SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

PANORAMA: Kim kaybetti, kim kazandı!

Kazananların oyunu kazanmayı hak eder miydi? Futbolda sadece kazanan haklıdır, oyunu herkes unutur...

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Kim kaybetti, kim kazandı!

Süper Lig’in 10. haftası, liderlik yolunda ilerleyen takımların puan kaybetmesi, Alanyaspor’un Başakşehir ile berabere kalırken Yeni Malatyaspor’un Kasımpaşa’da 2 puan bırakması aslında 3 takıma yaradı: Sivasspor bu hafta itibariyle 2. sırada, Galatasaray zirve ile puan farkını 3’e indirdi, Beşiktaş kendisini üst sıralar atmayı başardı.

Kazananların oyunu kazanmayı hak eder miydi? Futbolda sadece kazanan haklıdır, oyunu herkes unutur...

Yine de kaybedenleri de bu denli yerden yere vurabilir miyiz?

Gerçekte, kim kazandı ve kim kaybetti?

10. haftanın panoraması, en iyilerin seçimleriyle birlikte başlıyor...

OYUNA HÜKMETMEK MESELESİ

9'da Vida, 11’de Diaby'nin ayağından iki gol bulunca, zaten son haftalarda fazlasıyla kırılgan durumdaki Antalyaspor’un aslında maçtan kopması olasıydı. Benzer bir senaryoda Gençlerbirliği’nden 6 gol yiyen Antalya için öncelikle topu ve rakibi tutmak, tempoyu kontrol etmek gerekecekti. Karşısında erken 2 gol bulmuş bir rakibi sakinleştirmek zor olacaktı.

haftanin 11i

Neden derseniz, dakika 11, durum 2-0.

Rakibin üzerine giderseniz arka taraftaki boşluklardan kaleyi tutamazsınız, durmak ve dolayısıyla rakibi durdurmak zorundasınız ki nefes alabilin, toparlanın, akıllı hücuma çıkacak sakinliği ve gücü bulun...

Tam bu anda, Antalyaspor’a en büyük yardım Beşiktaş’tan geldi.

Rakibin çökmek üzere olan haline karşı top kontrolü ve pas oyunu ne kadar mantıklıydı, tartışılır.

Abdullah Avcı’nın takımı rakibin nefes almasına, direncini toplamasına, güçlenmesine izin vermemeliydi.

İlk yarıda yine pozisyon bulabilmiş olsa da tempoyu yükselten taraf olmalıydılar. Maç daha ilk yarıdan kopmalıydı.

Ama Beşiktaş pas oyununu, alan dağılımını, topla oynama yüzdesini önemsedi, neredeyse istatistiklere oynadı desek yeridir.

Oyuna hükmetmek pas ve top istatistikleri midir yoksa sahanın tamamını kontrol etmek mi?

Pozisyon buldu, verdi ama ölümcül hata temponun düşürülmesiydi.

Neden sorusunun cevabı aslında ikinci yarının kendisinde saklı; daha fazla kanattan akın geliştiren, Beşiktaş’ın ceza sahasına daha kuvvetli giren Antalyaspor, tempoyu yükselten taraf oldu. Hızı zaten ilk yarıda düşmüş olan Beşiktaş’ın bu hıza yetişmesi mümkün olmayınca Antalya daha da direnç kazandı. Önce gol geldi, durum 2-1 oldu, ardından da üst üste %100 pozisyon bulan Antalyaspor tarafıydı.

Sonuca, 2-1’lik galibiyete bakarak elbette kazanmanın önemli olduğunu vurgulayabiliriz.

Ancak kazanırken söylemek gerekenler vardır:

Şampiyonluk hedefi olan takımlar tempoyu belirleyen taraf olmak zorundadırlar. Eğer düşürdüyseniz, yükseltmelerine izin vermeyin, eğer bir taraf tempoyu yükseltecekse de zaten bu siz olun.

TAKIM BOZULUNCA OYUN DA BOZULDU

Trabzonspor’u övdüğümüz, oyununa saygı duyduğumuz özellikleri kendisine çevrilmiş bir silaha nasıl dönüştü? Üstelik teknik direktörü olmayan, Tamer Tuna ile eski görüntüsüne bir türlü kavuşamayan Göztepe’nin, Trabzonspor’la karşılaştırınca maçın zayıf tarafı gibi görünmesi normaldi.

Görünen resim hikayenin kendisini anlatmadı.

Trabzonspor bu sezonu, geçen yıldan çok daha farklı bir yapıda geçiriyor. Geçen sezon izlediğimiz, futbolcuları değişse de aynı kalabilen sabit oyun planının çok uzağında, neredeyse tersine bir takım hali var.

d

Bireysel yetenekler, sıkışan oyunu açabilen, hızlı fikir üretip uygulamaya geçebilecek futbol zekasına sahip üst düzey futbolcular...

Bu oyunculara rakibi teslim ediyorsunuz, hücumdaki etkinliklerini savunmadaki zafiyetlerini kapatmak için kullanabiliyorlar.

Öte yandan oyunculardan hiçbiri tek başına yeterli değil, birbirlerine ihtiyaçları var.

Orta sahada Obi Mikel, Abdülkadir Parmak, Sosa üçlüsü oyunun genelini kontrol ederlerken atak yönünü belirleyen akıl pozisyonundalar; Nwakaeme, Sörlöth, Sturridge üçlüsü de uygulayıcılar.

Genel olarak bu sezon baktığımızda oyunun tüm yönlendiricisi Sosa gibi görünse de Göztepe maçı, bu oyuncunun hem yanındaki hem önündeki oyuncuların yetenekleriyle ancak fark yaratabildiğini gösterdi.

Doğan Erdoğan ve Ahmet Canbaz geçen sene olsa takıma 11’den dahil olur ve sistemi yürütebilirlerdi.

Bu sezon ise Sosa’nın etrafında deneyimsiz ve yetersiz kaldılar. Orta sahadaki bu dengesizlik Göztepe’nin kalabalıklığını karşısında çözüm üretmeye yetmedi, üretilen çözümlerin uygulanması için zayıf kaldı.

Beto’nun muhteşem kale performansını ne kadar övsek yeridir, öte yandan Göztepe orta sahasına, hocasız takım olmalarına rağmen gösterdikleri dirence ayrıca parantez açmalıyız.

Sonu değiştirebilecek hakem kararlarında yapılan hatalara itiraz edebilirsiniz, ancak bu sezon Trabzonspor’un as kadrosuna sahip olamadığında sorun yaşayacağını da görmezden gelmemeliyiz.

FENERBAHÇE KAYBETMEDİ, KAYSERİSPOR KAZANDI

Türkiye’de söz konusu olan şampiyonluğun favorisi 4 büyük takım olduğunda, futbolun onların etrafında döndüğü gibi anlamsız bir yanılsama var.

Bir maçı, 4 büyükler kaybettiğinde hatayı da sorunu da yanlışı da büyük olan üzerinden okuyoruz. Kazandıklarında zaten kendi başarıları oluyor, tartışmasız, hemen en büyük ve zaten şampiyonluk adayı oluyorlar.

Kaybettikleri bir maçı rakibin iyi olması üzerinden okumak bu denli zor olmamalıydı aslında...

g

Evet Fenerbahçe yenildi, evet direkten dönen toplar maçı değiştirebilirdi, evet Max Kruse’nin yokluğunda yaratıcı oyuncu eksikliği kaleye gitmelerini zorlaştırdı.

Öte yandan Max Kruse’nin yokluğunda oynadığı 3. maçıydı; Denizlispor ve Konyaspor’a karşı Ozan Tufan-Luiz Gustavo ikilisi ile sürpriz çıkışlar yaratıp Emre Belözoğlu’nun rakibin arasından geçen kilit paslarıyla çözüm geliştirmişlerdi.

Kayserispor’a karşı aynı planla etki kuramamalarının nedeni Kayserispor’un da sahada çaba harcaması olabilir mi?

Bunu bir düşünelim, bu esnada yeni teknik direktör etkisi ile ilgili, hafta sonu öncesinde 9 DETAY’da paylaştığımız bir bilgi notunu ekleyelim:

2018-2019 sezonunda, sezon içinde 19 kez teknik direktör değişikliği oldu. Bu değişikliklerden, ilk 5 maçında galibiyet alamayan tek takım, Kemal Özdeş’in yerine Tamer Tuna’nın getirildiği Göztepe’de yaşandı.

Geri kalan 18 teknik direktör değişikliğinde ilk maçların 7’sinde galibiyet, 3 mağlubiyet ve 8 beraberlik alındı.

Bu sezon ise 10. haftaya kadar toplam 5 teknik direktör değişikliği yapıldı, Mehmet Özdilek ve Metin Diyadin ilk maçlarında mağlup olmuşlardı, Samet Aybaba ve Hamza Hamzaoğlu berabere kaldılar, Bülent Uygun ilk kez galibiyet elde etti.

Yeni teknik direktör kaybetmiyor diyebiliriz, ama kazanmak kesinlikle garanti değil.

Yeni teknik direktör ile takımın var olan performansını arttırdığını, iştah ve istekli bir oyun ortaya koyduklarını söyleyebiliriz. Özellikle söz konusu Fenerbahçe’ye karşı 1-0 kazanan Kayserispor olduğunda...

Bu maçı Fenerbahçe kaybetmedi, Kayserispor kazandı.

UYKU MODUNDA REAL’İ BEKLEMEK

Galatasaray-Çayur Rizespor maç yazısı olarak çok fazla yazılacak bir şey yok. Galatasaray 18 dakikada biri penaltıdan olmak üzere 2 gol atıp durumu 2-0’a getirdi, Çaykur Rizespor da bu sezonun uzak ara en tutuk oyunuyla sarı kırmızılıların orta alanda çevirdiği topu ele geçirmeyi başaramadı. Zayıf, tatsız, temposuz, pozisyonsuz ve 2 gollü galibiyet maçı...

Söz konusu olan böyle temposu düşük bir maç olunca insanın da ister istemez izlerken düşünecek çok şeyi oluyor.

a

Tam da maçın ertesi günü yaptığımız bir sohbete göndermeyle:

Eğer insanlara konuşacak bir şey vermezseniz onlar kendilerine konuşacak konu bulurlar, kusura bakmak yok!

Nzonzi, Belhanda ve Feghouli ilk 11’de yer almadı, Fatih Terim Şener, Ahmet Çalık ve Lemina’yla oyuna başladı. Maç öncesinde Alp Özgen ile birlikte yaptığımız Açık Tribün programında Fatih Hoca’yı soyunma odasında disiplini ele geçirememekle eleştirmiştim. Malum, Fatih Terim takımında kötü oynayabilirsiniz ama mücadele etmeme, savaşmama hakkına sahip değilsinizdir. Saha içinde gezinip de hala o formayı giyebiliyorsanız, ortada bir sorun var demektir. Program sırasında ilk 11’i görünce şöyle düşünmüştük; Fatih Terim bazı formaları geri aldı.

Ancak yeterli olmadığı maçın içinde daha fazla ortaya çıktı.

Belhanda ve Feghouli, mücadele etmedikleri ve savaşmadıkları için değil, Nzonzi ile birlikte Real Madrid maçı öncesi rotasyon amaçlı dinlendirilmiş, zira sahada kalan oyuncuların da gezmeye yatkın hallerine bakılırsa, komple U17 takımıyla sahaya çıkması gerek Fatih Hoca’nın...

Ömer Bayram’ın istatistiklere yansıyan özellikle orta sahada top kapma, ikili mücadele kazanma mücadelesi, Şener’in kanat bindirmelerindeki çabasına rağmen Galatasaray takım olarak neredeyse uyku modunda 72 dakika geçirdi.

Daha anlaşılmaz olanı, Çaykur Rizespor’da rakibin arasında hareket edebilecek hiç oyuncu bulunmamasıydı. Galatasaray deplasmanına kadar övdüğümüz, futbolu ve oyunu sonuca yansımıyor diye üzüldüğümüz İsmail Kartal’ın takımı ne yazık ki tam bir hayal kırıklığı oldu...

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya