahale eden Fatih Terim, rakibi de planını da taktik anlayışını da doğru zamanda doğru şekilde sahada uygulamaya geçirdi. Ama Fatih Hoca bu oyuncu kadrosunun dağınık, başına buyruk, aklının ancak yarısı sahada ve çok daha önemlisi fiziksel olarak çok yetersiz kalan haliyle başa çıkamıyor.

Terim’in planı da müdahalesi de en fazla 15 dakika dayanıyor. Sanki iki kabloyu birbirine bağlamışsınız ama arada bir değmemezlilik kalmış siz de sürekli yeniden bağlamaya çalışır gibi...

Önder Özen, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde “Avrupa’da hocalar çözümü saha içinde arıyorlar, bizdeki çözüm transfer dönemi oluyor” dedi.

Transfer, yeni oyuncuların alınması ve sakatların geri dönmesi Galatasaray’ın sorunlarını çözmez, bu duruma zaten çok fazla futbolcu topladıkları için geldiler. Öte yandan Fatih Terim’in sahada çözüm üretebilmesi için sözünü dinleyen, dinletebildiği ve sözünden de çıkmayan bir soyunma odasına ihtiyacı var. Bu özellikteki oyuncuları da Transfermarkt verilerinden bulmazsınız!

KAZANMAK YETMEZ NASIL KAZANDIĞINI KONUŞMAK GEREK

Spor medyasında maçtan sonra oyununu, planını, futbol fikrini anlatan teknik adamları ayırırız, ayırmak da gerekir. Çünkü teknik direktörlerimiz de “iyiyiz, hoşuz, sevmedik, olmadı” ile biten kısa cümleler kurup gitmemeliler.

Sergen Yalçın da o hocalarımızdan biridir ve maç bitince kapatmamak, Sergen Hoca’nın mikrofona ne diyeceğini beklemek gerekir. Tıpkı bitti sanıp da yazıları akarken aniden sürpriz sonu sona saklanmış zekice filmler gibi... Maç bitse de konu Sergen Yalçın konuşmadan salonu terk etmeyiniz!

degi

Dedi ki, “Bekledik, biliyorduk ki Beşiktaş gol atamayınca 80’den sonra risk alacaktı, Kasımpaşa maçını izlemiştik, rakibin zaafını biliyorduk, Bifouma’yı o yüzden sakladık, ne zaman Beşiktaş savunma güvenliğini bıraktı, o zaman oyuna sürdük. Sonucun da böyle olacağını biliyorduk...”

Maçı izleyenler zaten Umut Nayır ve Lens oyuna girerken Sergen Yalçın’ın gülümsediğini görür gibi olmuşlardır, o kareyi kaçırdıysanız da üzülmeyin, Bifouma’nın giriş anı zaten aynı şeydi...

Ancak Sergen Yalçın’ın açıklamalarının daha çok konuşulan kısmı “Madem böylesi makbul, biz de deplasman takımı gibi oynarız” bölümüydü.

Belli ki Sergen Yalçın’ı çok gol atıp çok gol yiyen, hücumu ön planda tutan keyifli futbol oynattığı için eleştirenler olmuştu. Sanki biri demiş ki “o kadar gol atıyor Yeni Malatyaspor, daha az yese bugün Sivasspor’un yerine lider olurdu.”

Peki, hadi rolleri değiştirelim.

Sergen Yalçın, Beşiktaş’ın hocası olsun. Çok gol yesin ama çok da atsın, bu yüzden kazanabileceği maçlardan puan kaybı da yaşamış olsun. Aynı tahmini eleştiri de Beşiktaş’ta yapılmış olsun... Yeni Malatyaspor’a karşı Sergen Yalçın’ın çalıştırdığı Beşiktaş, 83. dakika kapalı savunma oynayıp son 10 dakikada Diaby’i oyuna sürsün ve maçı kazansın.

Daha henüz maça çıkmadan, daha takım savunma oynamadan “savunma oynatacak” diye karşı çıkılan, eleştirilen Abdullah Avcı bugün hücumda kaldığı için eleştirilmez, ama savunmaya kapanarak kazanarak da kimseyi memnun edemez.

O yüzden Abdullah Avcı, Beşiktaş taraftarını kazandığı için değil sahada kazanmak için her şeyi yaptığı için ikna etmiştir.

Keza Fenerbahçe, keza Galatasaray, keza Trabzonspor... Bu takımlar tarihlerinde savunma oynatan teknik direktörlerini kazanırken protesto etmişlerdir.

Yeni Malatyaspor’un Beşiktaş’ı yenmiş olmasından çok nasıl yendiği konuşulmalı, Sergen Yalçın da bu açıklamayı bunun için yaptı. Öte yandan elbette nasıl yerine sadece ne sorusunun cevabı Transfermarkt’ta yazmakta...

“BEN DEMİŞTİM DEMEYİ HİÇ SEVMEM”

Trabzonspor’un Denizlispor karşısında sahaya favori çıktığını kim söylemişti ki zaten? Burada 9 DETAY’da dedik, anlattık, yapmayın bakın Mehmet Özdilek takımları pusu kurar, çelme takar, tam yolun ortasında bir dal birikintisi varsa anlayın ki altı boştur, düşersiniz. Çapanızı savunmanızın önüne yerleştirin, güvenliği bırakmayın, alanı açmayın, hücumun sarhoşluğuna düşmeyin...

Sonunu bildiğiniz ama yine de izlemeden duramadığınız, hani şu herkesin eş zamanlı ağladığı ulusal kanal dizilerinden biri gibi Mehmet Özdilek’i izlemek. Maçı izlerken editör arkadaşlarımızla birbirimize “Mehmet Özdilek alacak maçı” diye konuşuyorduk. O kadar belliydi ki...

haftanin 11i

Nasıl Fatih Terim, Ankaragücü’nü daha fazla geriye yaslanmak zorunda bıraktıysa, Mehmet Özdilek de Trabzonspor’un daha fazla üzerine gelmesini istedi. Elbette çok riskliydi, öyle pozisyonlar var ki kaçması için kalkan çekmeniz ya da kale çizgisine büyü yapmış olmak gerekir.

Çok risk aldı Mehmet Özdilek, işin güzel tarafı Ünal Karaman da aynı derecede risk aldı....

Denizlispor’un ilk yaptığı Trabzonspor’un kanatlarını kilitlemek oldu. Sturridge, elbette marke edilebilir bir oyuncu değil, müthiş kaliteli, ancak topun ona ulaşmasını onun da topu atacak kimse bulamamasını sağlamak aynı zamanda Sörlöth’ü de kilitlemek anlamına geliyordu. Trabzonspor geliyordu, hücuma çıkıyordu ama verimli değildi.

Denizlispor, Trabzonspor’un üzerine bir kilit attı, yetmedi zinciri de çekti, üzerine bir de asma kilit daha koydu, kapının arkasına dolabı çekti. Attıkları 2 golde de Trabzonspor savunmasında kimse yoktu.

Ünal Karaman’ın daha önceki haftalarda iki stoper önüne üçüncüyü çapa görevinde yerleştirmesi hem beklerin hem merkez orta sahanın daha kolay çıkmasını sağlamıştı, gol yeme sorununa çözüm olmuştu, orta sahayı 5’leyerek oyunu da daha fazla kontrol eden bir Trabzonspor yaratmıştı.

Yani aslında savunma hamlesi gibi görünen 3. stoper, Ünal Karaman’ın uygulamasında hücum hamlesi olmuştu.

Denizlispor’a karşı çapasız, Obi Mikel ve Sosa gibi hücumu savunmasından kuvvetli ve daha da önemlisi “yaşı iki ceza sahası arasında koşmaya yetecek atletizmi zayıflatan” iki orta saha ile çıkması sonucu getirdi.

Öte yandan, ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golden önce Sturridge sadece 1 adım geride olsaydı, çok farklı şeyler konuşuyor olurduk...

Hücum güzellemeleri yapalım. Savunma futbolu oynayanları eleştirelim. Savunmanın da aslında hücumun ayrılmaz bir parçası olduğunu unutmadan... Ve evet, bunu da Transfermarkt yazmaz!

gs

HAFTANIN OLAYI: SİVASSPOR

Sivasspor’un Fenerbahçe maçı öncesinde tribünlerindeki pankart, bu haftanın olayıydı... “Yarım kalan hikayemiz için...”

2006-2007 sezonunun ikinci yarısında başlayan yükselişini ertesi sezon, 2007-2008’de 34 haftanın 30’unda ilk 3’te geçirerek sürdürmüştü Sivasspor. 2008-2009 sezonunun 15. haftasında liderliğe yükselmiş, 30. haftada Gaziantepspor’a yenilerek koltuğu Beşiktaş’a devretmişti. Bir daha da geri almak mümkün olmamış, Sivasspor o sezonu 66 puanla, liderin 5 puan gerisinde 2. sırada bitirmişti. Anadolu’dan şampiyon çıkartmak için unutulmaması gerekenler:

1- Süper Lig’de şampiyonluğun doğal adaylarıyla yarışa girdiğinizde liderliği bir kez kaybederseniz bir daha geri alamazsınız, Başakşehir örneğindeki gibi...

2- 11 kişiyle mücadele ederseniz kazanamazsınız, stadınız 12. oyuncunuz olmalıdır, Bursaspor örneğindeki gibi...

3- Şampiyonluk diye bir hedef koyarsanız veya koyulmasına müsaade ederseniz baskıyla da mücadele etmek zorunda kalırsınız, Sivasspor 2008 örneğindeki gibi..

Sivasspor taraftarının yarım kalan hikayesini canlı tutması, o günleri hatırlaması önemlidir. Özellikle de takımın ve şehrin üzerine kurulan baskının bir süre sonra nasıl aleyhlerine işlemiş olduğunu da...

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya