SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Kırmızı Krampon: Sıradaki Hedef Zirve

İlker Duralı'nın bu haftaki konuğu yeteneği ve kariyeriyle dikkat çeken Ayşe Nihan Üçerler!

Kırmızı Krampon: Sıradaki Hedef Zirve

Önce kısaca bir Nihan Üçerler’i tanıyabilir miyiz?

Öncelikle merhabalar, ben Ayşe Nihan Üçerler. 27 yaşındayım, bir ablam ve erkek ikiz kardeşim var. Doğma büyüme İstanbulluyum. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Eğitimi bölümünden mezunum. 

 

Futbol ile ilk tanışma anın neydi, ilk gittiğin ya da izlediğin maçı hatırlıyor musun?

Futbolla ilk tanışma anım aslına bakarsanız 6 yaşında oldu. En yakın arkadaşım olan erkek kardeşim bir gün futbol oynamaya başlayınca çok yalnız kaldım. Bizim oturduğumuz sitede 1-2 kız futbol oynuyordu. Onları görünce benim de oynayabileceğimi düşündüm ve katıldım. Aynı yaş grubundan 7-8 kişiydik biz, hepsi erkekti. Futbolu onlarla birlikte oynayarak öğrendim. Babam koyu Fenerbahçeliydi çocukluğumuzdan beri evde Fenerin maçı olduğunda muhakkak televizyonda o izlenirdi. İlk gittiğim maç 14 Mayıs 2004’te Fenerbahçe’nin şampiyonluk maçıydı. Ailecek gitmiştik. O sezon Fenerbahçe şampiyonluğunu 1 hafta önceden garantilemişti. 

 

İlk futbol oynamaya başlama sürecin nasıldı? Ne zaman anladın ben bu işi ciddi ciddi yapabilirim diye?

İlk futbola başlama sürecim; ilkokul 8. sınıftayken oldu. Çok seviyordum futbolu, Beden eğitimi derslerinde bütün kızlar voleybol basketbol oynarken ben, kardeşimle, arkadaşlarımla futbol oynuyordum. Sonra bir gün beden eğitimi hocam takım kuralım dedi ve kurduk. İstanbul elemesine katıldık ve 2. olduk. O maçlarda beni liselerden izleyenler olmuş. 3 liseden teklif aldım. 2’si ile görüştüm olmadı. En son şansımı Mevlana Lisesi’nde denedim ve Murat hocayla tanıştım. Aslında bu kısım benim için kaderimin değiştiği an diyebilirim. O zaman ben bu işi ciddi ciddi yapabilirim dedim.

 

Oynamaya başladığın dönemlerde gerek ailenin gerekse arkadaş, okul çevrenin tepkileri nasıldı?

Oynamaya başladığım dönemlerin en başında biraz dışlandım, sonradan gün geçtikçe arkadaşlarımla tanışıp iyi anlaşmaya başladığımda beni de aralarına aldılar. Erkek kardeşim ve çok yakın bir arkadaşım Fenerbahçe’nin altyapısına gidiyorlardı. O zamanlar tabii kız futbol, kadın futbol diye bir şey olmadığı için ben sadece onlarla gidip onları izleyebiliyordum. Hayatımın futbol adına en zorlu dönemlerinden birisidir. Ailem; babam hiç karışmadı hatta oynamamı bile istedi. Annem erkek gibi olursun, bacakların çarpık olur korkusuyla aslında hiç oynamamı istemedi, sonradan hepsi yanımda oldular. Oynamaya başladığım dönemlerde; etrafımdaki insanların bana karşı inancı yoktu. Çünkü o zamanlar kadınların futbol oynaması diye bir şey yoktu. Aslında ben futbolu kendim için hobi olarak görmesem de etrafımdaki insanlar bunu benim hobi için yaptığımı düşünüyordu. 

Nihan

Oynamaya başladığın günden beri mevkiin aynı mı?

Oynamaya başladığım günden beri mevkiim aynı, Murat hoca beni antrenmana çıkardığında, topu alıp sol kanattan çizgiye inmeye çalışıyordum. 

 

Yanlış bilmiyorsam 14 yaşında Ataşehir kapısından içeri girdin ve 7 sene boyunca oradaydın. Şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi maçları ve sayısız başarı. Nasıl bir dönemdi senin için?

Ataşehir Belediyesi Spor Kulübü dediğim gibi kaderimi değiştirdi. Gerçekten hayatımda tekrar yaşamak istediğim anları seçme şansı verseler sanırım o 7 seneyi seçerdim. Çok zorluk çektik.  Gerçek anlamda çok zorluk çektik. Hiç unutmuyorum bir sezon kadın ligleri başlayacak 2 gün kalasıya maçlar belli oldu. Bu dönemde aslında kulübümüzün adı Mevlana Lisesi Spor Kulübüydü, cuma günüydü, kura bir açıklandı 2 gün sonra Trabzonspor ile Trabzon’da maçımız var. Okuldan çıktık alelacele eve gittik valizlerimizi topladık aynen geri döndük takım otobüsüne bindik, 20 saatte Trabzon’a gittik. Maç oynadık. Yenildik. Aynen geri döndük. Maddi imkansızlıklar çok fazlaydı. Liselerarası şampiyonada ardı ardına 3 sene şampiyon olduk. Harika, enerjik ve genç bir takımdık. Hem kadın liglerinde hem de okul takımı maçlarında oynuyorduk. Lisede bir sene dünya şampiyonasına katıldık. O sene şansımıza maalesef ki şampiyona Türkiye’ de oldu. Başarı elde edemedik ama harika bir deneyimdi. Takımdaki herkes milli oldu. Ataşehir Belediyesi bizi bünyesine aldı. Ali Ağaoğlu sponsorumuz oldu. Transferlerimiz oldu. Aslında bu kadın futbolunun devriminin başlangıcıydı. Çünkü o zamanlar kadın futbolunda transfer diye bir şey bile yoktu. O sene liglerdeki şampiyonluklarımız başladı. 2 sene üst üste şampiyon olduk. Avrupa Şampiyonası’na katıldık. Ama bir başarı elde edemedik. Çünkü yurt dışındaki oyuncular 4-5 yaşlarından itibaren profesyonel anlamda futbola başlıyorlar. Bunun zorluğunu sadece biz değil, Türkiye’de oynayan bütün kadın futbolcular çekti. Tek kelimeyle muhteşem bir dönemdi. 

 

Birinci lig oyuncusuyken bir anda seni o dönem 3. Lig’de oynayan Beşiktaş’a transfer olmuş gördük. Çok rahat 1. Lig’de oynayabilecekken bu kararı almak cesaret gerektirir. Biraz bize o transfer sürecini anlatabilir misin?

Ataşehir Belediyesi’nde oynarken bir maçta köprücük kemiğim kırıldı. Ondan sonra hem fiziksel hem de psikolojik anlamda kendimi toparlamam çok zor oldu. Ondan 2 sene sonra babamı kaybettim. O dönemler çok soğudum futboldan, oynamak istemedim ki içimden de gelmiyordu... Sonrasında üniversiteden bir hocam “Beşiktaş, kadın futbol takımı kuruyor gitmek ister misin?” diye sordu. Ben de “kesinlikle oynamak istemiyorum” dedim. E bir de senelerce 1. Lig’de oynamışım, 3. Lig’de oynamak istemedim. Aynı dönem bir sınıf arkadaşım Beşiktaş’taki hocamı tanıyormuş. Onunla konuşurken “bak, Mutlu hoca çok iyi bir hocadır senin futbola dönmeni, yeniden sevmeni sağlar” dedi. Transferin son günüydü apar topar Mutlu hoca ile iletişime geçtim. Okula geldi evraklarımı aldı aynı gün içerisinde lisansımı çıkarttı. Beşiktaş serüvenim bu şekilde başladı. İlk sezonumda spor salonunda eğitmen olarak çalışıyordum. Maçtan maça olarak anlaştım. Takımdakilerle tanıştım yeni bir ortam çok zor oldu benim için. Alışmam biraz zaman aldı. İlk maçımıza çıktık ve kazandık, ardı arkası kesilmeyen galibiyetler aldık. Kazandığımız her maçın dönüşünde marşlarla döndük. 2 sene üst üste şampiyon olduk. 1. Lig’e çıktığımızda o senede aslında normal sezonu birinci bitirdik. Play-off maçlarında ikinci olduk. Sonraki sezon hoca göndermek istedi ben de “tamam” dedim ve ayrıldım aslında sıkıntılı bir ayrılma süreci olmadı. 

Tüm dünya COVID ile uğraşsa da birçok ülkede kadın ligleri de başladı ancak ülkemizde hala durum soru işareti.  Bu konu hakkında hem ne düşünüyorsun diye sormak istiyorum hem de sizleri nasıl etkiliyor sahadan uzak kalmak?

Şu an dünya çapında başlayan her branşta COVID görüldü. Maalesef ki ülkemizde kadın takımlarının çoğu PCR testini karşılayamayacakları için başlayamıyoruz. Gene maalesef ki bu noktada maddi imkansızlık ortaya çıkıyor. Gerçekten, dünya çapında kadın ligleri başlamışken; bizim ülkemizde başlamaması çok üzücü... Ülkemizde halen kadın futbolu amatör olarak geçiyor. Aslında sıkıntı bundan doğuyor. Ben başlaması gerektiğini düşünüyorum en azından buna olanak sağlamaları gerekiyor. Şu an ülkemizdeki her futbolcu, futbol aşkıyla yanıp tutuşuyor. Hepimiz çok özledik. 

 

TFF kayıtlarında 26 gol atmış gözüküyorsun ama senin asıl asistçi kimliğin çok ön plandaydı. Asist sayını biliyor musun? Bir de belki seçmek zordur ama hem en unutulmaz golün hem de beraber oynadığın en iyi golcü kimdi?

Orda 26 yazıyor ama kayda geçmeyenler de var. Asist sayımı inanın bilmiyorum. Maç kayıtlarım olsa muhtemelen gol sayımı 4-5’e katlar. Herkes gol atmayı sever ben asist yapmayı… Beraber oynadığım en iyi golcü; Gizem Gönültaş. Sadece en iyi değil oynamaktan en zevk aldığım insanlardan biridir. En unutulmaz golÜm; gençler ligindeydi. Manisa Turgutlu Belediyesi ile maçımız vardı ve eleme maçıydı. kazanan finallere gidecekti. Yanlış hatırlamıyorsam 30 küsuruncu dakikada uzaktan şutla bir gol attım. Sonra 45’e yakın gol yedik. Dakka 90’a doğru maç 1-1 devam ediyordu. 90+3’te korner oldu Murat hocayla göz göze geldim. Sonra topu kaleye doğru yönlendirdim direkt. Gol oldu ve maç bitti. Takım arkadaşlarım beni sahadan havada çıkardılar. Hala bu golümü düşündüğümde heyecanlanıyorum. 

 

Kadın futbolcu olarak şüphesiz ki sen de ön yargıların kurbanı olmuşsundur. Neler yaşadın? Nasıl sırtladın bu cinsiyetçi önyargıları?

Kadın futbolcu olarak önyargıları biz çıktığımız her maçta yıktık. Fiziksel anlamda biraz zayıf bir yapıya sahip olduğum için insanlara futbolcu olduğumu söylediğimde genelde, “sen futbolcu musun, nasıl oynuyorsun ki, hiç futbolcu gibi görünmüyorsun” tepkilerini çok aldım. Aslında futbolcu gibi görünmek ne demek ki? Bunu bende merak ediyorum, insanlar futbolcuyum deyince Roberto Carlos gibi kaslı bacakları olan kadınlar bekliyorlar. Belli bir zaman sonra alışıyorsun bu ön yargılara, sonra maçlarımıza davet ettiğimizde çok şaşırıyorlar, o noktada kafalarındaki ön yargıyı kırdığımızı düşünüyorum.

 

 

Biraz da istersen Şöhretler Sahada organizasyonundan bahsedelim. Hem güzel hem de farkındalık yaratma adına da çok önemli bir organizasyon. Sen de içindesin ve özellikle Beşiktaş döneminden de isimler bulunuyor.

Şöhretler Sahada harika bir organizasyon, hem kadın futboluna hem de kadına şiddet olaylarına etki edebilecek kadar iyi bir organizasyon. Şu an oynadığım Kireçburnuspor sayesinde Görkem Uludüz’ le tanıştık. Sonrasında organizasyona bizleri davet etti. Kadına şiddet olayları maalesef ki hem ülkemizde hem de dünyada hala devam ediyor. Bu noktada Şöhretler Sahada programıyla hem kadın futboluna hem de kadına şiddet olaylarına ses olmaya çalışıyoruz. İnsanlara farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Umarım bir gün COVID biterse bu organizasyonu çok kalabalık gerçekleştireceğimizi düşünüyorum. 

nnnn

Futbol dışında takip ettiğin ya da yaptığın bir spor var mı?

Futbol dışında branş anlamında takip ettiğim bir spor yok. Fitness ile ilgileniyorum.

 

Futbolda ve/veya diğer sporlarda hayranı olduğun örnek olarak (kariyerinin başlarında) isimler kimlerdi?

Çocukluğumda Ryan Giggs’i çok severdim. Şimdilerde tabii ki Cristiano Ronaldo’yu, Messi’yi çok seviyorum. 

 

Genelde her başarılı hikayenin arkasında emek veren gizli kahramanlar vardır. Senin kariyerinde sana yol gösteren destek olan gelişimine katkıda bulunan isimler kimlerdir?

Benim kariyerimde bana destek olan, yol gösteren isimler, başta ailemdi. Devamında, Murat Ülkü, Mutlucan Zavotçu, Nergis Soyer, takım arkadaşlarım, sayamayacağım kadar çok fazla (Emine Ecem Esen, Gizem Gönültaş, Nazlıcan Parlak, Özge Çamurcu, Funda Payan, Merve Nalçacı, Seher Yangaz...) gerçekten çok fazla. Hepsini çok seviyorum ve çok teşekkür ediyorum. 

 

Peki, futbol dışında neler yapıyorsun? Bir günün nasıl geçer? İçinde futbol yoksa hobilerin nelerdir?

Eğitmen olarak çalışıyorum şu anda, iş sonrasında COVID olmadığında antrenmana gidiyordum kendime pek zamanım kalmıyordu. Şimdilerde işe gidiyorum eve geliyorum arada iş çıkışımda alışveriş merkezine gidiyor geziyorum, bazen caddeye gidiyorum, bazen Kadıköy’e… Böyle geçiyor bir günüm. Aslına bakarsanız o yoğunluğumu, yorgunluğumu gerçekten çok özlüyorum. En sevdiğim şey; alışveriş ve makyaj yapmak, arkadaşlarımla kahve içmek. Dünyayı gezmek istiyorum. Pasaport çıkarttım. COVID geldi biterse bir gün, ilk işim yurtdışına gitmek olacak.

 

Son olarak futbolda istediğin noktaya geldin mi? Sırada ne var?

Futbolda istediğim noktaya geldim. Yurtdışında oynamak isterdim ki hala istiyorum, belli mi olur? Belki bir gün giderim. Ama Türkiye şartlarında istediğim noktadayım. Sırada ne var? Öğretmen olmak istiyorum.

sollll

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya