SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

"Futbolu anlamak insanı anlamaktan geçiyor"

Röportaj - MÜDAVİMLER | 08.04.2020 19:07

Avrupa'nın en genç antrenörü, doktoralı futbol adamı Selçuk Erdoğan, Bursaspor'un sportif direktörü ve hayalinde La Liga var. Daha henüz 29 yaşında...

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
"Futbolu anlamak insanı anlamaktan geçiyor"

2011’den bu yana Ünal Karaman, Samet Aybaba gibi önemli teknik adamların yanında yardımcı antrenör olarak görev yapan Selçuk Erdoğan, futbolcu ve antrenör apoletlerinin yanına sportif direktörlüğü de ekledi.

Bursaspor’un sportif direktörlüğüne getirilen Selçuk Erdoğan, “Önceden araba sürüyorduk, şimdi otobüsü verdiler, sportif direktörlük biraz farklı bir görev. Çim kokusunu da özledim, umarım en yakın zamanda antrenörlüğe geri dönmek istiyorum” diye konuştu.

"BİZİM İŞİMİZ İNSANI ANLAMAK"

Türkiye’de sportif direktörlük konusunda süregelen yetkinlik tartışmasının yanında, soyunma odasından bu göreve geçen Selçuk Erdoğan, futbolcu ve antrenörle olan iletişimi de en iyi bilen isimlerden biri.

“Sportif direktörlük kesinlikle bir altyapı gerektiriyor. Bizim işimiz insanı anlamak. Futbolcuları bir meslek olarak kabul edip bazen insan olarak görmüyoruz. Robot ya da milyoner olarak görüyoruz."

"Benim en büyük avantajım, 10 yıl boyunca futbol oynamış, bu işin okulunu okumuş, yüksek lisansını yapmış, doktorasını yapmış, yurt dışında nasıl uygulandığını araştırmış, uzun yıllar Süper Lig’de antrenörlük yapmış biri olarak bu pozisyona gelmiş olmam.”

"FUTBOLCUNUN DİLİNDEN ANLAMAK"

“Futboldaki asıl olay sizin 90 dakikaya hazırlanış sürecinizdir. Fizyolojik, psikolojik ve diğer farklı derinliklerle beraber... Daha önemlisi ise futbolcunun dilinden anlamaktır. Soyunma odasında ya da sahada. Sportif direktörlükte daha fazla açıdan bakmak durumundasınız. Sosyolojik, ekonomik konular var. Zor bir alan.”

“21 yaşında Beşiktaş’ta antrenörlüğe başladığımda Avrupa’nın en genç antrenörü unvanını Andres Villas Boas’tan almıştım. Şimdi de Avrupa’nın en genç sportif direktörü oldum.”

“Ülkemizde ne yazık ki magazinel haberler ortaya çıkıyor ama literatüre ve futbolun özüne odaklanan olaylar kıymet görmüyor, ne kadar önemli olsalar da...”

"SİSTEMİN İÇİNDE ERTİMEK GEREKİYOR"

Ülkemizde sportif direktörlük olarak gerekli altyapıya sahip Selçuk Erdoğan gibi isimler aynı zamanda hem ülkemizde hem Avrupa’da yakın gelecekte teknik direktörlük görevi için de futbolumuza önemli katkılar sağlayabilecek isimler. Dolayısıyla bir noktada bir seçim yapılması gerekiyor, sportif direktörlük pozisyonunun yeterince gelişmemesinin nedenlerinden biri de bu olabilir.

Selçuk Erdoğan insanların kendilerini geliştirmesinin ve yaptığı işe saygı duymasının öneminden bahsederek şöyle devam ediyor: “Sportif direktör, teknik direktör ya da sportif direktör pozisyonlarını bir sistemin içinde eritmek anlam kazandırıyor. Türkiye’de çok yetenekli antrenörlerimiz var. Ancak teknik direktörlük sadece 105x65 cm alanın içinde bitmiyor. İşinizin dışında çok fazla mesele ile uğraşıyorsunuz.”

“Hayatımda huzurlu olduğum, yüzde yüz futbolla ilgilenebildiğim tek kulüp Sivasspor’dur. Bu çok kötü bir şey... Sadece futbola ve oyuna odaklanabiliyordum.”

“Ben şu an 29 yaşındayım ve çok daha fazlasını isteyeceğim. Futbolu anlamak insanı anlamaktan geçiyor. Hayalim Premier Lig veya La Liga’da antrenörlük yapmak. Geçen sene bu fırsat ayağıma geldi. Madrid’e Getafe kulübü ile görüşmeye gitmiştim ama bazı anlaşamadığımız noktalar oldu.”

"SABIRSIZIZ"

Selçuk Erdoğan, futbolu hem oynamış hem yönetmiş hem de doktorasına kadar eğitimini almış gelecek vadeden bir futbol adamı ancak Avrupa’nın ülkemizdeki futbola bakış açısı da önündeki engellerden biri.

Türkiye’nin Avrupa’nın gözündeki düşük imajı, buradan oraya giden yolu zorlaştırıyor. Bu imajın düşmesinin nedenlerinin başında da bizim kendi futbol camiamız var ne yazık ki...

Avrupa’da futbolu içinden takip eden Selçuk Erdoğan, en büyük sorunumuzun sabır olduğunu söylüyor.

“Hemen her şeyin olmasını istiyoruz, sabırsızız. Bugün dünyada en çok konuşulan kulüp Liverpool. Jurgen Klopp takımın başına geldiği ilk sezon neyi başardı? Her sezon bir basamak daha çıktı. Önce Şampiyonlar Ligi finali, ertesi yıl kupayı kazandılar, bu sezon da Premier Lig’de şampiyonluğa koştular. Eğer başarılı bir futbol takımı kurmak istiyorsak bir antrenöre en az 1,5 sezon sabretmek zorundayız. Elbette inanıyorsa, teknik adam doğru şeyleri yapıyorsa...”

ALTYAPI SADECE FUTBOLCU YETİŞTİRMEZ

Altyapıların hem futbolcu hem teknik adam hem de sportif direktör yetiştirecek en temel eğitim yerleri olduğunu biliyoruz. Ancak yakaladığımız nesillerin içinden çok az futbolcu çıkartabiliyoruz.

Selçuk Erdoğan’a göre modern çağın çocuklarının sorunu çalışmamak değil, mücadele ruhu eksik...

“Son 5-10 yılın jenerasyonlarına bakarsak, saha içinde ve dışında mücadele ruhunun düşük kaldığını görebiliriz. İstemiyorlar, ısırmıyorlar, zorlamıyorlar. Altyapıdan çıkan oyuncu yıllık 500 bin TL’lik bir kontrat imzalıyor, son model bir araba ve diyor ki ben oldum. Önünü göremediğini fark etmiyor. Yetenek tek başına yeterli değil. Gelen yabancı teknik direktör bizim 23 yaş altı oyuncularımıza çok fazla sıcak bakmıyor. Güvenmediğini söylüyor, gelişim odaklı değil. Onları zorlayacak teknik adamlar olmayınca jenerasyonlar da kesik kesik geliyor.”

“96-98 jenerasyonunda iyi oyuncular yakaladık, dünya çapında da ses getiriyorlar. Bursaspor olarak bizim de 2000-2001 jenerasyonundan 3 gelecek vadeden oyuncumuz var; Burak Kapacak’ı Avrupa kulüpleri takip ediyor, Ramazan Keskin ve Ataberk Dadakdeniz.”

"ALTYAPILARDA AİLE TERÖRÜ VAR"

Altyapıların bir başka sorunu ise aileler.

Futbolcuların aileleri çocukları biraz kendisini göstermeye başlayınca sözleşme talebiyle geliyorlar, olmazsa çocuklarını alıp başka kulüplere götürüp eğitimine ve gelişimine aldırmadan ne kadar para kazandığıyla ilgileniyorlar.

Selçuk Erdoğan bu konuda çok net: “Altyapılarda aile terörü var. Bunun nedeni de futbol oynayan çocukların genelde ekonomik olarak varlıklı olmayan ailelerden gelmesi. Çocuk altyapıda bir yere kadar geliyor, aile de çocuğu Türk Lirası işareti olarak görmeye başlıyor. Bu defa çocuğu kaybediyorsunuz, aile baskısı yüzünden performans alamıyorsunuz. Ama sorunun nedeni olarak altyapıdaki hocalar ve sorumlulular ya da jenerasyon suçlanıyor.”

Ülkemizde altyapı da aslında tam olarak anlaşılabilmiş ve kurgulanmış değil. Her takımın her yıl en az 3 tane futbolcu çıkarması bekleniyor.

Selçuk Erdoğan, her kulübün yetiştirici olamayacağını söylüyor: “Her kulübün altyapı kültürü olmaz. Bayern Münih’in altyapı kültürü olmasını bekler misiniz? Beklemezsiniz. Stuttgart’tan Schalke’den beklersiniz. Dünyanın en büyük altyapısı Real Madrid, yetiştirdiği futbolcuları başka kulüplere servis ediyor, kendisi yıldız futbolculardan kadro kuruyor. Türkiye’de de bu meseleye aynı gözle bakmak gerekiyor."

"Bütün takımlar altyapı kuracak ve bu popülasyonu yönetecek diye bir kaide yok. Bazı kulüpler yetiştirir, oynatır. Bazı kulüpler yetiştirir diğer takımlara satar. Bazı kulüpler yetiştiremez, yetiştiren kulüplerden alıp ekonomik dengeyi sağlar.”

KORONAVİRÜS FUTBOLU DEĞİŞTİRECEK

Koronavirüs salgını sonrası bizi bekleyen futboldaki ekonomik krizi elbette futbolcu yetiştirmekten başka bir çare bırakmayacak. Küçülen bütçeler altyapının rolünü değiştirecek.

Öte yandan, altyapılar sadece futbolcu yetiştirmez, antrenör de sportif direktör de ülke futbolunun gelecekteki yöneticileri de altyapılardan çıkacak.

Altyapılardaki her çocuk futbolcu olmak zorunda değil. Önlerinde Selçuk Erdoğan gibi genç yaşta önemli işlere imza atmış isimleri gördükçe, örnek alacaklar.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya