SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

Alp Özgen’in Bundesliga Günlükleri 7: Mucize kuzey ışığı ERLING HAALAND

Alp Özgen, Bundesliga Günlükleri'nde Almanya'nın kalbini yazıyor; Ozan Kabak, Ahmed Kutucu ve Erling Haaland yıldızlaştı.

Alp ÖZGEN Alp ÖZGEN
Alp Özgen’in Bundesliga Günlükleri 7: Mucize kuzey ışığı ERLING HAALAND

Yaklaşık bir aylık bir aradan sonra Bundesliga’da 2. yarı başladı. Hem de müthiş başladı. Gerek zirve yarışında gerekse ligde kalma ve Avrupa Kupalarına katılma mücadelesinde muazzam bir çekişmenin yaşanacağı daha ikinci yarının ilk haftasından net bir şekilde ortaya çıktı.

Harika geçen 18. haftanın detaylarına gireceğiz ama yazıya tabii ki kuzeyin mucize çocuğu Erling Haaland ile başlıyoruz.

Norveçli genç yıldız adayı Borussia Dortmund kariyerine öyle ışıltılı bir başlangıç yaptı ki ülkesi Norveç’te de görülen Kuzey Işıkları mucizesini bile aratmadı.

1,5 yıldır takımı 9 numarasız oynatma ısrarı yüzünden Dortmund’a 1 şampiyonluk ve sayısız maça mal olan obsesif teknik adam Lucien Favre’yi ipten alan bir mucizeden bahsediyoruz. Haaland’ın ne başardığını anlamak için Augsburg maçına biraz detaylı bakmamız gerekiyor.

Favre bu zorlu deplasmanda yine sahte 9 taktiğiyle; en uçta Reus ile başladı maça. Yani taraftarın ve medyanın ama daha önemlisi Dortmund yönetiminin ilk 11’de beklediği Haaland yedek kulübesindeydi.

Bu tip ara transfer dönemlerinde takıma yeni gelen oyuncunun ilk 11’de olmaması genelde yadsınmaz ve fizik kalite ile ilişkilendirilir. Ancak Haaland’ın geldiği takım Salzburg’un özellikle son 2 yıldaki performansı ile Avrupa’nın en üst düzey fizik kalitesine sahip ekiplerinden biri olduğu düşünüldüğünde, bu tercihin Favre’nin saplantılı karakterinden kaynaklandığı ortadaydı aslında. Tüm bu sıkıntılara bir de Augsburg’un yaptığı etkili pres eklenince, ev sahibi ekip Dortmund karşısında ilk yarıyı 1-0 önde kapadı.

Herkes (Augsburg teknik direktörü Martin Schmidt dahil) Favre’nin ikinci yarıya Haaland ile başlayacağını düşünüyordu. Hatta maçı Ssport 2 ekranlarında beraber anlattığım sevgili dostum Orhan Uluca ile canlı yayında bu konuda anlaşamadık. O Favre’nin kesinlikle Haaland hamlesini 46’da yapacağını düşündüğünü söylerken; ben saplantılı Favre’nin 60’a kadar bekleyeceğini iddia ettim.

Nitekim öyle de oldu ve Dortmund ikinci yarının hemen başında önce 2-0 sonra da 3-1 yenik duruma düştü. 3-1’den hemen sonra Favre yenilen 2 golde büyük hatası olan Piszczek’i kenara alıp Erling Haaland’ı sahaya sürdü. Formasyonu da 3’lü savunmadan 4-2-3-1’e çevirdi.

İşte ne olduysa bu andan sonra oldu. Oyuna girdikten saniyeler sonra topla ilk buluşmasında gole yaklaşan Norveçli genç oyuncu ikincisinde ilk şutunu çekti ve golünü attı. İkinci şutunda ikinci golünü ve üçüncü şutunda da üçüncü golünü attığı gibi.

Böylece 19’luk genç Norveçli daha ilk maçında Dortmund’u 3-1 yenilgiden 5-3 galibiyete taşıdı. Ama daha dikkat çekici olan Lucien Favre’yi ipten alması oldu. Attığı tüm gollerde ve maç içinde aldığı tüm aksiyonlarda net bir 9 numara bitiriciliğinin yanı sıra müthiş bir olgunluk da sergileyen Haaland’ın ligin kalan maçlarındaki performansı kesinlikle Dortmund’un şampiyonluk serüvenindeki en belirleyici faktör olacak. En önemlisi de 4-2-3-1 formasyonunda arkasında oynayacak üçlünün (Sancho-Reus-Hazard) performansını 2-3 kat arttıracak.

Ayrıca ligin duran toplardan en etkisiz takımlarından biri olan Dortmund’un artık Hummels dışında bir silahı daha olacak. Neresinden bakarsanız müthiş bir katkı. Tabii Lucien Favre’nin saplantılı karakteri yeniden hortlamaz ve düzenli olarak 11 oynarsa. Gerçi bu transferi yaparak bir anlamda formasyon değiştirmeye mecbur bırakan Dortmund yönetimini herhalde artık karşısına almaz.

HAALAND İLE GALATASARAY MESELESİ

Haaland’ın kuzey ışıklarını aratmayan bu mucize başlangıcından sonra ülkemizde alevlenen bir tartışma ile ilgili düşüncelerimi de yazdıktan sonra diğer maçlara da geçeceğim.

Bir çok futbolsever (başta Galatasaraylılar) Haaland’ın Galatasaray scouting ekibi tarafından keşfedildiğini ama peşin 3 milyon Euro bulamadığı için bu transferin gerçekleşemediğinden dem vuruyor. Maalesef ben buna katılmıyorum.

Evet Galatasaray scouting ekibi bu oyuncuyu 16-17 yaşında izlemiş, rapor etmiş ve Haaland da sarı kırmızılı ekibin radarına girmiş olabilir.

Buraya kadar itirazım yok ki zaten ben şahsen Galatasaray scouting ekibini beğenenlerdenim.

Ancak dönemin başkanı Dursun Özbek ve yönetimi 3 milyon Euro’yu bulsaydı da Haaland’ın Türkiye’ye gelmeyeceğini düşünüyorum.

Bunun iki temel nedeni var. 1- Alf Inge Haaland 2- Erling Haaland.

Kariyerinin önemli bölümünü İngiltere Premier Lig’de geçirmiş ve kuzey mentalitesine sahip olan bir babanın da oğlunun da kariyer planlamasına Türkiye, Çin, Katar vb ülkelerin dahil olabileceğine inanmak çok güç benim için. Zaten nihai hedef olan Premier Lig’e hatta iddialara göre Manchester United’a gidebilecekken dünyanın en iyi yetiştirici ligi olan Bundesliga’yı ve bu alanda marka olmuş Borussia Dortmund’u tercih etmeleri de bu savımı destekliyor. Bakalım tutkulu Dortmund taraftarının tercihinde önemli bir etken olduğunu söyleyen Haaland bu cuma Signal Iduna Park’ta neler yapacak?

LİDERLİK YARIŞINA KRALLIK YARIŞI

Bundesliga’da haftaya Haaland damga vursa da diğer maçlar da nefes kesti.

Şampiyonluk yarışında ilk yarı lideri Leipzig zirveyi kolay kolay bırakmayacağını gösterdi ve Werner’in yıldızlaştığı maçta Union Berlin’i geriden gelerek 3-1 mağlup etti.

Bayern Münih ise eski yıldız oyuncusu ve eski teknik direktörü Jurgen Klinsmann’ın forma soktuğu Hertha Berlin’i ilk 60 dakikasında zorlandığı maçta Thomas Müller’in etkili oyunu ile farklı yendi.

Maçı 4-0 kazanan Bavyeralılar da lidere bu işin peşini bırakmayacakları mesajını verdi.

Bu iki takım arasındaki şampiyonluk yarışı kadar Lewandowski ve Timo Werner arasındaki gol krallığı yarışı da son nefese kadar sürecek gibi gözüküyor bu sezon. Zira, 18 haftada 20’şer gole ulaşan gol makinelerinin durmaya niyeti yok.

Zirvenin diğer takipçileri Borussia Mönchengladbach ve Schalke 04 ise ikinci yarının açılış maçında Schalke’nin sahası Veltins Arena’da karşılaştı. David Wagner yönetiminde harika bir sezon geçiren Schalke’nin bu sezonki performansında başrolde olan ve bu haftaya kadar maç kaçırmayan Amine Harit’in sakatlığı ev sahibi taraftarlarda maç öncesi büyük bir endişe yaratırken Gladbach teknik direktörü Marco Rose de sahaya tüm gol silahlarını sürerek iddialı 11’le başladı. Ama çok temel bir hata yaparak ligin en çok koşan ve basan takımlarından birisine karşı deplasmanda oynadığı maçta koca orta sahayı sadece Zakaria’ya bıraktı.

SCHALKE’NİN OZAN’I VE AHMED’İ

Bu büyük hatanın sonucunda orta sahadaki ikili mücadelelerin neredeyse tamamını kazanan Schalke sayısız fırsat yakaladığı maçı, sezonun formda ismi Suat Serdar ve Augsburg’tan kiralanan (Augsburg’un neden bıraktığını hala anlayabilmiş değilim) Gregeoritsch’in golleri ile 2- 0 kazandı ve zirve yürüyüşünü sürdürdü.

Maçın yıldızı maç 0-0 iken bir topu çizgiden çıkaran, Harit’in yokluğunda 1 gol 1 asist ile oynayan Gregeoritsch oldu kuşkusuz. Milli futbolcularımız Ozan Kabak ve Ahmed Kutucu da son derece başarılı oynadılar.

Son 20 dakikada oyuna giren ve diri görüntüsü ile dikkat çeken Ahmed sezonun ikinci yarısında daha çok süre alacak gibi görünüyor. Zira gol yollarındaki iki önemli isim Mark Uth ve Skrybzki ile yollar ayrıldı. İlk tercih Benito Raman’ın birinci alternatifi artık Ahmed Kutucu. Emekçi santrfor Burgstaller ise forvet rotasyonunda son sıraya düşmüş gözüküyor.

Ozan Kabak için özetle söylenecek tek bir şey var: MAŞALLAH. Forma şansı bulduğu ilk maçtan bu yana sürekli üzerine koyarak ilerleyen genç stoperimiz şu an topu oyuna sokmada ve doğru noktalara isabetli pas göndermede ligin elit stoperleri ile yarışacak seviyede oynuyor. Gladbach maçında Ozan’ın boş pası yoktu neredeyse. Euro 2020 finalleri öncesi Melih’in sakatlığı ile kahrolduğumuz şu dönemde bundan daha iyi bir gelişme olamazdı herhalde.

Tek dileğim Ozan-Çağlar ikilisinin finallere sağlıklı gelmeleri. Emin olun bu yeni Turkish Wall da çok iş yapar. Hatta belki biraz iddialı olacak ama bu ikili geriden oyunu en iyi kuran ortalık olabilir turnuvada. Rotasyonda da Kaan Ayhan gibi değerli bir stoperimiz daha var.

ATEŞ HATTININ KAZANANLARI

Bundesliga’da haftanın diğer öne çıkan olayları ile noktayı koyalım. Haftanın en değerli ve kritik galibiyetine imza atan Werder Bremen oldu.

Ligde kalma mücadelesinde doğrudan rakibi Fortuna Düsseldorf’u deplasmanda mağlup eden Florian Kohfeldt’in öğrencileri Düsseldorf’un üstüne çıkmayı başardı. Paderborn’da ise artık yavaş yavaş Bundesliga 2 planları yapılmaya başlanıyor.

Hemen her maçta göze hoş gelen futbol oynayan ve gol atan ligin yeni ekibi için bu yaklaşım ligde kalmaya büyük bir ihtimale yeterli olmayacak.

Steffen Baumgart’ın ekibi ikinci yarının açılış maçında Bayer Leverkusen’den kendi evinde fark yiyerek bunu bir kez daha kanıtladı. Maçı 4-1 kazanan Peter Nosz ve öğrencileri de yeniden ilk 6 yarışının içine girdi.

Ateş hattının diğer kazananı ise Marcus Gisdol ile çıkışını sürdüren Köln. Ligin en iyi savunma takımlarından Wolfsburg’u 3-1 gibi net bir skor ile geçip 13. sıraya tırmandılar.

Eintracht Frankfurt ise mental anlamda çok değerli bir deplasman galibiyeti aldı. Bayern Münih karşısında alınan 5-1’lik tarihi galibiyetten bu yana adeta lanetlenmiş gibi garip puanlar kaybeden Adi Hütter’in takımı Hoffenheim’ı 2-1 ile geçti.

Sezonun alkışı ve saygıyı en çok hak eden takımı ise kuşkusuz Freiburg. Christian Streich ve takımı mücadeleci kimlikleri ve kompakt oyunları ile çıkışını sürdürüyor. Streich ve öğrencilerinin bu haftaki kurbanları Mainz’dı.

Bundesliga’da ikinci yarı gerçekten müthiş başladı. Hemen her maçta jeneriklik bir golün atıldığı Bundesliga’da 19. haftada da yine müthiş karşılaşmalar sahne alacak. Biz de haftanın notlarını günlüğümüze düşmeye devam edeceğiz.

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya