SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

PANORAMA: Alanı kullanma sanatı

Haftanın en iyi 11’inden kurulu kadro, haftanın golü ve asisti, haftanın fark yaratan oyuncu değişikliği ve çok daha fazlası panoramada...

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Alanı kullanma sanatı

Spor Toto Süper Lig Cemil Usta sezonunun 4. haftası geride kaldı. Şampiyonluk adayları için sarsıntılı geçen maçların ardından haftanın panoramasında sahaya dönüp baktığımızda aklımızda kalanları derledik. Haftanın en iyi 11’inden kurulu kadro, haftanın golü ve asisti, haftanın fark yaratan oyuncu değişikliği ve çok daha fazlası panorama satırları arasında...

ALANI KULLANMA SANATI

Modern futbol alan oyununa dönüştü. Bireysel yetenekleriniz eğer topla hareket edecek alanlar bulamazlarsa etkisiz kalırlar, bu kadar basit bir önermeden yola çıkıyor. Alanı top rakipteyken kapatmak, top sizdeyken de yaratmak durumundasınız.

haftanin 11i

Güçlü rakiplere karşı bu planı en iyi uygulayan ve uygulatan teknik adamlardan biri Erol Bulut. Alanyaspor kadrosu da tam Erol hocanın kafasındakileri uygulayabilecek bir yapıda; teknik, atletik, bireysel yetenekleri ortalama üzerinde, takım olarak oynamaya alışmış iskelet. Alanya’nın presinden kurtulmak gerçekten çok zor, adeta piranalar gibiler, ısırıp bırakmıyorlar da, o topu kopartmadan vazgeçmiyorlar. Süper Lig’e 3 haftada 3 galibiyetle başlamış olmaları tesadüf değil.

Fenerbahçe’ye karşı yüksek presle başlayarak ilk adımda alanı doğru kontrol ettiler ve mümkünse ceza sahasına girmelerine izin vermedikleri, pozisyon vermedikleri 39 dakikanın sonunda Tolga Ciğerci’yi ceza sahası girişinde unutarak 1-0 geri düştüler.

Fenerbahçe hücum kurmakta bile zorlandığı ilk yarıda sürekli ikili hatta üçlü preslerden çıkabilmek için uğraşırken rakibin anlık hatasını avantaja çevirdi. Ancak stoperiniz kalecinizin önünü keserse, ceza sahasındaki savunma düzeninizi kuramazsanız, nihayetinde de taçtan gol yerseniz, bulduğunuz avantajı bir anda kaybedersiniz.Ön alan baskısında stoper görevindeki Jailson’un hatasıyla ikinci yarıya da yenik başladılar. Çok adamla panik hücumlarından faydalanamayınca hızlı ataktan yenen golle 67’de durum 3-1 oldu.

Alanyaspor her gol bulduğunda doğru çekildi; ikinci bölgede kalabalık karşılayıp presle topu yeniden kazanma ya da rakibin topu kullanmasına müsaade etmeme… Aslında temelde bildiğimiz geçiş oyunu...

Sezona başlayan Fenerbahçe’nin çok uzağında kalmaları elbette rakibin varlığı üzerinden okunmalıdır.

Sarı lacivertliler oyunun mutlak hakimiyetini ele geçirebildiği maçlar oynadı, kontrol Fenerbahçe’de başlıyordu, maçın sonuna kadar da o dominasyonu elden bırakmıyordu. Alanyaspor maçının hemen hemen hiçbir dakikasında kontrolü alamadı Fenerbahçe.

Milli maç arası öncesinde Trabzonspor maçı, Fenerbahçe’nin en büyük falsosunu ortaya çıkartmıştı; dağınık oyuncuların bireysel hatalarını, takımın topu ve oyunu kontrol etmesi sayesinde kendi içinde eritebiliyorlardı.

Alanyaspor dersine iyi çalışmıştı, eğer kontrolü ele geçirmesine izin vermezseniz o bireysel hatalardan gol bulabilir, Fenerbahçe’yi yenebilirsiniz.

omer bayram

ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM

Bir oyuncu bazen her şeyi değiştirebilir, elbette o değişime yer açabilirseniz. Çünkü alışkanlıklar değişimi engeller. Galatasaray’ın geçen sezonun ilk devresinde santrforsuz oyunu, ikinci yarısında santrforunu rakibe yem olarak kullanarak orta saha hücumcularıyla skor üretme planı işe yaramıştı.

 

Duruma göre kolay değişim gösterebilen bir takım Galatasaray, yeni planlara kolay adapte olabiliyorlar, son 2 sezonda bunu kanıtlarını defalarca kez gördük. Fatih Terim’in yaratmak ve yürütmek konusundaki başarısı aslında Fatih Terimli sezonlarda gelen başarıların da anahtarı. Bugün de yine değişim zamanı…

İlk maçına çıkan Falcao ile beraber takım üzerinde önemli bir güven duygusu gözle görülebiliyordu. Sürekli hücum yolları arayan bir yapıya bürünmüştü sarı-kırmızılılar.cum aksiyonu bekler ile orta sahalar arasında gidip geliyordu. Merkezde bir bekinizin olması ise tamamen mecburi değişiklikten kaynaklandı, oysa ki farkı yaratmayı başardı: Lemina'nın rahatsızlanmasıyla oyuna giren Ömer Bayram orta sahada ileri geri koşuları bir bek gibi çok yüksek devirde yaparak Kasımpaşa orta sahasında ciddi gedikler yarattı, o boşlukları Belhanda top yapmak için kullandı. Falcao’yla Ömer Bayram’ın ikili golü getirdi.

Sürekli hücumda kalmasına ve Kasımpaşa’nın etkisizliğine rağmen ikinci yarıda Galatasaray pek de gol atabilir bir görüntüde değildi. Daha çok topu ayağında tutan, kontrol eden ve hatta hükmeden bir takımdı ama üretemediler. Skor 1-0’da kaldıkça da enlemesine genişleyen, beklerin çizgilere açıldığı ve rakibi kendi ceza sahasına ittiği bölümler ortaya çıktı. Kemal Özdeş, "ortayı kapatıyosunuz kanatlardan geliyorlar" derken bunu kast etmişti. Ama bu da aynı zamanda Falcao’nun neden topla bu kadar az buluştuğunun da yanıtıydı.

Pozisyon sayısı azdı, Falcao’nun ceza sahasında müsait durumda ekstra pasla Babel’i görmesi ancak Babel’in o pasıbeklemiyor olması ilk maç için mazur görülebilir bir hataydı. Çünkü Diagne o topu kaleye denemekten başka bir alternatif düşünmezdi.

Galatasaray'ın alışkanlığı olan oyun planları Falcao'yla birlikte tedavülden kalmak zorunda ve Falcao'yla yeni hücum kurgularını üretmek gerekecek, Kasımpaşa maçı bunun göstergesiydi.

Falcao standart santrfor değil, modern santrfora daha yakın bir melez; alıyor, veriyor, gidiyor, geliyor, bekliyor, koşuyor, bu adama yapılacak en doğru benzetme kaplan, pusu kuruyor. Falcao’nun en büyük şansı onu doğru zamanda doğru şekilde top taşıyabilecek hücum orta sahalarına sahip olması, çok alternatifli bir hücum çeşitliliğinin üretilebileceğibir kadroya geldi.

Falcao transferi sürerken Fransız basınında, Monaco’nun kal baskılarına karşı Kolombiyalının “Gol attığımda kendi çığlığımı duymaktan sıkıldım” dediği iddia edilmişti. Daha ilk topla buluşmasında kopan ses, gürültü sorununu taraftarın çözeceğine ikna etti.

Şimdi galatasaray’da Falcao ile beraber yeni bir şeyler üretmek lazım. Öte yandan zaman az, Şampiyonlar Ligi ilk maçına saatler kaldı, ne söyleyecekse Galatasaray, bir an önce söylemek durumunda. Çünkü Club Burugge’u yenmek mümkün olan tüm ihtimallerin tek anahtarı…

guilherme

DOĞRUYU BULMANIN YOLU BELKİ DE KARIŞTIRMAKTIR

Beşiktaş’ın Gazişehir Gaziantep yenilgisini tek başına maçın üzerinden konuşmak eksik analiz olur. Artık toplam üzerinden sağlama yapmak gerekiyor.

Maçın hemen bitiminde, birbirimize baksak ve sorsak: Bu Beşiktaş ne oynuyor? Bu sorunun tek bir cevabı yok, her biri ancak yarım oynanabilen oyunlar söz konusu. Beşiktaş 4 hafta boyunca hiçbir planı tam olarak oynayamadı, Abdullah Avcı’nın çözümleri de işe yaramadı. Üzerlerinde çokça tartışma çıksa da bugünkü Beşiktaş’ta Quaresma’nın yaratıcılığının da Medel’in süpürücülüğünün de eksikliği fazlasıyla hissediliyor, Burak Yılmaz ise artık neredeyse yaşam destek ünitesi kadar elzem hale geldi. Lens formsuz, Oğuzhan formsuz… Güven santrfor pozisyonu için yetersiz. Bu takım nefes alamıyor. Ve oksijen maskesi olabilen tek oyuncusu Caner Erkin oldu bu haftaya kadar.

Durum vaziyet bu haldeyken 3 yeni transfer aynı anda Gazişehir’e karşı sahaya çıkıyor, biraz da mecburiyetten.

Hem oyunu hem plan uygulaması hem de kadrosu eksik başladığı maçın 6. dakikasında Vida’nın kırmızısıyla daha da eksilmiş, iki dakika sonrasında golü de kalesinde gördü. Gazişehir’in her pozisyonu tehlikeli oldu. Üstelik 3 gol ve 2 direkten dönen top iyice içinden çıkılmaz bir hale getiriyordu durumu. Sahadaki oyuncuların hiçbiri yaratıcılık ya da bireysel performans gösteremediğinde o maçı nasıl çevireceksiniz?

Aslında cevabın başından beri kenarda olduğunu söylesem? Evet, Umut Nayır’dan bahsediyorum.

Elbette 3 gol atmış ve 9 kişi kalmış rakibe karşı Gazişehir’in rehavete kapıldığı bir anda girdi Umut, ama yine de bu denli formsuz ve eksik varken kulübedeki santrfora neden görev vermiyor olabilir ki Abdullah Hoca? Yeni transferlere ilk 11 görevi vermekten çekinmiyorsa hoca, Ljajic-nkoudou-umut üçlüsü üzerinden hücum oyunu geliştirmek yerine Güven Yalçın ısrarına gerek var mı? Her şeyi eksik ve bir o kadar da yarım olan Beşiktaş'ta kulübe de 11 de oturmuyorsa, defterin tersini çevirip 11'i baştan yazmak gerekiyordur belki. Abdullah Avcı için elindeki tüm kartları karıştırıp formaları yeniden dağıtmak en doğru hamle olabilir.

caicara

DR JEKYLL VE MR HYDE

Her hafta en iyi 11’i seçerken kaleci adaylarımızda biri bellidir, Uğurcan Çakır. Ondan daha sıra dışı performans gösteren bir kaleci çıkmadığı taktirde gözümüzü kapatır yazarız.

İlerde Sörlöth, kanatlarda Nwakaeme ve Advijaj, yeni transfer Sturridge, arkalarında Abdülkadir Parmak ve Sosa, geride Obi Mikel, bekler Novak ile Pereira, stoperler Ivanildo ve Hosseini ya da Hüseyin Türkmen. Bir takımın ilk 11’ini alternatifleriyle beraber daha 4. haftadan ezbere saydırabilmek önemli bir iş. Hücumda hemen her oyuncunun etkisi büyük, Gençlerbirliği maçında sağ bekiniz asisti yapıyor, sol bekiniz golü atıyor. Ciddi skor katkısından bahsediyorum.

Gelelim savunmaya. Buraya kadar Dr. Jekyıll’dı. Savunma Mr. Hyde…

Hücum üçlüsü zaten geriye yardıma gelmiyor, takım savunmasına katkıları düşük. Sosa ve Abdülkadir Parmak geriden hücumu kurarken iyiler ama savunmada rakibi karşılarken zayıf kalıyorlar, Obi Mikel zaten ne hücumda var savunmada hele daha da dağınık. Stoper hamleleri yetersiz. Yani Gençlerbirliği gibi atletik bir takım için Trabzonspor’u ortadan geçmek gayet mümkün oluyor.

Dolayısıyla rakip hücumcular Uğurcan ile kafa kafaya kalıyorlar. Trabzonspor’un bu sezon gol yemediği resmi maç yok. Avrupa Ligi maçları dahil 11 gol görmüş kalesinde. Yediğinizden 1 fazlasını atabiliyorsanız sorun yok der Cruyff, ama bunun da bir sınırı olmak zorunda...

Trabzonspor’un savunma sorununa çözüm bulması gerekiyor. Çünkü bu takım için gol atmak değil sorun, eğer Uğurcan olmasa yediğinden 1 fazlasını atabilmek o kadar da kolay olmayabilir.

Berat Ayberk Özdemir’e ise ayrı bir parantez açalım. Süper Lig’deilk 4 haftada, 21 yaş ve altında en fazla forma giyen üç oyuncudan biri, şimdiden 316 dakika yaptı. En ufak çekincesi yok, hiç korkusu yok, ayakları kadar aklıyla oynuyor. Eğer devre arasında Gençlerbirliği elinde tutabilirse, sezon sonu Avrupa'nın 5 büyük liginden birine imza atması işten bile değil. Gençlerbirliği maçına denk gelirseniz kumandayı kenara bırakın, ışığı göreceksiniz.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya