SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

PANORAMA: Bir futbol talebiydi Ersun Yanal...

Süper Lig başladı ve ilk hafta geride kaldı. Oyunun, takımların ve ligin ilk 90 dakikalarının panramasını Didem Dilmen kaleme aldı.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Bir futbol talebiydi Ersun Yanal...

Spor yazarı Didem Dilmen, Süper Lig'in 1. haftasının panoramasını yazdı.

STRATEJİK VE PSİKOLOJİK MESELE

Geçtiğimiz sezonun ortalarına doğru gelindiğinde, tam da krizin en zirveye ulaştığı günlerde, Fenerbahçe taraftarları Ersun Yanal'ın takımın başına getirilmesi taleplerini bağırıyorlardı. Bu aslında bir isim talebi değildi, bir futbol talebiydi...

Futbol "stratejik ve psikolojik bir meseledir" Ersun Hoca'nın deyimiyle... Rakibin mental olarak maça başlamasına izin vermeyen ilk 10 dakika baskısı ilk düdükle harekete geçer. Alan daraltırken hızlı ve kısa paslarla rakip ceza sahasına giden, skoru alana kadar motive, konsantre, ne yaptığını bilen, akıllı, sürekli birbiri ile göz göze gelen, kısa tek paslarla oynadığı oyundan fazlasıyla keyif alan takımlar yaratır. Doğru zamanda savunmaya çeker ki kendi istediği gibi itebilsin... Maçın her saniyesini kontrolü altında tutar ve futbolcuların o her saniyeden keyif alışlarını izlersiniz.

Fenerbahçelilerin, tarihlerinin en büyük krizini yaşadıkları sezonda Ersun Yanal'ı çağırırken talep ettikleri, Gazişehir FK karşılaşmasında izlediğimiz "stratejik ve psikolojik mesele"nin ta kendisiydi. Ve Ersun Yanal işte bu maçla beraber Fenerbahçe'nin başına asıl şimdi geldi...

Kazanamamayı alışkanlık haline getirmeyi engelleyemeyen Ersun Yanal'ın çözüm olamadığında, standart yorumlara sığınıp "ama hoca kurmadı ki takımı, kadro kalitesiz" cümlelerine kaçılabilirdi. Ama bugünden bakılınca, kaybetme korkusunun ele geçirdiği o Fenerbahçe’nin sorununun kadro olmadığını daha net görebilirsiniz. Yeni sezonun ilk haftası itibariyle yine eksikler var, henüz bitmemiş bir kadro ile çok da iyi geçmemiş bir hazırlık sürecinden çıktı takım. Öte yandan nihayet iştahlı ve futboldan keyif alan bir takım, hoca ve tribünlere yeniden kavuştu Fenerbahçe. Neresinden bakarsanız bakın, bu gerçek anlamda bir “başlangıç”tır, hem de en iyisinden...

FUTBOL BİR DANSSA MÜZİK DE DEĞİŞMELİ

Bir futbol planınız var; pas oyunu oynayacağınız bir kurgu üretiyorsunuz. Ancak elinizdeki oyuncu grubu pas oyunu oynarken üst üste beş pas yapamıyorsa ortada devasa bir problem var demektir.

Birbirinden kopuk, baskı altında pas hatlarında hata yapma oranı gittikçe yükselen ve üretkenlik sıkıntısı yaşayan Beşiktaş'ı "Bizim sistemi denedik olmadı, onların alışık olduğu sistemi denedik olmadı" ifadesi ile açıkladı Abdullah Hoca. Hazırlık karşılaşmalarını izleyen herkes hocanın sisteminin yürümediğini görebilirken, çözüm üretmek yerine ısrar etmek hataydı.

Pas oyununu bu denli zor yapan, ileri derecede geometri ve trigonometri bilgisi gerektirmesi değildir! Öncelikle uyumla beraber belirli bir tempoya ayak uydurabilen oyuncu grubunun kurulmasına ihtiyaç vardır. Beşiktaş'ın "hızlı gitmek" fikrine alışık oyuncularını, hocanın istediği tempoya ayak uydurmaya ikna etmek bile başlı başına bir iş... Örneklendirmek gerekirse, Ljajic'in ileriye taşıyacağı topu servis etmesini beklediği Medel'in pas temposunu kaybederken beraberinde topu da kaybetmesiyle Beşiktaş'ın takım olarak hücum hayallerinin savunma çabasıyla bitişlerini hatırlayın. Mesele salt kurgu değil, Abdullah Avcı'nın kendi müziğiyle dans etmesini istediği oyuncularının ayaklarının birbirine dolanması... Geçişi daha yumuşak yapmak tek mantıklı çözüm gibi görünüyor, maç istediğiniz gibi gitmediğinde "eskiye dönün" demek yetmez, çünkü müzikle birlikte ancak dans da değişir.

YOKLUĞUN CEHENNEMİN ÖBÜR YARISI

Süper Lig'in açılış karşılaşmasında son şampiyonun, lige yeni yükselen rakibini kolay geçeceğini söylemek kolay yoldur. Kapalı kutu olan ve aslında kimsenin tam olarak ne yapabileceklerine dair fikrinin olmadığı yeni rakibin son şampiyona bir sürpriz yaşatabileceğini öngörmek de cesarettir. Galatasaray'ın Denizlispor maçı 11'ine bakıp sarı kırmızılılar için çok zor bir maç olduğunu aklınızdan geçirmekse doğal sonuçtur. Acaba yılların hocası Yücel İldiz esame listesini gördüğünde oyuncularına "Selçuk'un üzerine oynayın" dedi mi yoksa oyunun kendisi mi Selçuk İnan'ın yolundan geçti?

Beklerini hücumda kullanan, stoperlerini ikinci bölgeye yakın konumlayan Galatasaray'ın son 2 sezondur iyice yerleşen temel oyun planını ayakta tutan en önemli aktör 6 numaralarıdır. Zaten bu 6 numaralar hep böyledir; işlerini iyi yaptıklarında kimse onları görmez ama yoklukları "cehennemin öbür yarısıdır" ki kapatırsa gözlerini savunma derinliğinde üşürsünüz...

Şu detayı kaçırmamak gerekiyor, Denizlispor karşısında Galatasaray'ın eksiği Donk değildi, Donk-Fernando ikilisiydi. Ülke futbol kamuoyumuzun diline doladığı "şampiyonluk adayı takım çift önlibero ile oynamaz" takıntısından kurtulamasak da görünen köyü tarif etmeye gerek yok: Eğer bir takım çizgi hücumunda beklerini kullanıp ceza sahasına kat eden kanatlarıyla çoğalmak üzerine plan yapıyorsa, merkezde defansif özellikleri kuvvetli 2 orta saha oyuncusu kullanmak zorundadır. Aksi halde ne mi olur? Denizlispor-Galatasaray maçında gördüğümüz uzun ve derinlemesine paslarla Luyindama-Marcao ikilisi ile baş başa kalan Denizlispor hücumcularının üst üste bulduğu pozisyonlar, çift sarı karttan kırmızıya dönerek stoperlerden birinin kaybı, yenen 2 gol ve mağlubiyet...

Galatasaray'ın Denizlispor karşılaşması sarı-kırmızılılar adına hayal kırıklığı bir başlangıç olsa da Nzonzi'nin gelişiyle birlikte Seri ve/veya Donk'la kurulacak merkez orta saha ile biraz yavaş da olsa iyileşecektir.

Denizlispor'a gelince... Rakibiniz kadar güçlü olmayabilirsiniz ama zayıflıklarını görüp aklınızla oynarsanız herkesi yenebilirsiniz. Özlediğimizden daha güzel dönen Denizli'yi bu sezon büyük keyifle izleyeceğiz.

TÜR: KORKU-AKSİYON

Cruyff’un en ünlü sözüdür: “Zor olan futbolu basit oynamaktır”. Kasımpaşa'nın oyununun etkinliği basitliğinden geliyor. Savunmada alan daralt, hücumda genişlet... Savunmada kalabalık kal, hücumda az adamla çık, bu sayede sayısal üstünlük kadar azınlık olmanın da avantajını kullan... Gereksiz pasla işin yok, sadece topu ne zaman ayağından çıkartacağını bil yeter. Savunmada yavaşla, hücumda hızlan. Kemal Özdeş'in futbolunu bu denli başarılı yapan sır da fikrin basit olmasında yatıyor.

Avrupa Ligi yorgunluğu sendromu yaşayan Tranbzonspor için Kasımpaşa'nın basit oyun planı içinde alan bulmak çok kolay olmadı. Bir de üzerine transferi tamamlansa da henüz takıma katılmamış olan John Obi Mikel'in hayaletine çarparak kaleyi bulan Kasımpaşa golü de işleri oldukça zorlaştırdı. Ancak en sıkıntılı maçında bile bireysel performansların devreye girmesiyle Trabzonspor filmin aslında başlamadığının sinyallerini yine de verdi. Yusuf Sarı ve Nwakame'nin kanatlardan bindirmeleri, Abdülkadir Ömür'ün merkezdeki çalışkanlığı ve elbette geldiği gün itibariyle neredeyse uçaktan gollerini sıralamaya başlayan 23'lük Sörloth'ün usta işi son vuruşları... Şimdilik sadece jenerik geçiyor, asıl film başladığında izleyeceğimiz Trabzonspor rakipleri için esaslı bir korku-aksiyon türü olacak gibi görünüyor.

HAFTANIN İLK 11'İ

 

ASİST ANALİZ - DİDEM DİLMEN

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya