SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

PANORAMA: Kenar yönetimi

87 günlük aranın ardından futbolumuz geri döndü ve Süper Lig'in bizlere sürprizleri vardı. Muslera'nın sakatlandığı an ise hepimizin içi burkuldu.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Kenar yönetimi

Süper Lig’e verilen zorunlu aranın ardından nasıl bir resim ile karşılaşacağımızdan emin değildik. Kim bıraktığı yerden devam edebilecekti? Seyircisiz futbol çok sıkıcı olacaktı ve favoriler kazanacaktı.

İşin aslı, hiçbir şey öyle olmadı…

SAVUNMA YAPAN HÜCUM

Trabzonspor’un oyuna başlarken kadrosu, neredeyse elindeki tüm hücumcuları sahaya sürmüş görüntüsündeydi. Hüseyin Çimşir, topla tüfekle Göztepe’nin üzerine gidecek diye düşündük. Maç öyle de başladı aslında, Beto’nun daha henüz ilk 10 dakikada 3 kritik kurtarışı vardı ki ilk gol de 16’da geldi.

Çok yüksek tempoda başlayan karşılaşma, Göztepe’nin alan oyunu ile sahayı kontrol etme çabaları ve hatta rakip kale önüne kadar gidebilmesi, maçı izleyiciler için son derece keyifli hale getirdi.

Bunda elbette Sosa’nın olmamasının büyük rolü vardı.

Sosa, merkezde hem hücumu hem savunmayı organize eden çok önemli bir saha kumandanı. Onun yokluğunu kimseyle dolduramazsınız. Guilherme’nin daha çok kanada yakın oynaması, iki Abdülkadir’in ortada çift yönlü oynaması ile Hüseyin Hoca bu yokluğa çare düşünmüştü.

Kağıt üzerinde bu kadar hücumcu bir takım olsa da savunması son derece disiplinli, güçlenmiş bir Trabzonspor, Göztepe’yi durdurmayı da başardı. Hücumda ise başa çıkılması çok zor bir takım olduğunu gösterdi.

Oyunu çift yönde disiplinli oynayabilen Trabzonspor, şampiyonluğun en büyük adayı. Buna şüphe yok.

İlhan Palut’un Poko hamlesi Göztepe’yi toparlasa da ev sahibinin bu misafire karşı yapabilecekleri sınırlıydı. Yine de hem Berkan hem Soner hem de Serdar’ın mücadelesi önemliydi. Göztepe bu 3 oyuncusunun çabalarını takıma yansıtabilseydi, durum farklı olur muydu? Pek öyle görünmüyor açıkçası…

KENAR YÖNETİMİ

Fenerbahçe’nin pandemi sürecinde nasıl hazırlandığı, kim tarafından hazırlıkların yapıldığı ve nasıl bir görüntü ortaya koyacağı bilinmez durumdaydı. Dolayısıyla da tahmin yürütmenin zor olduğu bir karşılaşmaydı.

Sonda söyleyeceğimizi başta diyelim; geçici teknik direktörü Tahir Karapınar ve deneyimli futbolcularından kurulu “kenar yönetimi” Fenerbahçe’ye maçı getirdi.

Max Kruse ve Vedat Muriqi’in yokluğuna bir de Hasan Ali Kaldırım ve Isla eklenince, ilk 11’de Deniz Türüç ve Dirar’ı yani iki kanat oyuncusunu bekte, Mehmet Ekici ve Mevlüt Erdinç ise İleride başladı. Takım olarak Fenerbahçe maça, ileri gidemeyen ve Kayserispor savunmasını delemeyen bir görüntü ile başlamıştı ki en kilit adamlardan biri, Ozan Tufan kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

Fenerbahçe’nin bu dakika itibariyle merkez oyun kurucusu Luis Gustavo oldu. Ancak ne Mehmet Ekici ne Mevlüt Erdinç ne de kanatlar işlevsel değildi. Her ileri çıkma hamlesinde duvara çarptı sarı lacivertliler. Ferdi’nin bireysel çabası da yetersiz kaldı.

Kenarda geçici teknik direktörü ve 3 oyun aklı; Emre Belözoğlu, Volkan Demirel ve Mehmet Aurelio, birlikte çok doğru 3 hamle yaptılar. Ferdi, Mevlüt ve Mehmet oyundan çıktı, Emre, Vedat ve Zajc girdi.

Değişikliklerin dakikası çok geç olmasa, maçın skoru çok daha erken değişebilir, uzun bir aradan sonra coşkulu bir Fenerbahçe izleyebilirdik ancak kalan dakikalar ancak galibiyeti getirmeye yetti.

Değişiklikleri kim yaptı? Emre kendi kendini mi oyuna aldı? Bu soruların hiçbir anlamı yok. Kayserispor maçında gördük ki Fenerbahçe’de ligin kalan haftalarında takımı “kenar yönetimi” idare edecek.

TEZ İLE ANTİTEZ

Birbirinin tezi ile antitezi iki takım, Alanyaspor ve Başakşehir’in karşılaşmasının uzunca bir süre berabere devam etmesi kimseyi şaşırtmamış olsa gerek…

Liderlik koltuğunda oturduğu dönemde, Erol Bulut’u Gençlerbirliği maçı için eleştirmiş ve bu sayfadan şöyle seslenmiştik; rakip topu almak istemediğinde plan çöküyor.

Okan Buruk’un topu kontrol eden, oynayan ve sahaya hükmetmeyi hedefleyen oyun yapısı, tam da Erol Bulut’un istediği rakip haline getiriyordu Başakşehir’i.

Elindeki çok atletik ve güçlü hücum hattına son derece etkili ara toplar ve kilit paslar gönderebilen orta sahası ile Alanyaspor’un planı belliydi.

Öte yandan Başakşehir, 88 gün öncekinden hiçbir şey kaybetmemiş, tüm dişlileri mükemmel çalışan bir makine ve doğru zamanda doğru hamleyi yapabilen, sorumluluk alan, inisiyatif kullanabilen, çok zeki bir oyuncu kadrosundan kurulu.

Siz nasıl bir planla gelirseniz, antitezini uygulamaya koymakta hiç zorlanmıyorlar.

Bu kadro ve Okan Buruk’un futbol felsefesi, Trabzonspor’u kovalamaya son maça kadar devam edecek. Ve Başakşehir her zaman izlenmeye değer bir futbol ortaya koyacak.

TERCİHLER

Beşiktaş’ın karşısına, ligde konumunu rahatlatmış bir Antalyaspor’un çıkması, karşılaşmanın kolay geçeceği anlamına gelmiyordu. Tamer Tuna, son derece hırslı ve kazanmaya odaklı bir teknik adam, son derece zeki, takımına da bunu aşılayarak küme düşme hattından uzaklaşmayı başardı.

87 günlük ara Antalyaspor’da hiçbir şeyi değiştirmemişti.

Öte yandan Beşiktaş’ta bu süreç çok zor geçmişti. Etkilerinin sahaya yansıması ihtimalini göz önüne almıştık.

Tamer Tuna, maç sonu açıklamasında da söylediği gibi, topu rakibe veren bir oyun planı izledi. Antalyaspor’un iki golünün de Beşiktaş hücumdayken gelmesi tesadüf değildi.

Aklı sahada olmadığı çok net belli olan Beşiktaşlı futbolcuların sürekli tercih hataları yapmasıyla oyunun Antalyaspor’un istediği kıvama gelmesi de sonucu belirledi.

Ersin Destanoğlu ve Rıdvan Yılmaz’ın dışında kalan tüm oyuncularını maç sonunda yerden yere vuran Sergen Yalçın’ın kendisini de biraz olsun eleştirdiğini düşünmek isteriz.

Çünkü topu Beşiktaş’a veren her rakip bu sahadan galibiyet çıkartabiliyorsa, bu sadece oyuncuların performanslarının üzerinden okunmamalı.

Tıpkı, Sergen Yalçın’ın çalıştırdığı Yeni Malatyaspor’un Abdullah Avcı’lı Beşiktaş’ı yendiği gibi…

KAPTAN

Galatasaray’ın sezonunu ikiye ayırıyorduk, ilk devrenin bitimine iki hafta kala da milat tarihti; öncesinde dağınık ve taktik disiplini sürdüremeyen Galatasaray ve çok yönlü, birden fazla hücum planını aynı anda oynayabilen, tüm sahanın hakimi Galatasaray.

İkincisi, ligde şampiyonluk yarışına dahil olmayı başarmış, hatta Fatih Terim etkisi ile aradaki puan farkının da kapanabileceği düşünülüyordu.

Çaykur Rizespor maçına ikinci değil, birinci Galatasaray çıkmıştı.

Son 10 haftada gösterdikleri, top rakipteyken bile maçı kontrol eden takımdan eser yoktu. Yine geçemeyen, yine oyun kuramayan, yine kenardan sürekli müdahale gerektiren bir Galatasaray izleyerek maça başlamıştık.

Fernando Muslera’nın, ofsayt olmasına rağmen VAR garabetiyle devam ettirilen pozisyonda sakatlanması her şeyi değiştirdi. Andone’nin sakatlandığı pozisyonda da penaltıydı, verilmedi.

Galatasaray sezon başından bu yana en fazla hakem kararlarıyla sıkıntı yaşadığı maçı oynadı.

Öte yandan tüm bunlar mağlubiyeti açıklamaya yetmez. Bu maç dönebilirdi; Fatih Terim doğru değişiklikleri yapmış, Lemina’yı Ahmet Çalık’ın yerine stopere çekip elindeki tüm hücumcuları da sahaya göndermişti. Yine de takımın Ünal Karaman’ın futbolcuları arasında kurduğu zincirin arasından geçmeyi başaramadılar.

Galatasaray’ın tüm hücum varyasyonlarına karşı tek antibiyotik, takımı hatlar arasında boşluk kalmayacak şekilde dizmekti, tıpkı bir zincirle bağlanmışlar gibi, alanı tamamen kapattılar. Galibiyeti Ünal Karaman’ın doğru planı getirdi.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya