SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Skorun gölgesinde...

Süper Lig'de 19. hafta bitti ve bugün 20. hafta maçları başlıyor. Takvim o denli sıkışık ki her an bir sürpriz yaşanması işten bile değil. Gözlerinizi Süper Lig'den ayırmayın.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Skorun gölgesinde...

Süper Lig’de 19. hafta maçlarını bitirir bitirmez 20’ye başlıyoruz. Bugün itibariyle maçlar kaldığı yerden devam edecek ve sıkışık takvim işleri karıştıracak mı, bekleyip göreceğiz.

Takımların fiziksel yorgunluklarının artık daha fazla görünür hale gelmesi, üst üste oynanan maçları sürprizlere açık hale getiriyor. Her an yeni bir tablo ve puan durumu sıralaması ile karşılaşabiliriz.

Süper Lig’den gözlerinizi ayırmayın…

DAHA DA GERİYE

Antalyaspor, gol yeme sorunu yaşayan bir ekipti ve Ersun Yanal çözümü dar alanda yakın savunma yaparak buldu. Antalyaspor’un belki yediği gol sayısı azaldı ama negatif futbol oynayan bir takıma dönüştüler.

Trabzonspor’un Antalyaspor’un uyguladığı alan savunmasının arasında hareket şansı çok kısıtlıydı. Özellikle kendi kalesine doğru yaklaştıkça safları da sıklaştıran ev sahibi, ceza sahasında neredeyse adım atılacak boş yer bırakmadı.

Ayağa oynayan, açık alanda etkili ve atletizmi yüksek Trabzonspor hücumcuları için bu defans anlayışı boğucu oldu. Topu alsa da hamle yapamayan bordo mavili oyuncular, gelen ortalara da vuramadılar ki bu görüntüde orta yapmanın da anlamı yoktu. Ne hızınız, ne top tekniğiniz ne de kenar ortalarınız böyle bir rakibe karşı işlemiyor.

Çok etkili ve neredeyse yüzde yüzlük 2-3 pozisyon da kale çizgisinden geçmedi.

Aslında tek olası çözüm dış şutlarla kaleyi denemekti ama bu çabalar da ağları bulmadı.

Topla oynayan tek taraf Trabzonspor’du. Sürekli baskı ve hücum presle rakibi hataya zorlamaya çalıştılar. Maçın henüz ilk yarısında, Abdülkadir Ömür’ün Tsubasavari koşusu ve üst üste çalımlarına sert müdahale ile son veren Ersan Gülüm’ün kırmızı kartla ihraç edilmesine ve çok uzun bir süreyi 10 kişi oynamasına rağmen Antalyaspor oyun disiplininden kopmadı.

O hata bir yerde gelecekti, Trabzonspor hiç nefeslenmeden hem tempoyu hem baskıyı yükseltti. Maç öyle bir hale geldi ki Antalyaspor artık istese de zaten çıkamayacaktı. Ve uzatmalarda Trabzonspor’un beraberlik golü geldi.

İki takım arasındaki güç farkı kağıt üzerinde yok gibi görünse de sahada uçurumdu. Trabzonspor’u bu kadar iştahlı, bu kadar üstün bir oyun oynaması, kaybedilen iki puanın ötesine geçti.

YORGUN SAVAŞÇILAR

İki taraf için de verimsiz bir maç izledik. 65’ten sonra gelen Mensah-N’Koudou ve Babel-Donk değişikliklerine kadar iki takım da birbirlerinin ceza sahalarına bile girmekte zorlandılar.

Saha şartları, zeminin iyi olmaması, havanın soğukluğu gibi çevresel etkileri saymak ne kadar doğal olsa da futbolcuların fiziksel olarak yetersiz oldukları da gerçekti. Bu, hemen her düdükte hakemin etrafını sarıp her karar itiraz etmelerinden, biraz kolayca kendilerini bırakmalarından ve çok sayıda top kaybından kendini gösteriyordu.

Eğer bir derbi oynuyorsanız ve ortada liderlik gibi hedef varsa oyuncuların bu fiziksel yetersizliklerini açıklamak oldukça güç. Hırs ve kazanma azmine rağmen vücutları düşündüklerini yapamıyordu.

Geneli kör döğüşü olarak geçen Beşiktaş-Galatasaray derbisinde oyun orta sahaya sıkıştı. Ceza sahasına giremedikleri gibi iki takım da sete yerleşmeyi başaramadı. Dönen toplar, ikinci fırsatlar, oyunun yönünü değiştirme gibi pozisyon yaratabilecek hareketleri de göremedik.

O kadar çok yok saydık ki haklı olarak şu soru akıllara geliyor: Derbide ne vardı?

İki takımın da defansif olarak çok az hata yaptıkları, hataları da çabuk telafi edebildikleri bir maç oldu. Hem Beşiktaş hem Galatasaray, hücumda yaptıkları dalgınlıkları takım savunmasında yapmadılar. İki tarafın da planı rakibini ikinci bölgede durdurmak, ceza sahasına yaklaştırmamak, hava topu mücadelelerini kazanmak, duran topta adam paylaşımlarını doğru yaparak kolay gol yememekti.

Değişiklikler ise maçın son 15 dakikasında dengeleri Beşiktaş’ın lehine çevrildi. İkinci yarıda oyundan atılan Diagne’nin çıkmasıyla 10 kişi kalan Galatasaray’da oyunu bir kaleden diğerine takım olarak kat eden futbolcularda yorgunluk baş gösterdi Emre Kılınç ve Emre Akbaba’nın da sahaya dahil olmasına rağmen gözle görülür bir tutukluk oluştu.

Hücum ettiği kaleden kendi kalesine geri koşacak gücü kalmayan Galatasaraylı oyuncular önce Josef de Souza’nın zayıf vuruşunda kalesinde golü gördü, 12 dakika sonra hızlı atakta Larin’in pasında N’Koudou’nun ayağından ikinciyi…

Beşiktaş’ın maç boyunca aradığı fırsatları bulana kadar oyundan kopmaması ve maçın son 15 dakikasında yükseltilen tempo galibiyetin anahtarı oldu. Bir anda hızlanan Beşiktaş’ın durdurulması, yetişilmesi ve kontrol edilmesi her takım için zor. Bunu son 15 dakikada yaptıklarında ise üst üste pozisyonlar ve goller bulabiliyorlar.

Fatih Terim adına kötü bir geceydi, Beşiktaş ise evinde liderliği elinde tuttu, derbi galibiyetini cebine koydu ve Sergen Yalçın için işler iyi gidiyor.

HESAP HATASI

Fenerbahçe’nin sakatların dönmesi ve kadronun genişlemesi Erol Bulut’un elini kuvvetlendirdi. Sarı lacivertlilerin artık çok daha geniş bir 11 yelpazesi var. Bu durumun en büyük faydası ise rakibe, skora, duruma göre taktiklerin geliştirilmesi olacaktır. Ayrıca hamle alternatifleri de artıyor.

Üst üste oynadığı son maçları Thiam’la santrforsuz ve hızlı ataklar üzerinden kurgulayan Erol Bulut, Ankaragücü’ne karşı Samatta’yı ileri uçta ve Thiam’ı Enner Valencia ile birlikte kanatlarda kullandı.

İlk yarısında son derece baskılı, hücuma dönük, topu ayağında tutan ve maçı domine eden bir Fenerbahçe gördük ki 2 golle farkı da yakaladı.

Bu noktada Ankaragücü gibi son derece sıkıntılı ve saha içinde istediklerini yapmakta oldukça zorlanan bir rakibe karşı erken gelen 2-0’lık tabela, ikinci yarının dinamiklerini değiştirdi.

İlk yarıdaki yüksek baskılı presin getirdiği fiziksel yorgunluk, farkı yakalamanın getirdiği rahatlıkla birleşince ikinci yarı hiç de kaldığı yerden başlamadı.

Topu ayağına geçiren Ankaragücü, daha henüz ikinci yarının ilk dakikalarında 3 pozisyon birden buldu. Fenerbahçe’nin kendi kalesi önünde oynamaktan aslında son derece rahatsız olduğu, paniğe meyilli bir ekibe dönüşebileceği düşünülürse aslında bu dakikalar taraftarlar için endişe verici olabilir.

Öte yandan Erol Bulut’un takımına savunmada disiplini sağlamak konusunda yaptırdığı çalışmalar işe yaramıştı, Ankaragücü rakip yarı sahada ne kadar vakit geçirse de gol yiyecekmiş gibi bir görüntü sergilemedi.

Erol Bulut ikinci yarının ortalarına gelince iki önemli hamle yaptı. Önce Lemos’u oyuna dahil etti ardından Samatta’nın yanına Cisse’yi alarak çift santrfora döndü ve yeniden rakip sahaya baskı yapılmasını istedi.

Ancak ortada bir hesap hatası vardı: Thiam çıkmıştı, Enner Valencia zorunlu değişiklikle çıkmak zorunda kalmıştı, Ozan Tufan da çıkarılmıştı. Yerlerine ise iki genç oyuncu birden, hem Fatih Yiğit Şanlıtürk hem İsmail Yüksek alınmıştı.

İki santrfor sahada olsalar da onlara top taşıyacak kimse kalmamıştı sahada çünkü Pelkas da merkezdeki savunma örgüsüne takılmış ve oldukça düşük bir performansla oynuyordu.

Fenerbahçe’nin 3-1 kazandığı maçın hikayesinde aslında rakibin gol vuruşları ve pozisyon tercihlerindeki hatalar ile ev sahibinin savunma disiplininden ödün vermeden sakin kalışı yatıyordu.

Her ne kadar skor öyle söylemiyor olsa da…

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya