SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Futbol Kapital: Yayın Krizi Nasıl Aşılacak?

Futbol Kapital - MÜDAVİMLER | 02.11.2020 16:38

"Youtube kanalı olmayan, sosyal medya hesabı olmayan bir ligden bahsediyoruz ve tüm bu haklar yayıncı kuruluşa verilmiş durumda." Kerem Akbaş yazdı.

Futbol Kapital: Yayın Krizi Nasıl Aşılacak?

Uzun zamandır beklediğimiz ve Takım Harcama Limitleri ile de kendine yasal bir zemin oluşturan borsaya açık olmayan mali tablolarının kamuoyu ile paylaşılması geçen hafta gerçekleşti ve Avrupa Kupalarına katılan kulüpler mali tablolarını internet sitelerinde açıkladılar.

Bu açıklama ile birlikte bir sorun yine gün yüzüne çıktı. Futbolda mali dönem karmaşası kulüplerin finansal tablolarında yine karşımıza çıktı. Genel kabul görmüş standart bir sezonu kapsayan dönem için futbol kulüplerinin mali tablolarının 1 Haziran’da başlaması ve ertesi yılın 31 Mayıs tarihinde sona ermesi şeklinde. Böyle bir futbol sezonu bütün olarak mali tablolara yansıyor. Ancak mali tablolarını açıklayan Başakşehir, Sivasspor ve Alanyaspor’un mali tabloları 1 Ocak’ta başlıyor ve 31 Aralık’ta son buluyor. Hal böyle olunca bu dönem aralığında 2 sezon, yarımşar şekilde mali tabloya giriyor ve karşılaştırması zor bir mali tablo haline giriyor. Bu karmaşaya rağmen Başakşehir, Sivasspor ve AlanyaSpor için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kulüplerin temel dayanağı yayın geliri.

Başakşehir 250 milyon TL gelir elde etmiş 01.01.2019 ila 31.12.2019 tarihleri arasında. Bu 250 milyon TL gelirin %54’ü yani 136 milyon TL’si yayın gelirinden elde edilmiş. Sivasspor’da ise oran çok daha yüksek. Sivasspor 01.01.2019 ile 31.12.2019 tarihleri arasında 100 milyon TL gelir elde ederken bunun 89,7 milyon TL’si yani kazandığı her 100 TL’nin 90 TL’si yayın gelirinden kazanılmış. Keza Alanyaspor’da da durum Sivasspor’dan çok farklı değil. Alanyaspor’un 2019 yılında toplam geliri 117 milyon TL olurken bunun 95,3 milyon TL’sine yayın geliri katkı yapmış. Orana baktığımızda %81’lik bir oran söz konusu.

Bu kulüplerin gelir anlamında sırtını yasladığı yayın gelirleri ise 2020/21 sezonu için hala belirsizliğini koruyor. Ortama yılda 3-4 milyon TL maç günü geliri elde eden kulüplerin yayın geliri olmadan hayatta kalma şansları yok denecek kadar az.

Türkiye’de Süper Lig yayın haklarını uzun süredir Bein Sports’un elinde ve ilk sözleşmeye göre ödenen rakam 500 milyon USD. Ancak kuru bizim gibi stabil olmayan ülkelerde yayıncıyı korumak adına bu rakamın yarısı sezon başında belirlenen kurdan Türk Lirası’na çevriliyor kalan kısım ise USD olarak ödeniyordu. Böylece kurdaki ani bir artışta yayıncı kuruluş için kurdaki hızlı bir düşüşte ise kulüpler için bir denge mekanizması oluşuyordu. Ayrıca kulüplerin sıklıkla kötü finansal yönetimlerini perdelemek için kullandıkları “Türk Lirası kazanıp döviz harcıyoruz” söyleminin de aslında kulüpler için değil yayıncı kuruluş için geçerli olduğunu görüyoruz.

Peki, ne oldu da ipleri bu denli güçlü bir şekilde yayıncı kuruluşa verdi Süper Lig?

Öncelikle belki de en büyük yanlış bu denli bir finansal değeri olmayan ligin yanlış bir bedelle pazarlanmış olması. Federasyon “biz ihale yaptık ve fiyat serbest piyasada belirlendi” diyebilir ve piyasa koşullarına göre haklı bir savunma da olabilir ancak alıcının o zamanki yanlış değerlendirmesi sorunun en büyük kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Yayıncı kuruluş, “kaçak yayın” ile mücadelede sorun olduğunu ve bunun da gelirlerini etkilediğini söylüyor. Haftanın tüm maçlarının canlı yayınlanması da yayıncı için ciddi bir külfet ancak sözleşmede yer aldığı için bunu bir bahane olarak sunmak yayıncı kuruluşu haklı çıkarmıyor.

Bir diğer yanlış ise tüm yumurtaları bir sepete koymuş olmak.

Bir futbol ligini tek bir yayıncı ve tek bir platforma bağladığınızda onun kaprisleri ciddi sorun yaratabilecek düzeye geliyor. Büyük liglerin pek çoğu riski bölerek birden fazla yayıncı ile ilerliyor ve bir tanesinde sorun olduğunda yönetilmesi gereken riskin boyu kısa oluyor. 2020/21 sezonu için henüz bir kulübe ödeme yapılmamış olması bunun bir sorun değil kriz olduğunun göstergesi. Gelirinin %80’ninden fazlası yayın geliri olan kulüpler için buradan gelecek para çarkı döndürecek yegâne unsur. Eğer ligin birden fazla yayıncısı olsaydı belki ödeme yapmayan kuruluş bir diğerine kaydırabilir ve sorun bir şekilde bertaraf edilebilirdi ancak uzun sürelerdir aynı kuruluş ile devam edilmesi, ihalesiz sözleşme uzatılması, indirim taleplerinin kabul edilmesi gibi durumlar yayıncıyı daha cüretkâr olmaya itiyor.

TV platformları amiyane tabirle “girmesi kolay, çıkması zor” yapılar. 2020 yılında iptal etmek için hala faks kullanmak zorunda kaldığımız yapılardan beklentimiz belki de fazla. Ayrıca “kutu” sahibi olma zorunluluğu ise başlı başına bir sorun. Majör ligler ve yanında Türkiye Ligi’ni izlemek isteyen bir kullanıcının evi “dekoder” yığınına dönüyor. Bunun önüne geçilmesi abonelik giriş ve çıkış şartlarının ve prosedürünün kolaylaştırılması, insanların 3. kişiler ile muhatap olmadan abonelik başlatıp, faks kullanmadan bunu sonlandırabilmesi gerekli.

Netflix ve Amazon Video gibi platformlara olan ilginin temel sebebi giriş ve çıkışın kolay olması. İnsanlar kredi kartları ve internet ile istedikleri gibi bu platformları kullanabiliyorlar. Dilediklerinde aboneliklerine ara verip sonrasında tekrar kaldıkları yerden devam edebiliyorlar ve herhangi bir kutu, kumanda gibi ek malzemeye ihtiyaç duymuyorlar.

Türk futbolunun da artık bu yapı ile ilerlemesi, yayın haklarını belli paketlere bölmesi ve riski dağıtması gerekiyor. Tüm bunları yaparken de merkeze tüketiciyi alması gerekiyor. Kolay ulaşılabilir bir platform ile tüketicinin karşısına çıkmak daha fazla kişiye ulaşma anlamına geliyor.

Sözleşme gereği, federasyona teminat mektubu veren yayıncı kuruluş ile henüz anlaşma sağlanamamış olması ve iplerin her gün biraz daha geriliyor olması yeni bir ihale olma ihtimalini güçlendiriyor. Burada federasyonun vizyon ortaya koyup çağın gereklerini yakalaması gerekiyor. İhale yine kutulu bir platforma tüm yayın haklarının top yekün vermek şeklinde olursa sadece gelecek krizlerde taraflardan biri değişmiş olur.

Yayın paketlerinin bölünmesi, birden fazla yayıncı ile ilerlenmesi, dijital platformların işin içine girmesi, ligi top yekün yayıncıya teslim etmek yerine, sosyal medya hesabından, isim hakkına kadar tüm gelir getirici unsurların detaylandırılması gerekli. Youtube kanalı olmayan, sosyal medya hesabı olmayan bir ligden bahsediyoruz ve tüm bu haklar yayıncı kuruluşa verilmiş durumda. Ligin neden sosyal medya hesabı yok sorunun cevabı tüm hakların yayıncıya verilmesi. Bu durumda yayıncının kendi markasını ön plana çıkartması çok doğal ticari bir gerçeklik.

Kulüplere hayat veren damalarındaki kanın %80’i yayın gelirinden oluşuyor ve henüz 2020/21 sezonu için kulüpler bir galibiyet başına ne kazanacaklarını bilmiyorlar? Zaten plansızlıkları ile dünya markası olmuş kulüplerimizin en büyük gelir kalemlerinden ne kazanacaklarını bilmedikleri bir süreci hasarsız atlatmaları zor görünüyor.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya