SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

9 DETAY: Süper Lig'de 34. hafta

9 Detay - MÜDAVİMLER | 24.07.2020 16:12

Süper Lig'de haftanın öne çıkan maçları, karşılaşma öncesi analizleri, dikkat çeken rakamlar, en genç takımlar, golcüler ve ayrılıklar.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
9 DETAY: Süper Lig'de 34. hafta

Süper Lig’in hiç bitmeyecekmiş gibi gelen ve uzadıkça uzayan, bir ara zaten hiç göremeyeceğimizi sanmaya başladığımız 34. haftasına ulaşmayı başardık.

Pandemisi, hakemleri, yolların ayrıldığı hocaları, iniş çıkışlı futbolcu performansları, sıralamayı sürekli değiştiren maçlarının sonuncusuna geldik.

Şampiyon Başakşehir, Pazar akşamı Kasımpaşa maçının ardından kupasını kaldıracak. Cumartesi akşamı ise küme düşenlerin üzüntüsüne ortak olacağız.

Bu sezona dair konuşulacak çok şey var ama gelin önce son haftaya göz atalım.

1- ANTALYASPOR-GALATASARAY

Antalyaspor, pandemi sonrası fizik kondisyon olarak öne çıkan takımlardan biri oldu, bu da rakiplerini oldukça zorladı. Çünkü pek çok takımın, Antalyaspor’un fiziksel gücüne karşılık verecek kuvveti yoktu. Sadece bu bile Antalyaspor’un Tamer Tuna’nın gelişiyle birlikte başlayan yükseliş grafiğini sürdürmesinde çok büyük rol oynadı, özellikle aranın ardından.

Son 13 maçının sadece 1’inde gol atamayan Antalyaspor, yenilgi görmeden üst üste 11 maç puan topladı, ta ki Başakşehir karşılaşmasına kadar.

Üst üste aldığı 3 mağlubiyetin ardından Göztepe’yi yenen Galatasaray, rakibine karşı kalesini kapatabilirse sezonu mağlubiyet almadan tamamlayabilir. Ancak bu çok kolay değil.

Okan Koçuk, Muslera’nın yokluğunda kalede her hafta biraz daha yerini buluyor, ancak en önemlisi hata yaptığında bunu telafi edebilmek için çok hızlı reaksiyon gösterebiliyor. Evet, Galatasaray Muslera’sız gol yemediği bir maç geçirmedi ancak bunun sorumlusu olarak Okan’ı göstermek de biraz haksızlık olur.

Oyun planını hücumda kuran Galatasaray gibi takımlar, alternatiflerini yitirdikçe savunmada sorun yaşamaya başlarlar, Fatih Terim’in elindeki gol planları listesinin neredeyse yarısının üzeri çizildi. Mücadele gücü de düşünce Avrupa bileti dahil olmak üzere tüm hedeflerden geri düştüler.

Galatasaray son maçını kazanarak ligi bitirmek istese de Antalyaspor’u karşılamakta zorlanacaktır.

2- GÖZTEPE-SİVASSPOR

Pandeminin öncesinde başlayan düşüş sonrasına da yansıyan iki takımın mücadelesini izleyeceğiz.

Son 11 maçında galibiyet alamayan Göztepe, ligin en zayıf takımına dönüştü. Ne alanı tutabiliyorlar ne rakibi… Çok kolay goller yiyorlar, savunmada çok hata yapıyorlar, dikkatsiz ve dengesiz oldukları kadar fiziksel olarak da güçsüzler.

Üst üste iki maçını 3-1 kaybeden Göztepe, yediği kadar kolay kolay gol atamıyor. Kadrosundaki yerli oyuncularla öne çıkan takımın kulübeden yapılan hamlelere de cevap verememesi işi zorlaştırıyor.

Mücadele gücü düşük takımlara karşı kaybetmeyen Sivasspor, son iki maçını 2 golle kazandı, ancak biraz organize bir takımla karşılaştıklarında hareket kabiliyetlerini kaybediyorlar. Fizik kondisyonla değil akılla futbol oynayan Sivasspor’un mental olarak düşüşü oyununu da sıradanlaştırdı.

Sivasspor, ligi 3. sırada bitirmek için bu maçı kazanmak zorunda. Karşısında ise kolay geçebileceği bir rakip var. Herhangi bir hedefi olmayan Göztepe için zor bir karşılaşma olacaktır.

3- GENÇLERBİRLİĞİ- BEŞİKTAŞ

Burak Yılmaz ve Boateng ayrılığının ardından Umut Nayır ve Ljajic’in oynamasını beklemediğimiz Beşiktaş, pandemi sonrasında oynadığı 7 maçın 5’ini kazanmasında rol oynayan hücum hattından yoksun olacak.

O galibiyetler, bugün Beşiktaş’ı Avrupa’ya götürüyor, Gençlerbirliği’ni yenerse 3. şansı da bulunuyor.

Herkes puan kaybederken kazanan bir takım yaratmak, üstelik bunu hem ekonomik hem kadro sıkıntılarına rağmen başarabilmek, Sergen Yalçın’ın teknik direktörlük başarısıdır. Tüm hedeflerin kaybedildiği noktada vazgeçmeyen, pes etmeyen bir Beşiktaş yaratmayı başardı.

Öte yandan tüm bu süreçteki en büyük yardımcısı, hücum hattının sakarlıklarını toparlayıp oyun içinde tüm takım arkadaşlarını yönlendiren Burak Yılmaz olmuştu. Burak’ın ayrılıp Lille’e transfer olması, yeri doldurulması zor bir açık yaratacak.

Gençlerbirliği maçından başlayarak…

Hamza Hamzaoğlu’nun gelişiyle birlikte kabuk değiştiren Gençlerbirliği, asla mücadeleyi bırakmayan, gol yese bile rakibinin üzerine gitmekten korkmayan bir takıma dönüşmüştü ki pandemi arasının ardından aynı takımı bulamadık.

Kenar müdahaleler ile sürekli ayık ve uyanık tutulmaya çalışılan takımın düşme hattına fazla yakın olması da endişe verici.

Hamza Hamzaoğlu’nun Sergen Yalçın’a karşı kullanabileceği tek silahı var: Oyunu rakip yarı sahaya kuran ve arkada derin boşluklar bırakan Beşiktaş, hızlı kontratağa çıkabilen Stancu, Sio gibi oyuncuları durdurmak zorunda.

4- KAYSERİSPOR-TRABZONSPOR

Pandemi sonrasında oynadığı 7 maçın sadece 2’sini kazanabilen Trabzonspor’un oldukça zorlanacağı bir maç bekleyebiliriz.

Ne de olsa rakip teknik direktör pusu kurmak ve en zayıf yerine saldırıp avını parçalamak konusunda çok ama çok iyi…

Düşme hattının kritik maçında, rakibinin açıklarını çok iyi değerlendirerek kümede kalacak puanları toplama çabasındaki Kayserispor, şampiyonluk yarışını kaybeden ve hocası ayrılan moralsiz Trabzonspor’a karşı mental avantaja sahip. Ancak Prosinecki’nin takımı düşündüğümüz mental güçte mi?

Düşme hattından kaçmaya çalışan Çaykur Rizespor’a, hedefsiz Gaziantep FK’ya ve şampiyonluğunu garantilemek için sahaya çıkan Başakşehir’e karşı çok istedikleri galibiyetleri alamadılar. Bu son 3 maç Kayserispor’u kümede tutabilirdi. Şimdi son maçta sadece kazanmak yetmiyor, Rizespor ve Denizlispor’un da kaybetmesini bekleyecekler.

Trabzonspor’un ise Kayserispor’un yaşam savaşına karşı durabilecek gücü, uzun zamandır yok. Zaten şampiyonluğun gitme nedeni de bu değil mi?

Fiziksel olarak güçsüz olan Trabzonspor’un şampiyonluğu kovalarken maç içinde sahada yürümesi akıl almaz bir görüntüydü. Oyuncular zihinlerinden geçenleri yapamayacak kadar zayıf kaldılar. Bu elbette teknik heyete yazılır, pandemiye yazılır. Hüseyin Çimşir ile yolların ayrılması da doğal sonuç oldu.

Ancak tam da Türkiye Kupası finali öncesinde takımı hocasız bırakmak?

Sahi Ünal Karaman neden ayrılmıştı?

5- FENERBAHÇE-ÇAYKUR RİZESPOR

35 puanı yakalayan Çaykur Rizespor, düşme hattındaki 32 puanlı Kayserispor ve Yeni Malatyaspor’dan uzaklaşmaya çalışmak zorunda.

Tek yapması gereken kazanmak, hani derler ya kendi göbeğini kendisi kesecek diye…

Küme düşme hattına bu kadar yaklaşmış ve son haftaları atlatmak zorunda olan takımlarda üst üste teknik direktör değişiklikleri sık görülür, hatta her hafta başka bir hoca ile sahaya çıkmak bile şaşırtıcı olmaz. Çaykur Rizespor da benzer bir kalp masajını denedi, son rakibi Fenerbahçe.

Ligde herhangi bir iddiası bulunmayan Fenerbahçe’nin, tıpkı Beşiktaş gibi pandemi dönüşünde üst üste kazanacağı bir seri yakalaması halinde Avrupa bileti işten bile değilmiş. Bunu, tablonun üst sıralarındaki takımların ne kadar fazla puan kaybetmiş olmasından ölçüyoruz.

Ancak Fenerbahçe bu şansını kullanamadı. O kadar derin sorunları vardı ki kenar müdahale veya 11’de değişiklik yapılarak çözülmesi mümkün değildi.

Göztepe maçı dışında, sahada nasıl bir planla oynadığını görebildiğimiz bir Fenerbahçe izlemedik. Bu son derece kritik bir gözlem. Elbette teknik ekip, Tahir Hoca başta olmak üzere takıma bir plan hazırlıyordu, buna şüphemiz yoktu. Ancak bu planlara (Göztepe hariç) sahaya yansımadı.

Ne yaptığı, nereye koştuğu, ne yapmaya çalıştığı belli olmayan bir takım izledik ki taraftarları için en büyük sıkıntı da buydu.

Oyun içinde gerek 112de gerekse değişiklikte kullanılan genç oyuncuların daha fazla mücadele ettiğini, daha yaratıcı olduklarını gördük. Şimdi de Çaykur Rizespor maçına gençlerden kurulu bir kadro ile sahaya çıkmasını bekliyoruz.

Bu dinamikler karşılaşmayı oldukça karışık bir hale getirebilir, sonucunu kestirmek hayli zor olacaktır.

6- KASIMPAŞA-BAŞAKŞEHİR

Şampiyon Başakşehir, Fuat Çapa ile birlikte ligin en derli toplu takımlarından birine dönüşen Kasımpaşa’ya konuk olacak.

Süper Lig’de sezonun gidişatına damga vuran teknik adamlardan biri oldu Fuat Hoca…

Birbirinden çok farklı nitelik ve özelliklerde, yan yana oynaması mümkün görünmeyen, tamamen transfer felaketi olan bir takıma, birlikte oynayabilecekleri bir plan kurdu. Ve bir anda Kasımpaşa ligin dibinden “hedefsiz bir takıma” dönüştü ki önünde yeterince hafta olsaydı belki üst sıraları bile zorlayacak konuma gelebilirlerdi.

Eğer ki Başakşehir, 33. haftada şampiyonluğunu ilan etmemiş ve mücadele son maça kalsaydı, Okan Buruk’un takımının işi çok ama çok zor olacaktı.

Süper Lig tarihinde şampiyonluğunu ilan eden takımın son maçını kaybettiğini pek çok kez gördük. Son derece doğaldır, rehavet hele ki şampiyonluk gibi ulaşılması en zor hedefe varıldığında normal bile kabul edilebilir. Ancak Okan Buruk, her şartta takımının disiplinden kopmasına izin vermiyor.

Geçen haftayı hatırlayın, Trabzonspor mağlup olmuş, Başakşehir şampiyonluğu ilan etmiş, elektrik kesintileri nedeniyle maç uzamış, Okan Buruk hala kenardan takıma direktif veriyor.

Kazanan hoca böyle olunuyor…

Ve Okan Hoca, Avrupa Ligi öncesinde bu maçı önemseyecek ve kaybetmek istemeyecektir.

7- EN GENÇ TAKIMLAR

Süper Lig’in 33 haftalık maratonunda sahaya çıkan en genç 11, 23,8’lik yaş ortalamasıyla 17. haftada Trabzonspor’a karşı Kayserispor’du.

Kadroda 20 yaş altında 4 oyuncu vardı ve en genci 15 yaşındaki Emre Demir’di. İlk 11’de 30 yaş üstünde futbolcu yoktu, en yaşlısı 30’undaki Artem Kravets’ti. Djedje ve Ziya Alkurt ise 29’undaydı. Kayserispor’un yedek kulübesi de son derece gençti, 37 yaşındaki kaleci Hakan Arıkan dışındaki 8 oyuncu da 20 yaş ve altındaydı.

Ekonomik nedenlerle takımdan ayrılan futbolcuların yerine kurulan bu kadronun ekstrem koşullarda sahaya çıktığını da hatırlatalım.

Bu zorunlu en genç takımın hemen arkasından gelen ise 25,8 yaş ortalaması ile 12. haftada Denizlispor’la mücadele eden Çaykur Rizespor 11’iydi. 6 oyuncu 25’in, sadece 1’i 20’nin altındaydı.

En genç 11’ler listesinin üçüncü sırasındaysa, 14. haftada Antalyaspor deplasmanına çıkan Trabzonspor bulunuyor, ortalaması 26,1’di.

8- GOL KRALLIĞI YARIŞI

Süper Lig’de gol krallığı yarışında 2 isim kaldı; 23 gollü Sörlöth ve 22 gollü Papiss Cisse. Maç başına gol ortalamasında, 22 gole 31 maçta ulaşan Cisse önde olsa da sayı olarak geçmek için oyuncunun sadece 1 maçı kaldı.

Süper Lig’in en golcü stoperi, 7 kez ağları bulan Göztepeli Alpaslan Öztürk oldu. En golcü sol bek; Filip Novak 7’ye ulaşırken, sağ bek ise 4 golle Gökhan Gönül oldu.

6 numara tabir edilen savunmaya dönük orta saha oyuncuları, yani önliberolar arasında en golcü isim Atiba oldu. Merkez orta sahalar arasında ise Jose Sosa 9 golle lider.

En golcü 10 numara Konyasporlu Farouk Miya’nın 8 golü bulunuyor.

Sol kanatta en çok gol kaydeden futbolcu Nwakaeme 11 gole imza attı. Sağ kanatta ise bu isim 12 gol bulan Edin Visca oldu.

9- LİG BİTMEDEN GİDENLER

Süper Lig’de, pandemi arasının ardından maçların yeniden başladığı 12 Haziran'da bugüne 20 oyuncu takımından ayrıldı.

Aralarında Michael Frey, Emre Mor ve Edgar Le’nin de olduğu 4 futbolcu ise kiralık gönderildikleri Avrupa’daki takımlarından Süper Lig’e geri döndüler ancak hiçbiri oynatılmadı.

Kayserispor’dan Alpay Çelebi ise Beşiktaş’a geri dönerek Süper Lig’de hareket eden tek oyuncu oldu.

Bu oyuncuların 9’u kiralık olarak transfer edildikleri takımlarına geri döndü; 4 oyuncu bir başka lige transfer oldu. Son isim ise Fransa'nn Lille takıma transferini tamamlamak için yola çıkan Burak Yılmaz... 

Aralarında Mariano, Nagatomo, Max Kruse, Victor Ruiz gibi yabancı oyuncular ile Oğulcan Çağlayan’ın bulunduğu 11 futbolcu ise boşa çıktı.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya