SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Kırmızı Krampon: Alaylı Değil Mektepli

İlker Duralı, 24 yaşındaki teknik direktör Nursinem Eğilmez ile futbolda kadın olmaktan taktik dizilişlere birçok konuyu konuştu.

Kırmızı Krampon: Alaylı Değil Mektepli

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Nursinem Eğilmez. 24 yaşındayım. İstanbul, Karagümrük doğumluyum. Karagümrük’te doğdum, büyüdüm. Hala daha burada oturuyorum. Kırklareliliyim. Futbolla olan işimin yanı sıra ayrıca Beden Eğitimi öğretmeniyim.

 

Gelelim futbol ile ilk tanışmanıza. Meşin yuvarlak hayatınıza nasıl girdi?

Ailemde futbol çok fazla sevilen bir olgu ve çok fazla önde tutulan bir şey. Ailemdeki herkes fanatik Fenerbahçe taraftarı ve hiçbir maçını kaçırmayız. Küçüklükten beri bana aşılanan şey futbol oldu. Aslında futbola girmemdeki en büyük etken abim oldu. Abim Vefaspor’da 10 seneye yakın futbol oynadı. Ben küçüktüm o zamanlar ama hep maçlarına giderdik babamla. O zamandan beri içimde büyük bir tutku oldu futbol.

 

İlk yerinde izlediğiniz maçı hatırlıyor musunuz?

6-7 yaşlarında babamla abimin maçlarına giderdik Namık Sevik Stadı’na. Ama tabii rakipleri hatırlayamıyorum. Galiba stadyumla ilk tanışmam 2003 senesi olmalı.

 

Bildiğim kadarıyla hiç futbol oynamadınız ve direkt işin mutfağına yöneldiniz. Orada sizi çeken neydi?

Evet, hiç futbol oynamadım. 5-6 sene voleybol geçmişim var. Ama sakatlık yaşadıktan sonra maalesef bırakmak zorunda kaldım. Ama her şerde bir hayır var derler ya gerçekten de öyle. Futbol camiasında çok daha mutluyum. Mücadelenin üst seviyede olması, hırs ve galiba biraz da yaşadığım yerden dolayı erkek gibi büyümüş olmam biraz beni futbola doğru yönlendirdi.

 

Gelelim bu maço kültür içinde kadın olmanın zorluğuna. Hem kadın olmanın hem de futbol oynamamış olmanın getirdiği iki kat önyargı ile nasıl başa çıkıyorsunuz?

Ben her ne kadar saha içinden gelmesem de bu işin okulunu okudum. Alaylı olmasam da mektepliyim. Uzmanlık alanım maç ve performans analiz. Futbol bilgime güveniyorum ve birçok başarı elde ettim bu alanda. Önyargı ile çok yaklaşıldı bana, hala daha öyle. Ama tanıdıkça veya yaptığım işleri duydukça önyargıları yok oluyor. Erkek egemen olan bir meslekte kadın olarak var olmak dünyanın en zor şeylerinden biri olabilir. Ama bu konuda sizin yaklaşımınız ve davranışlarınız çok çok önemli. Sadece işinizle ilgilenirseniz, hiçbir şeye kulak asmazsanız bu camiada kalıcı olursunuz.

nur

Biraz oyuna dönelim. Hem scout, hem maç analizcisi hem de teknik direktör olmak. Bu 3 hünere birden sahip olmanın avantajları nedir?

Avantajları olarak her işe hakim olmak ve her işi biliyor olmak bence büyük avantaj. Futbolda oyuna, takıma, rakibe çok iyi hakim olmanız gerekiyor. Ama dezavantajları da var tabii bu durumun. Çünkü yeri geliyor her işe siz koşturuyorsunuz. Kendi maçınızın analizi, rakip analizi, futbolcu izleme, konuşmalar, maçtan sonra hem o maçın hem de rakibin analizini takıma sunma, idmanlar vs.

 

Hep yaşadığınız olumsuzlukları soruyoruz sizlere ama aslında komik ya da güzel olaylarda yaşamışsınızdır bir kadın olarak. Var mı aklınıza gelen böyle bir anekdot?

Ben sahaya yönetici olarak çıkıyordum bazı maçlarda. Gittiğimiz bir deplasmanda saha komiseri yıllarca bu mesleği yaptığını ve ilk defa bir kadının kulübeye çıktığını gördüğünü söyleyip alnımdan öpmüştü beni. Yıllarını bu işe vermiş birisinden böyle övgüler almak beni çok mutlu etmişti. Başka bir deplasmanda da rakip takım taraftarları beni çağırıp alkışlamışlardı futbolcularıyla birlikte. Çok duygulanıp ağlamıştım o an. Çok gurur verici şeylerdi benim için bunlar. Birçok anım var ama beni en çok etkileyenler bunlar olmuştu.

nursinem

Gelelim Atlasspor ile yolunuzun kesişmesine ve o tarihi teknik direktörlük görevine. Bize süreci anlatabilir misiniz?

Atlasspor daha yeni kurulmuştu. Ben de o zamanlar başka bir yerde scouting alanında çalışıyordum. Sonra Atlasspor’da çalışmaya başladım analiz alanında. Süper Amatör Lig’den, Bölgesel Amatör Lig’e yükselme başarısı gösterdik o sezon. BAL Ligi’nde yardımcı antrenör olarak başlamıştım ve bu ligde ilk kadın antrenör oldum. Aslında ben daha çok işin arka planında kalmayı tercih ediyordum. Bir takımın gizli, görünmeyen bir gözü olur ya, orada olmayı daha çok tercih ediyordum. Yardımcı antrenörlük de benim için mucizevi bir deneyim oldu tabii ki.

 

En merak edilen konulardan biridir bir oyuncu nasıl scout edilir?

Bu scoutların hepsine göre değişkenlik gösteren bir şey. Benim belirli kriterlerim var mevkiilerine göre, onlara göre değerlendiririm bir oyuncuyu. Bazı oyuncular da ben buradayım diye bağırır bazen, öyle bir oyun oynar yani. Dikkatimi çekerse gider defalarca izlerim o oyuncuyu ve öyle karar veririm. Bir maç üzerinden bir oyuncu için kesinlikle karar vermem, bunun yapılmasını da doğru bulmam. Çünkü sporcu, özellikle futbolcu psikolojisi denilen şey bambaşka bir alan. Bir maç kötü olur ama öteki maçlar çok iyi olabilir. O kötü olan maçı da sizin izlediğiniz maça denk gelebilir. Bu sebeple tek maç üzerinden oyuncu izlenmemeli.

 

Bir teknik direktör olarak en sevdiğiniz dizilim nedir?

Elimdeki kadroma göre değişir. Ama genellikle 4-2-3-1 dizilimini seviyorum.

 

Gerek yurtiçi gerek yurtdışı acaba beğendiğiniz teknik direktörler kim?

Birinci sırada Pep Guardiola diyebilirim. Tabii o çok üst düzey bir antrenör. Son zamanlarda Sumudica’yı çok beğeniyorum. Bir de Yalçın Koşukavak. İstanbulspor zamanından beri en beğendiğim teknik direktörlerden kendisi. 

 

Eminim ki başarmak istediğiniz daha çok konu var. Bunları paylaşır mısınız?

Bu ataerkil duvarı ben kırdığımı düşünüyorum. Çünkü sayısız maça gittim, şu an gidemesek bile sürekli televizyondan izliyorum. Stadyumlarda saygıyla karşılanıyorum. Çalıştığım takımlarda hiç kimseden kötü bir laf duymadım şimdiye kadar. Kendi adıma söylemem gerekirse ataerkil, erkek egemen olan bir piyasada ben galiba bir şeyleri başardım.

 

Sizce kadın profesyoneller erkek futbolunda bir değişim yaratabilir mi? Yoksa her maç sonunda siz de hakem mi konuşursunuz?

Kadınlara verilecek yetkilerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ben hakem konuşmayı pek sevmem, hatta hiç sevmem. Hatayı kendimde ve oyuncularımda ararım. Ama gözle görülen bir sıkıntı varsa da hakemi seve seve konuşabilirim.

Nursinem Egilmez (@nursinemegilmez) | Twitter

Eminim ki pes etmeye yaklaştığınız anlar oldu ama işte hala buradasınız. Sizin açtığınız yoldan gelmek isteyenlere tavsiyeniz neler olur?

Burada en büyük olay aile desteği. Ben çok şükür ailemden büyük destekler gördüm. Pes ettiğim yerlerde ailem, dostlarım benim elimden tutup ayağa kaldırdı ve bugünlere gelmemi sağladı. Her işin zorluğu var, ama futbolun daha da büyük zorlukları var. Önemli olan pes etmeyip fark yaratabilmek. Ne olursa olsun, hayallerinin peşlerinden gitsinler. Çünkü insan gerçekten sevdiği işi yaparsa mutlu bir hayat yaşıyor.

 

Kadın futbolumuzu, TFF’nin ilgisin, ligin hala başlatılmamasını nasıl yorumlarsınız?

TFF maalesef pandemi döneminde bazı liglere üvey evlat muamelesi yaptı. Amatör liglere, kadın futbol liglerine özellikle. Bu liglerden para kazanan binlerce kişi var ama nedense hala bunlar görmemezlikten geliniyor. Çok büyük bir haksızlık yapıldığını düşünüyorum. 3. Lig oynatılıyor. Herkes sanıyor mu ki 3. Lig’de tüm takımların tesisleri, sahaları müthiş seviyede? Tabii ki de hayır. Amatör liglerin en kısa zamanda oynatılması gerek. Geç bile kalındı…

Nursinem Egilmez (@nursinemegilmez) | Twitter

Son soru; Süper Lig’den kendinize 11 kurun desem kimleri sahaya sürerdiniz?

Bu soru bana çok sorulan ama net cevabımın olmadığı tek soru. O kadar futbolcu portföyü var ki kafamda, tabii aralarında farklı olanlar da var ama bir takım oluşturamam. Tabii kişisel yetenekleriyle çok fazlaca beğendiğim oyuncular mevcut. Mesela bu sene Biglia’yı çok beğeniyorum. Rodellega’yı yıllardır beğenirim. İrfan Can Kahveci, Sagal, Visca, Pelkas isimlerini de söyleyebilirim.

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya