SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

Alp Özgen'in Bundesliga Günlükleri 3: Der Klassiker

Robert Enke’nin tüm Bundesliga maçlarından önce anılması kadar depresyon hakkında yapılan bilgilendirme de son derece anlamlı ve değerliydi.

Alp ÖZGEN Alp ÖZGEN
Alp Özgen'in Bundesliga Günlükleri 3: Der Klassiker

Der Klasikker’in milyonlarca kişiye ulaştığı Bundesliga hafta sonunda duygusal anlar yaşandı. 10 yıl önce depresyon nedeni ile intihar eden Robert Enke’nin tüm Bundesliga maçlarından önce anılması kadar depresyon hakkında yapılan bilgilendirme de son derece anlamlı ve değerliydi.

Milyonlara ulaşan bu mesajı duymayanlar için biz de bu satırlardan tekrar edelim. "Depresyon kader değildir. Kesinlikle tedavisi vardır."

Ozan Kabak’ın üst üste ikinci maçında gol attığı, Kaan Ayhan’ın da yine üst üste ikinci maçında asist yaptığı haftada; Marco Rose ile dolu dizgin devam eden Borussia Mönchengladbach, zirve yarışını Hertha deplasmanında 4 golle sürdüren Leipzig, galibiyet serisini 4 maça çıkaran Hoffenheim, Bayern’i 5’leyen Frankfurt’a geçit vermeyen Freiburg, Wolfsburg’u deplasmanda yenerek 4 hafta sonra kazanan Bayer Leverkusen, Bundesliga’daki ilk sezonunda 4. galibiyetini alarak asansör takım olmayacağının sinyallerini veren Union Berlin ve Paderborn’u deplasmanda tek golle geçerek ateş hattından sıyrılan Augsburg haftanın karlı takımları oldu.

1

 

Berlin duvarının yıkılışının 30. yılında Hertha Berlin–Leipzig maçı öncesi sahanın ortasına kurulan temsili Berlin duvarının seremonide tekrar yıkılması ve yeşil zeminde sahnelenen doğu-batı kucaklaşması ise hayatımda gördüğüm en güzel koreografilerden biriydi.

DER KLASSIKER NOTLARI

Bundesliga’da geçtiğimiz hafta sadece Almanya’nın değil tüm dünyanın gözü kulağı Bayern Münih ile Borussia Dortmund arasında Allianz Arena’da oynanacak olan Der Klassiker’deydi. Klinsmann döneminden bu yana en problemli sezon başlangıcını yapan ve 5-1’lik Frankfurt hezimetinden sonra Niko Kovac ile yolları ayıran Bayern problemli bir şekilde derbiye çıkıyor, rakip Dortmund ise her ne kadar son 7 lig maçında yenilmemiş ve Şampiyonlar Ligi’nde Inter’i tarihi bir geri dönüş ile devirmiş olsa da tam olarak taraftarına güven vermiyordu. Sonuçta kesin olan; bu sezonki ilk Der Klassiker buluşmasının iki problemli takım arasında oynanacak olmasıydı.

2

Bayern bu süreçte Kovac’ın yerine eski oyuncuları; antrenör Hansi Flick’i geçici olarak göreve getirdi ve başta Arsene Wenger dahil, birçok önemli teknik adam ile görüşmelere başladı. Ancak Flick’in önce Şampiyonlar Ligi’ndeki Olympiakos ve ardından da Der Klassiker’i gol yemeden (Flick öncesi ligde 10 maçta 16 gol yedi Bayern!) ve rakiplerine iki maçta tek bir pozisyon vermeden net skorlar ile galip gelmesi kredisini arttırdı ve şimdi Almanya’da Flick’in sezonu tamamlayabileceği konuşuluyor. Sezon sonu takımın başına geçmesi beklenen adayların başında şu isimler geliyor: Pep Guardiola, Erik Ten Hag ve Thomas Tuchel.

Gelelim maç notlarına...

Aslında Allianz Arena’da oynanan son 5 Der Klassiker’de Bayern’in Dortmund’u sürklase etmesi ve Dortmund’un geçen sene şampiyonluğa mal olan deplasman fobisi maçın net favorisi olarak zaten Bayern’i gösteriyordu. Ancak maçın Bayern için en kilit noktası geçmişin istatistikleri değil, Flick’in ve Favre’nin tercihleri oldu.

FLICK “MÜCADELE” DEDİ!

3

Hansi Flick bu sezon ligde 16 gol yiyen takım ile ilgili problemin teşhisini orta alanda koydu ve neşteri de bu bölgeye attı. Defansta onca eksiğe rağmen Kimmich’i merkez orta sahaya alabilmek için Pavard’ı sağ bekte oynattı ve stoperleri Martinez – Alaba ikilisinden oluşturdu. Savunmanın soluna da genç Kanadalı Alphonso Davies’i koyarak, onun enerjisi ve hızı ile ligin en tehlikeli kanat oyuncusu Jadon Sancho’yu durdurmayı amaçladı. Bununla da kalmadı Flick; orta alanda teknik yerine güç ve direnci tercih ederek devam etti. Tiago’nun yerine Goretzka ve yıllık 10 milyon Euro kiralama bedeli ile Barcelona’dan getirilen Coutinho’nun yerine de Müller’i oynatarak Dortmund orta sahasını fiziksel anlamda duman etti. İkili mücadelelerde Bayern Münih, Witsel-Weigl ikilisinden oluşan Dortmund orta sahasına muazzam bir üstünlük kurdu.

Kanatlarda Coman ve Gnabry gibi üst düzey iki hücumcunun da olduğu kusursuz işleyen bu sistemin en uç noktasında da şu an tartışmasız dünyanın en iyi 9 numarası Robert Lewandowski yer alınca; futbol Bayern Münih taraftarları için bir oyundan çok karnavala dönüyor.

Artık her sezon değil; her hafta yeni bir rekor kırmayı sıradan bir iş haline getiren Polonyalı golcü için sıfat bulmak gerçekten güç. Der Klassiker’de attığı gol ile efsane Gerd Müller’in 11 haftadaki 15 gollük rekorunu kıran Lewandowski, Müller’in 40 gollük sezon rekoruna gözünü dikmiş durumda.

4

Bayern’den son notu da Kanadalı genç yıldız adayı Alphonso Davies’e ayıralım. Geçen sezon devre arasında Bayern ailesine katılan Davies, son 5 maçta da 90 dakika forma giydi ve iyi bir grafik yakaladı. Son olarak Der Klassiker’de ligin en başarılı kanat oyuncuları Sancho, Hazard ve Hakimi’yi sahadan silen Davies’in adını çok daha fazla duyacağız gibi. Genç Kanadalı şimdilik Dünya şampiyonları (rekor transfer) Hernandez ve Pavard’dan daha fazla etki yaratmış durumda.

ÇANLAR FAVRE İÇİN ÇALIYOR!

Favre ise klasik alışkanlıklarından ve statükodan Der Klassiker’de de vazgeçmedi. Onun bu muhafazakar tavrı da sonunu hazırlayacağa benziyor. Aslında sezon öncesi fiziği iyi olan “net” bir 9 numara almaması bu inadın kırılmayacağının göstergesi gibiydi.

Borussia Mönchengladbach döneminden bu yana, hep pas trafiğini ve topa hakim olup kısa paslar ile gole gitmeyi öncelik haline getiren ve bu yüzden en uçta klasik santrfor yerine forvet, hatta ofansif orta saha kullanan İsviçreli teknik adamın bu tercihi kendisinden zayıf rakiplere karşı iç sahada tam bir futbol şölenine dönüşse de deplasmanlarda ve Bayern gibi oyuna hükmeden rakipler karşısında takımı çaresiz bırakabiliyor.

7

İşin kötüsü Favre’nin bir “B” planının olmaması. Oyuncu değişiklikleri dışında taktiksel olarak bildiği temel oyun dışında hiçbir değişikliğe gitmemesi, oyuncu değişikliklerini bile her maçta aynı dakikalarda yapması rakiplerin çok kolay önlem almasını sağlıyor. Ayrıca çok güçlü ve fiziksel anlamda dirençli bir santrfor olmasa da elindeki tek 9 numara olan Alcacer’i de kulübeden kullanma ısrarı hayatı iyice zorlaştırıyor Dortmund için. Dortmund Signal Iduna Park’ta rakiplere karşı göze hoş gelen futbol oynamaya devam edebilir. Kendinden zayıf takımları şov yaparak farkı skorlar ile mağlup edebilir. Ancak şampiyon olmak bundan çok daha fazla formül bilmeyi ve uygulamayı gerektiriyor. Maalesef bu reçete Lucien Favre’nin cebinde gözükmüyor. Yaz transfer döneminde Bundesliga’nın en flaş isimlerini kadrosuna katan Dortmund yönetimi de bu gerçeği değerlendirmeye başlamış olabilir. Çanlar hiç olmadığı kadar yüksek sesle çalıyor artık Favre için!

BUNDESLIGA’NIN YÜKSELEN DEĞERLERİ: MARCO ROSE & MARCUS THURAM

Geçen sezonun en değerli parçası Thorgan Hazard’ı Dortmund’a kaptırdıktan ve sezonun ikinci yarısında yaşadığı travmatik düşüşten sonra kimse Borussia Mönchengladbach’ın yeniden ayağa kalkabileceğini beklemiyordu. Hele ki böyle bir sezon başlangıcını. Ancak burası Bundesliga. Her yeni sezon, her yeni genç transfer ve her yeni teknik adam dramatik değişimler yaratabilir. Bundesliga’yı en özel kılan nokta da bu zaten. Mönchengladbach açısından da tam olarak bu yaşanıyor. Hemen herkes efsane futbolcu Lillian Thuram’ın oğlu Marcus Thuram’dan bahsediyor. Lewandowski ile birlikte sezonun en iyi başlangıcını yaparak, 10 maçta 10 gole (5 gol 5 asist) doğrudan katkı yapan Thuram övgüyü fazlası ile hak ediyor.

Muhtemelen onu düşündüğümüzden kısa bir süre içinde Premier League’de göreceğiz. Ancak koca bir takımın performansını tek bir oyuncuya bağlama taraftarı değilim. Bu yüzden burada asıl payeyi teknik direktör Marco Rose’ye vermek gerektiğini düşünüyorum.

Peki kim bu Rose? Nereden çıktı bu adam? Ve nasıl oldu da üzerine ölü toprağı serpilmiş bir oyuncu grubunu bir anda ligin en enerjik takımı haline getirdi? Öncelikle şunu söyleyerek başlayalım bu noktaya tırnakları ile kazıyarak gelmiş bir teknik direktörden bahsediyoruz.

6

Şu an hepimizin Şampiyonlar Ligi’nde hayranlıkla izlediği genç, dinamik Salzburg takımının mimarı Marco Rose. Bundan 3 yıl önce UEFA Gençlik Ligi’nde şampiyonluk yaşadığı Salzburg U19 takımının iskeleti ile oluşturduğu Salzburg ile 2 yıl üst üste Avusturya şampiyonu yaptığı takım; geçen sezon da Avrupa arenasında 10 galibiyet (8’i Avrupa Ligi) almıştı.

Salzburg’dan Gladbach’a getirdiği sağ bek Lainer ve Fransa liginden transfer edilen Marcus Thuram ile Bensabaini ve merkez orta sahada adeta Kante’ye evrilen Zakaria onun sisteminin kilit parçaları gibi duruyor. Geçen sezonu 2. Bundesliga’da kiralık geçiren Benes’in takımın hücum aklına dönüşmesi, Herman ve Hoffman’ın kariyerlerine yeni başlamış gibi bir hırs ve iştah ile oynaması bir teknik adam dokunuşu değildir de nedir? Dortmund’un da Favre’den beklediği ama bir türlü göremediği bu tip dokunuşlar değil mi?

OZAN ATTI; KAAN ATTIRDI…

Bundesliga günlüğümüzde son notlarımız lejyonerlerimizden. Haftanın en gollü ve çekişmeli maçında Ozan’lı Schalke 04, Kaan’lı Düsseldorf’u ağırladı. Kariyerindeki ilk hat trick’ini imza atan Hennings’in son golünü hazırlayan Kaan Ayhan, iki haftadır yaptığı asistler ile ligin 10 numaralarına taş çıkartıyor.

7

Schalke forması altında ilk 11 çıktığı ikinci maçında da gol atma başarısı gösteren Ozan Kabak da dolu dizgin devam ediyor.

Ozan’ın henüz 1 tam yılı tamamlanmayan kısa Bundesliga kariyerinde attığı gol sayısı ise şimdiden 5! Müthiş zamanlaması ve vuruş tekniği ile önce Stuttgart bu sene de Schalke forması altında attığı gollerin hepsi son derece klas ve zor goller Ozan’ın. Ancak ben başka bir yönüne daha dikkat çekmek istiyorum genç stoperimizin. Genç yaşına rağmen sahadaki duruşu ve top ile olan ilişkisi. Ozan kariyerinin çok başında ve kuşkusuz çok hata yapacak. Bu maçta da Düsseldorf’un attığı 3. golde de hatası var. Ancak sahadaki duruşu, driplingleri, serinkanlı tavrı bana Freiburg’lu Çağlar’ı çok hatırlatıyor.

O zaman da Çağlar’ı gereksiz risk alan, hata yapan ve dağınık olarak değerlendiren, “bundan bişey olmaz” diyen futbol uleması yorumcularımızın kulakları çınlasın!

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya