SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

PANORAMA: Retro futbol

Bol gollü maçların ardından haftanın analizi, haftanın 11'i, en iyi asist, en güzel gol ve fark yaratan değişiklik seçimi ile tüm detaylar panoramada.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Retro futbol

Süper Lig'de 8. hafta geride kaldı, sıra haftanın panoramasında...

Bol gollü maçların ardından haftanın analizi, haftanın 11'i, en iyi asist, en güzel gol ve fark yaratan değişiklik seçimi ile tüm detaylar panorama sayfamızda... 

RETRO FUTBOL

Trabzonspor'u izlerken, bu sezon genel görüntüsü itibariyle, size de 90'lar veya 2000'lerin başından bir maç izliyormuş gibi hissetmiyor musunuz?

Adeta bir retro futbol seyirliği sunuyorlar.

Modern futbolun 2000'lerin ortası itibariyle gelişim, futbol futbolculardan aldı ve teknik direktörlere verdi.

1980'lerde televizyondan canlı maç yayıncılığı ile birlikte Maradona gerçeği ile tanıştık. Futbou tek başına bir şova çeviren, takım arkadaşlarının bile neredeyse oturup izlediği, bulunduğu takıma Avrupa Kupalarında şampiyonluk bile kazandırabilecek tek ve devasa bir yıldızın dönemiydi. 90'larda Zidane ve Ronaldo aldı yerini, hatta 1998 Dünya Kupası bu ikisinin kapışmasıydı. 2000'lerin başında yıldızlar karması dönemine geçildi, Los Galacticos, Barcelona, Manchester United maç değil gözyüzü izlemeye benziyordu.

2000'lerin ortasında Guardiola'nın elindeki yıldızlar karmasından yarattığı tiki-taka ve ardından Klopp'un Borussia Dortmund'da doğru futbolla Bayern Münih'e kafa tutması oyunun modasını değiştirdi.

Modern futbol oyunu futbolculardan alıp teknik direktörlere verdi, şekillendirilen takımlarda oyuncu seçimleri çok daha kritik hale geldi. Futbolda esneklik kavramı oluştu. Maç içerisinde sürekli değişen dizilişler, savunma ve hücum taktikleri ile tanıştık.

asist

Takımların 11'lerini saymayı bıraktık, takımın karakterini konuşmaya başladık.

Son iki sezonda Türkiye Süper Lig'inde de tamamı Türk teknik direktörlerle beraber modern futbola geçişimizi neredeyse tamamladık. Teknik direktörleri, seçimlerini, planlarını, değişikliklerini konuşur olduk.

Geçtiğimiz sezonki Trabzonspor ile bu takım arasındaki en büyük fark da işte bu çağ farkı: Bordo mavililer Ünal Karaman takımı olmaktan çıkıp bireysel yeteneklerin maçı alıp götürdüğü retro futbola geçti.

Sörlöth, Sturridge, Nwakaeme, Sosa, Abdülkadir Parmak, Yusuf Sarı, sakatlığı olmasa Abdülkadir Ömür de bu listede olacaktı. Trabzonspor'da futbolcuları izliyoruz. Oyun, takımın karakterini taşımıyor, oyuncularının o günkü ruh hali ve birlikte oynama seçimleriyle şekilleniyor.

Trabzonspor'un günü gününe, maçı da maçına bu yüzden uymuyor. Savunma hataları bitmiyor, takım her maçta kalesinde gol görüyor. Sonra Sosa 35 metreden vuruyor, futbolu neden sevdiğimizi bir kez daha hatırlatıyor.

GALATASARAY’DA COŞKU VAR DİSİPLİN YOK

Galatasaray taraftarlarının sezon başından bu yana belki de en büyük eleştirisi takımlarının coşkusuz ve durağan haliydi. Evinde ağırladığı Sivasspor, sahaya doğru yerleşen ve kırılması zor bir disiplin takımı, dolayısıyla oyunu 2. bölgede kontrol etmek kadar hızlı da başlamak Fatih Terim’in takımı için olmazsa olmazdı.

degisiklik

İlk 11’i görüp Emre Mor’un başlayacağını görenler belki biraz soru işareti ile karşılamışlardır. Ancak söz konusu hızlı futbolu kurmak için tutulması zor haşarı bir kanat oyuncusu tercihi kesinlikle doğruydu. Asıl soru Emre’nin nasıl performans göstereceğiydi.

Aslında temelde Fatih Terim’in geçen sezon oyununu sürdürmeye niyeti vardı, elindeki oyuncular da buna yakındı. Onyekuru yerine Emre Mor, Feghouli yerine Ryan Babel, her ne kadar kanatları ters olsa da özellikleri benzer.

Galatasaray’ın sezon başında içeri kat eden kanatlar ve çizgileri kullanan beklerle enlemesine kapattığı 2. bölgeden içeriye kat etme oyunu, hem beklerin hem de Feghouli’nin düşük performansı nedeniyle yürümüyordu. Fatih Terim de geçen sezon oyununa döndü, hem beklerini değiştirdi (Emre Taşdemir ve Şener) hem de Emre Mor’u çizgiye yaklaştırdı.

Bu plan Belhanda’nın formsuzluğu nedeniyle orta sahadan oyun kurmakta zorlanan Galatasaray’ın Sivasspor’u çözmesinde etkili oldu.

Bir başka önemli olan ise dönen topları alan, stoperlerin önünde karşılayıcı bir çapa görevinde bu sezon ilk kez iyi performans gösteren Nzonzi’ydi.

Fatih Terim’in oyun planında bu çapa özellikli oyuncuyu bu kadar önemli yapan, ileride kurulan takımın arkasına sarkma ihtimalinin artması, stoperlerin de birebirde kalıp risk almak zorunda kalmasıydı.

İlk yarıda Galatasaray’ın oyununu rahatlatan Nzonzi’nin oyundan düştüğünde takımın savunmasının ne kadar kırılgan olduğu ikinci yarıda Erdoğan Yeşilyurt’un girişiyle bir anda oyunun dengesinin Sivasspor’a geçmesiyle ortaya çıktı.

Coşkusu tam olsa da 90 dakika disiplini yetersiz olan Galatasaray için Sivasspor maçının son dakikaları tırnak yedirtti.

Bir parantez de Emre Mor’a… Taht yaptırmak, saç boyatmak ve oyundan aklını uzaklaştıran türlü aksiyonlardan vazgeçip fikrini futbola çevirince asıl aksiyonun içinde yeniden buldu kendini… Hala güçsüz, hala çalışması gerek… Ayaklarına bahşedilen yeteneğin saf halinden çok daha fazlasını yapabileceğini gösterdi. Belki bir gün haftanın 11’ine yazarız, umut her zaman vardır.

TERCİHLERİNİZ SONUCU BELİRLER

Erol Bulut ve Alanyaspor’un liderliğini belki de en iyi açıklayacak maçlardan biri Çaykur Rizespor maçıydı.

gol

Dar bir kadro, kısıtlı rotasyon, oyuncu değişiklikleri bile genelde aynı. İlk 11’i de maçtaki değişiklikleri de hemen ezberden sayabiliriz. Bu verinin doğal sonucu, biz nasıl ana kadro ve rotasyonu ezberlediysek futbolcular bizden çok birbirlerini ve Erol Bulut’un planlarını ezberlediler.

Karşılarında makine gibi çalışan bir Alanyaspor’a karşı Abdullah Avcı, rakibinin oynamasına izin vermiş ancak nerede oynayacaklarına da Beşiktaş’ın karar vermesini sağlamıştı. Alanına hükmettiğiniz Alanyaspor’un çözüm üretmek yerine daha çok üzerine gelmesi Beşiktaş’ın ekmeğine yağ sürmüştü.

Erol Bulut da aslında temelde benzer bir fikirle oynatıyor: Topu rakibe ver, alanı kullanmasına izin verme, atletik ve yaratıcı futbolcuların koridorlar açsın, hızlı oyuncuların da rakibin işini bitirsin.

Çaykur Rizespor, Alanyaspor’a sorun çıkartmış takımların yaptığı taktiği izlemedi. Topu Alanyaspor’a bırakır önlerine de kalabalık yerleşirseniz hızını kullanamıyor, alan olmayınca yaratıcıları da çözüm üretemiyor.

İsmail Kartal kendi oyununu oynamayı seçti; çizgi halinde yayılan ve kısa adımlar ve paslarla rakibi kalesine doğru itip hızlı yön değiştirmelerde rakibin dengesini bozmak.

Alanyaspor’a karşı bu oyunla çıkarsanız Ceyhun sizden topladığı topları Bakasetas, Junior Fernandes, Efecan Karaca’ya tek hamlede iletir, Cisse de boş kalan arka alanda hızını konuşturur.

Çaykur Rizespor, Beşiktaş’a karşı oynadığı kontratak oyununu denemiş olsaydı, sonu çok farklı biterdi bu maçın.

Bazen tercihleriniz belirler sonucu, tıpkı İsmail Kartal gibi…

SADECE AVCI İLE AÇIKLANAMAZ

Bir futbol maçının taktik oyunları ve planları ne kadar zenginse not almak, yazısını yazmak da bir o kadar keyifli oluyor yazar için… Kelimelerinizi bile maçın kendisi seçiyor, yazdıkça yazıyorsunuz.

Gel gelelim, elinizdeki maç Ankaragücü-Beşiktaş maçıysa, önce şöyle en kalınından bir sözlük alıyorsunuz yanınıza; cümle kurmak o denli zor oluyor.

11

Bir hafta önce Alanyaspor maçında izlediğimiz Beşiktaş, Abdullah Avcı’nın pas oyununda ısrar etmeyeceğini, kaleye daha hızlı giden çoktan ziyade akıllıca paslaşan Beşiktaş’a döneceğinin sinyallerini vermişti. Galip gelmekten öte oynadığı oyundan da zevk alan futbolcuların Ankaragücü’ne karşı da benzer bir oyunla çıkacağını düşünmüştük.

Evet, Beşiktaş bir hafta önceki fikirle çıktı maça, ama rakip bu defa futbolu sadece top kendisindeyken oynamak, rakipteyken kilitlemek üzerine kurgulamıştı.

Beşiktaş için ikinci problem ise takımın geneline sirayet etmiş formsuzluk haliydi. Yeni transferler Elneny ve Douglas, onları Beşiktaş’a getiren futbollarının hayaleti bile değiller, Ljajic ise her halinden mutsuzluk akar vaziyette. Burak kendini parçalayıp her maç Beşiktaş’ın tek ayakta kalan oyuncusu Caner’ken, Dorukhan’ın da şanssız sakatlığı sadece işleri daha kötü hale getiriyor. Lens’i hiç konuşmayalım bile…

Futbol futbolcularla oynanır, futbolcularınızın ise oynayacak hali yok. Bir de rakip kilitlerin üzerine iki de asma kilit takmışsa, biz ekran başında futbolcular sahada maçtan başka bir şeyle baş başa kalıyoruz.

Beşiktaş’ın tüm sorunlarını Abdullah Avcı’ya bağlamak, futbolcuların formsuzluğunu sahaya bağlamak, meseleyi eksik okumaktır.

Beşiktaş’ta yeni yönetimin birinci işi kulüpte huzur ortamını yeniden kurmak olmalıdır.

GALİBİYETE RAĞMEN SAVUNMANIN ALARMLARI

Sezon başından bu yana eksikler nedeniyle takımın yarısını orta saha oyuncularından kurmak zorunda kalan Ersun Yanal için nihayet ideal 11’e en yakın kadro derken bu defa Max Kruse sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecekti.

8. haftada hala tam kadroya sahaya çıkamamış Fenerbahçe’de en azından bekte bek, kanatta kanat oynayacaktı ama bu defa takımın beyni sahada değildi.

Max Kruse, bu sezonun en değerli transferlerinden biri oldu, hem hızlıca adapte olması hem saha içi çalışkanlığı hem de liderlik özelliği sayesinde Fenerbahçe’nin yeri geldiğinde maçı çevirmesini, gerektiğinde kilidi açmasını sağlayan anahtarlıktaki en değerli anahtar oldu. Bu maçtaki eksikliğini ise Tolga Ciğerci ve Ozan Tufan ikilisi doldurmayı başardılar. 

Denizlispor, sezona iyi bir giriş yapsa da gün be gün kalp atışları yavaşladı, oyuncularının verimi düştü. Doğru transfer politikası, hoca seçimi ve enerjisi ile övdüğümüz Denizlispor’a ne yazık ki ulaşılamıyor...

Bu ortamda Fenerbahçe’nin pozisyon bile vermeden, mümkün olduğunca ekonomik oynayarak, orta sahayı derinden kullanıp santrforunu rakip stoperlerle baş başa bırakmasını, dönen topları kanat ve merkezden alarak atak tazeleyen, mümkünse misafirliğe gittiği evden ev sahibini çıkartan bir oyun bekliyorduk.

Öyle de oldu...

Fenerbahçe hiç zorlanmadan kazanmayı başardı. Ancak yine gol yedi, pozisyon vermeden üstelik!

Fenerbahçe’nin kazandığı maça rağmen falsolarına, özellikle takım savunmasındaki düşüşlere çare bulması gerekiyor. Çünkü Süper Lig bu sezon hiç de misafirperver değil, Denizlispor galibiyetini açıkları görmek üzerinden okumak elzem...

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya