SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

PANORAMA: Yalanların kimseye faydası olmadı

Didem Dilmen, Süper Lig'de ilk devrenin ardından takımları, hocaları ve puan tablosunun bugününü değerlendirdi

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Yalanların kimseye faydası olmadı

Süper Lig’in 2019-2020 sezonunun ilk yarısı için bir sıfat bulalım...

Şaşırtıcı, sürprizli, olağandışı...

Fazla sinema çığırtkanlığı oldu, biz yine gerçeklerden konuşalım...

GÖZDEN KAÇAN PUSU

Süper Lig’in yeni sezonuna kazanarak başlayan tek şampiyonluk adayı Fenerbahçe oldu. Son şampiyon yeni küme yükselen rakibi karşısında kabuslar görürken yeni hocasıyla Beşiktaş’ı üstelik sürklase ederek yenen Sivasspor sürprizli bir açılışa imza attılar.

İkinci maçında Çaykur Rizespor’a yenilerek puan kaybeden ve dikkatimizden kaçan Sivasspor’un Erol Bulut ile Akdeniz üzerinden fırtınalı havalar savuran Alanyaspor’una pusu kurduğunu da göremedik.

Kazanırken forvet hattını yeni dökülmüş asfalttan kayarak giden spor araba gibi kullanan Erol Bulut’un topa sahip olmaktan kaçınan hücum anlayışına karşı aynı taktikle sahaya çıkan rakipleri bir süre sonra puan kayıplarıyla yordukları Alanyaspor’u başka bir şey yapmaya ittiler. Ancak geçiş yeterince hızlı olamayınca, Erol Bulut çözümleri ürettiği hızla sahaya yansıtamayınca bulduğu boşluktan kendini ileri atan Rıza Çalımbay’ın çelikten imal ettiği Demir Grup Sivasspor’u koltuğa yerleşti.

Aslında çok daha önce çıkabilirdi liderliğe, eğer Galatasaray’a kaybetmeseydi... Bocaladıkları ilk 45 dakikanın bedeli ağır oldu, ikinci yarı galibiyete yetecek süreyi vermedi. Ligin ilk devresinin belki en kritik maçıydı, Galatasaray ile Sivasspor’un karşılaşması; birkaç hafta geçmesi gerekecek nedenini anlamak için...

Sivasspor, Trabzonspor ve Fenerbahçe’den Yeni Malatyaspor’a kadar gücü kesin tüm rakiplerine karşı maçı ilk yarıda kopartıp ikinci yarıda kontrolü tutarak ve karşı tarafı önce zihinsel olarak zayıflatarak üstün geldiler. Bir daha asla TT Stadı’ndaki hataya düşmediler...

DOĞAL ADAYLARIN YOKSUNLUKLARI

Süper Lig’in 4 şampiyonluk adayı arasında geçmeyeceği daha henüz ilk ayın ardından belli olmuştu. Son yıllarda dördünü birden aynı potada zaten göremiyorduk, ya biri ya ikisi geri düşüyor, sürpriz bir yarışmacı ortaya çıkıyordu.

Bu defa ise dört büyük takımdan sadece Trabzonspor’un potaya yaklaşabileceği gibi bir kehanet ortaya atılabilirdi.

Fenerbahçe iniş çıkışlarının ceremesini çekiyor, Galatasaray çok güçlü göründüğü kağıtlara sahada kanıt veremiyor, Beşiktaş yönetimi değiştiren kötü başlangıcıyla hocası için tehdit oluşturuyordu. Aralarındaki en coşkulu iddialı Trabzonspor ise gol yeme sorununa çözüm bulamıyor ve ateşli hücum hattının ardında savunmasıyla acı çekiyordu.

Şampiyonluk adayları ortaya çıkamıyordu...

Tam bu noktada anlatıcının meseleyi biraz daha açık hale getirmesi gerekiyor.

Tüm bu hikaye, “dört büyükler kötüydü de ondan” açıklamasıyla geçiştirilir kıvama geliyor... Altını açalım...

HAFIZA GEÇMİŞİ AÇIKLAR, GELECEĞİ ANLATMAZ

Dört büyük dediğimiz, şampiyonluğun doğal adaylarının tarihi olarak bu yarışı defalarca kez götürmüş, kazanmış ve kaybetmişliklerinden oluşan bir tarih hafızası vardır. Bu durum, yani kazanmak ve kaybetmekle büyüyen bilgi dağarcığı sayesinde bu 4’ü “büyükler” olarak adlandırılır, lig daha başlamadan şampiyon olmaları beklentisi de bundan kaynaklanır.

Meselenin tarihi kökenine bu sayfadan değinmek üzere söz verip devam edelim.

Ancak dedik ya son yıllarda dördünü aynı potada zaten göremiyorduk, bu sezonun ilk yarısında (tıpkı geçen sezon aynı dönemde olduğu gibi) 4’ünün de ilk dörtte yer almadığı hafta gördük ki tablonun üstüne en fazla tutunabilen de Trabzonspor liderliği sadece maç fazlasıyla alabiliyordu.

4 büyüklerin galibiyet almakta zorlandığı, kalesindeki savunma zaaflarına çözüm bulamadığı ve teknik direktör hataları ile transfer yanlışlarını konuştuk. Süper Lig’in ilk yarısı boyunca Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın sorunlarını irdeledik ama genel tabloya gerçekten bakabildik mi?

Hayır!

ASIL HİKAYENİN YAZARINI ARAMAK

Daha geniş kitleler tarafından takip edilen takımların üzerinden okumak, durumu anlamamızın en büyük etkeniydi ki hadi diyelim hepimiz büyüklerden yanayız, yerden yere vurarak ve hiçbir gerçek tespitte bulunmayarak fayda da sağlamadık.

Oysa hemen herkesin oynadıkları futbolun ve takım örgüsünün sağlamlığında hemfikir olduğu Sivasspor’u analiz etmek, oyuncu kadrosu arasındaki pas kurgusunun iletişimini nasıl kurduklarına bakmak, yedek kulübesinden en fazla skor katkısı alan ve en fazla yerli oyuncuyu rotasyonda kullanan takım olmalarının altını çizmek gerekiyordu.

Başakşehir’in Okan Buruk yönetiminde özellikle Avrupa Ligi’ndeki maçları ile ligdeki hücum yanlısı rakiplerine karşı oynadığı oyunun akılcılığına bakmalı, futbolun dar alanda kalabalıkla değil geniş alanda az adamla nasıl golcü bir takım yaratabildiğini gözlemlemeliydik.

Yeni Malatyaspor’un Sergen Yalçın ile Alanyaspor’da başlattığı “alanı kaplayarak her boşluğa hükmeden” oyun yapısını yeni takımına gelir gelmez nasıl oturttuğunu, sonrasında neden ve nasıl çatlakların oluştuğunu, ligin en fazla gol atan takımının liderlik koltuğuna uzak düşüşünü irdelemek lazımdı.

Alanyaspor’un futbolcularını 4 büyüklere çekiştireceğimize transfer anlayışlarını ve futbolcuların birbirine bu kadar benzeyen yapısıyla kadro oluşturmasını, giren oyuncu ile çıkan oyuncu arasındaki benzerliklerle farklılıkların nasıl etken olduğunu, oyuncu değişiklikleri bile ezberlenmiş statik futbolun rakipleri tarafından nasıl çözümlendiğini düşünmeliydik.

Yapmadık...

YALANLARIN KİMSEYE FAYDASI OLMADI

Onun yerine Ünal Karaman’ın Trabzonspor’dan ayrılışı üzerine sayfalarca haberlerle kafa karıştırmayı tercih ettik.

Galatasaray’ın kiralık oyuncu sorunu yaşadığını, devre arasında kadroya katılacak ve mecburen yine kiralanacak oyuncularla sorunu çözebileceği umudunu aşıladık.

Fenerbahçe’de futbolcuların istikrarsız form grafiklerini dedikodularla doldurduk, biraz kavgayı körükleyince de takımın durumunu bir güzel unutturduk.

Beşiktaş’ta kaybedince yerden yere vurduklarımızı kazanınca göklere çıkarttık, sahada olan bitenlerin arka planı yerine anlık tepkiler üzerinden okuma yaptık.

Velhasıl dostlar, ezberden iş yaptık...

Halbuki Fatih Terim’in kontrol altına alamadığı takımına rotasyon oyuncuları dahil etmesiyle değişen takım enerjisinin neden istikrara dönüşemediğini sorgulamak gerekirdi. Kenarda oturanların neden sahada yürüyenlerin yerine geçemediğini, taktik ve oyun planlarının neden yaşamadığını...

Abdullah Avcı’nın geç kurulan takımını ve dolayısıyla çok geç gelen iletişimini irdeleseydik, yönetim değişikliğinin sebeplerini daha sağlam temellere bağlasaydık mesela...

Fenerbahçe’de sezon başında yapılan transfer hataları nedeniyle mühendissiz kadro kurgusunun tüm takımı orta sahalardan kurma zorunluluğunu ve beraberinde oturmayan karakteri daha çok bağırmak gerekiyordu.

Yapmadık.

Puan tablosunun tepesindeki olağanüstülük nasıl devam eder, Süper Lig’imiz doğal akışıyla mı biter yoksa sürprizli bir son mu olur göreceğiz. Kehanetler olağanı haber verdiğinde eğlencelidir. Olağanüstülükler ise daha heyecanlıdır.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya