SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

9 DETAY: Süper Lig'de 26. hafta

9 Detay - MÜDAVİMLER | 13.03.2020 15:42

Didem Dilmen 26. haftanın öne çıkan maçlarını, asist yapan kalecileri, en çok kart gören oyuncuları, skorer defansları ve galibiyet gollerini derledi

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
9 DETAY: Süper Lig'de 26. hafta

Koronavirüs’ün hayatımızın her anını kontrol altına almıştı, futbol da payını aldı ve bu haftadan itibaren spor karşılaşmaları seyircisiz oynanacak. Bu akşamın açılış maçlarından pazar gününün şampiyonluk adaylarını karşı karşıya getirecek mücadelelerine kadar sessizlik hakim olacak.

Sağlığın 3 puanı da şakası da yok, meselenin insan hayatına vardığı noktada puan veya puanların hesabını bir kenara bırakacağız.

Maçlar oynandığı sürece 9 DETAY da hayatına devam edecek.

1- AÇILIŞ MAÇLARI

Süper Lig’de 26. haftanın açılışını iki maçla yapıyoruz.

Ankaragücü – Çaykur Rizespor ve Kasımpaşa-Göztepe, akşam karşı karşıya geliyorlar.

Mustafa Reşit Akçay’ın göreve gelmesiyle birlikte Ankaragücü çok ciddi bir dönüşüm geçirdi. Beklemektense hücuma çıkan, tempoyu düşürmek yerine yükselten, alanı tutmaktansa topu kullanan bir takıma dönüştü.

Ankaragücü, son 6 haftada oynadığı maçları, kaybedecekse de oynayarak şansını denemek, hücumda kaybetmek üzerine kurguladı. Fenerbahçe’ye karşı 2-1 kaybettikleri maçta çıkmakta zorlanmış, fazla baskıyı ancak geri çekilerek kabul etmişlerdi. Diğer 5 maçta ise (Beşiktaş dahil) kaybederken bile en az rakibi kadar pozisyona giren bir takıma dönüştü. İlk devredeki kırgınlıkları geçti, pes etmeyen bir karaktere dönüştü.

Öte yandan Çaykur Rizespor, çok iyi başladığı sezonun devamını getiremedi, İsmail Kartal’ın futbol felsefesini sezona yaymayı başaramadılar. Ünal Karaman ile çıktıkları ilk maçta Alanyaspor’a çok zorluk çıkarttılar ama Akdeniz ekibinin golcülerini durdurmak her anlamda çok zordu, beraberlikle yetinmek zorunda kaldılar.

Gelelim diğer karşılaşmaya...

Kasımpaşa ile Göztepe’nin arasında uçurum olduğunu ve bu maçın deplasman takımının farklı galibiyetiyle sona ereceğini düşünenlere bir bilgi verelim:

Geçtiğimiz hafta, düşme hattındaki direkt rakibi ile karşılaştı Kasımpaşa. Maçı, Süper Lig’in puan tablosunu bilmeyen, söz gelimi bir İngilizle seyretmiş olsaydım, maçın sonunda da dönüp “Bu takım ligde kaçıncıdır?” diye sorsam acaba ne cevap alırdım...

Özellikle Haddadi’nin bekten yaptığı kanat bindirmeleri, Aytaç’ın orta sahayı kullanması, Thiam ile Koita’nın iletişimi, oyuna sonradan girip ilk yıllarını hatırlatan muhteşem bir gol atan Yusuf Erdoğan’ı uzun uzun yazabiliriz. Kayserispor’a karşı bulunduğu yerin takımı olmadığını bağırdı Kasımpaşa adeta...

Elbette, o maçta Kayserispor’du rakip, bu maçta Göztepe, kabul. Bir hafta önce aynı Kayserispor’a mağlup oldu Göztepe ve an itibariyle en tehlikeli durumdalar. Ne düşme korkusu var ne Avrupa Ligi iddiası, amaçsız ve hedefsiz bir takıma dönüştüler. 25. haftada Başakşehir’e kaybetmelerinin garip bir yanı yok ama önce Kasımpaşa ardından Trabzonspor maçlarını oynayacaklar, umalım da “bitse de gitsek” moduna girmemiştir İlhan Palut’un öğrencileri...

2- KONYASPOR – FENERBAHÇE

Konyaspor’un Aykut Kocaman ile gösterdikleri tüm o saygı duyulası inada rağmen yolların ayrılmasının ardından göreve Bülent Korkmaz gelmişti. 4 maçta Göztepe’ye mağlup olmuş ve 3 kez de berabere kalmışlardı.

Yine bu 4 maçın 3’ünde (Kasımpaşa maçı 0-0 berabere tamamlandı) ilk golü atan Konyaspor oldu, Yeni Malatyaspor’la 1-0’dan 1-1, Kayserispor’la 2-0’dan 2-2 berabere kaldılar, Göztepe’ye 1-0’dan 3-1 kaybettiler.

Bülent Korkmaz’ın teknik direktörlük kariyerinde en çok karşılaştığı takım Fenerbahçe, 11 kez sarı lacivertlilere karşı mücadele etti, 5 mağlubiyet, 3 galibiyet ve 3 beraberlik aldı.

Bu sezon Antalyaspor ile ligin ilk yarısında 1-0’lık galibiyet elde etmişti. Bu kez Konyaspor ile bir kez daha elinden geleni yapacak.

Fenerbahçe’nin ise henüz teknik direktörü açıklanmadı.

Denizlispor’a karşı alınan beraberlikle birlikte kazanamama serisi 6. maça çıktı.

Eğer Bülent Korkmaz, adaşı Denizlispor teknik direktörü Bülent Uygun’u takip ederse, bu maçı kazanma ihtimali bile olabilir.

Bülent Uygun, ne yapacağına ve nasıl oynayacağına dair elinde veri olmadan maça hazırlanmış, kendi oyununu oynamak üzerine yaptığı planla öne de geçmiş ama kornerden yediği golle berabere kalmıştı.

Bülent Korkmaz için de muhtemel senaryolardan biri bu olabilir.

3- TRABZONSPOR – BAŞAKŞEHİR

Hafta içi mesaisi yapan iki takım, liderlik koltuğu için karşı karşıya gelecek. Bir tarafta Sörlöth’ün oynayabileceği diğer tarafta Crivelli oynamıyor. Her iki eksik de hafta içinden hafta sonuna devrediyor.

Trabzonspor 10 haftadır kaybetmiyor, son mağlubiyet Denizlispor’a karşıydı. Başakşehir ise seriyi 6 maça çıkarttı.

Sadece kaybetmemekle kalmıyorlar, iki takımın da puan kayıpları oldukça az; Trabzonspor 10 maçın 8’sinde, Başakşehir son 6 maçın 5’inde galibiyet elde etti.

Gol sayıları da iki taraf adına yüksekti: Trabzonspor 10 maçlık seride 30 gol atıp 10 gol yedi. Başakşehir ise son 10 haftaya baktığımızda 26 gol atıp 9 golü kalesinde gördü.

Birbirlerine denk gibi görünseler de Trabzonspor ve Başakşehir’in oyun anlayışları, oyuncu profilleri birbirinden çok farklı. İki takım da golcü, ikisi de hücum ağırlıklı oynuyor. Ancak Başakşehir oyunu tutma ve yönlendirme konusunda daha etkili, Trabzonspor ise bireysel yetenekleri çok yüksek ve ani skor değişikliği yaratabilecek kadroya sahip.

Bu maçın olası senaryolarını çıkartsak, Başakşehir’in ne olduğunu bile anlamadan 2 farklı geriye düştüğü bir maç da izleyebiliriz, Trabzonspor’un felce uğrayıp bozgun yaşadığını da görebiliriz.

Bu iki takımın maçı, sadece kağıt üzerinde bile futbol vadediyor, iple çekilecek bir 90 dakika bizi bekliyor.

4- GALATASARAY – BEŞİKTAŞ

Elbette seyircisiz oynanması derbinin tüm hikayesini değiştirebilir, buna kimse itiraz edemez. Nihayetinde derbi dediğimiz maçlar 11-11 değil 40 bine’e 11 oynanır, eşitlik bozulur ve avantaj bir tarafa geçer.

Standarttır, derbilerde ilk 25 dakika ev sahibinin baskısıyla başlar, bunu atlatabilen misafir de ilk devrenin sonuna kadarki bölümde kendine şans yaratabilir.

Peki derbiler 11-11 oynanırsa ne değişir?

Galatasaray’ın son Fenerbahçe Stadı’ndaki derbiden 20 yıllık galip gelememe serisine galibiyetle nokta koyarak döndüğünü ve o maçın seyircisiz oynanamadığını hatırlatalım.

Elbette o derbide Fenerbahçe’nin hataları Galatasaray’ın galibiyetinde rol oynadı, onu da ekleyelim.

Dolayısıyla, derbi elbette seyircili oynanır ama rekabette teknik direktörlerin saha içindeki hataları 11 kişinin 40 binlik rakibine üstünlük sağlaması mümkündür.

Sergen Yalçın, daha önce 2 kez eski hocası Fatih Terim’e karşı kulübedeydi ve henüz galip gelemedi, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı.

Hocasının soyunma odasını, planlarını, son dakika hamlelerini çok iyi bilse de Sergen Yalçın’ın hesaba katması gereken bir şey daha var: Fatih Terim eski öğrencilerini nasıl şaşırtacağını iyi bilir. Onları beklemedikleri yerlerden vurabilir. Hocasını yenebilen son öğrencisi Okan Buruk, sahadaki oyuncularının zaafını kullanarak Terim’i yenmişti, bu defa Sergen Yalçın’a kullanabileceği zafiyet gösterecek bir takım olmayacak karşısında. Ve daha da önemlisi, Fatih Terim rakip teknik direktörünün asla hafife alınamayacağını biliyor.

Fatih Terim’in eski futbolcularına yedek kulübesine geçtikten sonra da ders vermeye devam etmesi, onları daha güçlü teknik adamlar haline getiriyor. Ve bu eski öğrencilerin yeni fikirleri Fatih Terim’i geliştirmeye devam ediyor.

Ama tabi bizim ülkemizde meseleye böyle bakan yok, Abdulkadir Bitigen’i konuşmanın daha fazla raytingi var ne de olsa...

5- ANTALYASPOR – SİVASSPOR

Uzun bir aradan sonra, Sivasspor’un örümcek ağı futboluna Galatasaray maçıyla yeniden kavuştuk. Alanya ve Ankaragücü’ne karşı alınan galibiyetlere rağmen oyun anlamında büyük düşüş yaşayan Sivasspor’un liderlik sürecindeki saha içi iletişimi de Galatasaray karşısında geri döndü.

Antalyaspor’un Tamer Tuna birlikteliği ile yakaladığı kaybetmeme serisi daha fazla dikkat çekiyor olsa da sahada kendisine daha fazla güvenen, daha kolay ve rahat hücuma çıkan, inanan bir oyuncu grubu oluştu.

Podolski ise daha kenarda görünür görünmez takımın kimyası değişiyor, bonus kazanıp ek güç satın almış bir takıma dönüşüyorlar.

Podolski gibi oyuncuları bu yüzden transfer edersiniz, yaşlı ve emekliliğe geldi gibi yorumlar meselenin sadece kolayıdır. Kazanmayı bilmek ve bunu soyunma odasına getirmektir, tıpkı Milan’da Zlatan Ibrahimoviç hamlesi gibi. Zihniyet transferidir, fikir transferidir, kazanma arzusu transferidir.

Antalyaspor, sezonun geri kalanında çıkışına devam edecek, kazanacak ya da kaybedecek ama ligin dibinden kurtulduğunu söyleyebiliriz. Sadece bu hafta sonu (pazartesi akşamı) Sivasspor’a sorun çıkartmakla da kalmayacak, kalan maçlarında Başakşehir ve Trabzonspor’a da kolay galibiyet tattırmayacak.

En azından bunun garantisini veriyorlar.

6- GALİBİYET GOLÜ

Süper Lig’de ilk 25 haftanın “galibiyet golleri”ne bakarak devam edelim...

Buradaki kastımız, maçın gidişatını değiştiren, beraberlikten ya da mağlubiyetten galibiyete getiren golleri kaydeden futbolcular.

Kendi takımlarının zaten en golcü oyuncularının bu listenin tepesini oluşturuyor olması şaşırtıcı değil. Alanyaspor’da Papiss Cisse 16 golün 6’sında galibiyeti getirmiş. Öte yandan Sörlöth’ün 19 golünün 3’ü kazananını değiştirmiş.

Listenin ikinci ve üçüncü sırası, ne demek istediğimizi biraz daha anlatabilir.

Galatasaray’da Falcao’nun 9 golü var ve bunlardan 5’i galibiyeti getirmiş.

Trabzonpor’da ise Jose Sosa, 6 golün 5’inde kazananını değiştirmiş.

Bir başka güzel örnek, Konyaspor’da Marko Jevtovic, sadece 2 gol atmış ama her ikisi de galibiyeti getirmiş, Konyaspor’un maçlarını izleyenler biliyorlar, beraberlikten galibiyete maçı taşıyamayan takım görüntüsünden kurtulamadılar ve Jevtovic bu anlamda en kilit oyuncu oldu. 1 gol atmış ve o golle de galibiyeti getirmiş Shengelia’yı da Konyaspor hanesine yazabiliriz.

7- EN ÇOK KART GÖREN FUTBOLCULAR

Süper Lig’in ilk 25 haftasında çok sayıda kırmızı ve sarı kart gördük. Peki puan tablosu yapsak kart liderliklerini kimler alırdı, tahmin edebilir misiniz?

Giovanni Sio, sarı kart kralı, 21 maçta 10 kez sarı gördü ama hiç kırmızı kartı yok, bu da ilginç bir detay.

9 sarı kartlı isimler; Marcao, Hakan Özmert, Aytaç Kara, Diarra ve Ceyhun Gülselam.

Listede çift sarıya dönmüş iki futbolcu bulunuyor; Marcao ve Hakan Özmert.

Çift sarı karttan kırmızı krallarımız; Perdo Henrique, Kayserispor formasıyla çıktığı 19 maçta 7 kez sarı gördü ve ikisinde ihraç edildi. Luiz Gustavo, 21 maçta 5 sarıyı 2 kez kırmızıya çevirdi.

Gördüğü ilk sarı kartı kırmızıya dönüştürmüş 3 futbolcu var; Emre Mor, Eren Tozlu ve Stanojevic.

Bu arada 26 haftada 36 futbolcunun çift sarı karttan oyundan atıldığını ekleyelim.

Ve gelelim kralların kırmızılarına, direkt kırmızı kart liderliğine...

3 futbolcu bu sezon 2’şer kez direkt kırmızı kart gördüler; Mustafa Akbaş, Kayode ve bu hafta sonu oynanacak Fenerbahçe maçında cezalı olan Serkan Kırıntılı. 30 futbolcu ise birer kez direkt kırmızı gördüler.

8- DEFANSTAN EN FAZLA GOL KATKISI

Defans oyuncularının skor katkısı futbolun önemli başlıklarından biridir, açıklama savaşlarından fırsat bulup da konuşamıyoruz malum...

Futbolda gol atmak forvetin, golü durdurmak stoper işidir, ancak modern futbol forvetin rakibi bozduğu, stoperin skor katkısı yaptığı takım anlayışını kabul eder.

Defans oyuncularından gol almak taktik anlayışın göstergesi olduğu kadar rakibin dengesini bozar, sürpriz skorlar yaratır, duran toplardan ve pozisyonlardan gol bulma oranını yükseltir.

Süper Lig’in 25 haftalık süresinde atılan 643 golün 68’ini defans hattındaki oyuncular kaydetti.

En skorer savunma Beşiktaş’a ait, 40 golün 8’i defans imzalı. Vida’nın 4, Caner ve Gökhan Gönül’ün 2’şer golleri var.

Trabzonspor, Başakşehir, Fenerbahçe ve Gaziantep’te defanstan gelen gol sayısı 6, Kasımpaşa, Çaykur Rizespor ve Galatasaray’da 5’er gol savunmadan geldi.

Sadece stoperlerin gol katkısına baktığımızda ise 3 isim ön plana çıkıyor: Gaziantep FK’da Djilobodji, Beşiktaş’ta Vida ve Fenerbahçe’de Serdar Aziz 4’er golle en skorer stoperler.

Ryan Donk, Mustafa Yumlu ve Martin Skrtel’in 3’er golleri bulunuyor.

9- KALECİNİN ASİSTİ

Süper Lig’in ilk 25 haftasında 3 kaleci asist yaptı.

Biri Başakşehir’in kalecisi Mert Günok, ilk yarıda oynadıkları Fenerbahçe maçında Crivelli’ye asist yapmıştı.

İkinci isim Kasımpaşa’da Ramazan Köse, 25. haftada Kayserispor’u 5-1 mağlup ettikleri maçta Yusuf Erdoğan’a verdiği pas gole dönüşmüştü.

Üçüncü isim Trabzonspor’un genç kalecisi Uğurcan Çakır ise 6. haftada Beşiktaş karşılaşmasında Nwakaeme’nin 88. dakikadaki golünün pasını vermişti.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya