SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: 346 gün

Tarihin en uzun Süper Lig sezonu, 2019-2020 maratonu 346 günde tamamlandı. Panoramada sezon finali zamanı geldi.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: 346 gün

Süper Lig’de bir sezonun daha sonuna geldik ve 34 haftayı toplamda 346 günle rekor bir sürede tamamlayarak son maçın son düdüğünü geride bıraktık.

Haftanın değil, sezonun panoramasına bakmaya ne dersiniz?

ŞAMPİYON

Süper Lig’de sezona yenilmez Alanyaspor’un liderliği ile başladık, ardından Rıza Çalımbay’ın Sivasspor’unun hayallerine ortak olduk. Fenerbahçe’nin ve Galatasaray’ın dönem dönem iyi oyunlarına aldanıp şampiyonluğu büyüklerin alışkanlığına döndüren Süper Lig’de yine tanıdık bir taç giyme merasimi olabileceğini düşündük.

Sezonun en iyi futbollarından birini oynayan Trabzonspor’un kovalamacasına rağmen Başakşehir, son 4 yıldır yapamadığını başardı, Okan Buruk yönetiminde son virajı lider alıp bir de üstüne çizgiyi en önde geçti.

Gidişat, Başakşehir’in şampiyonluğunun bir gün geleceğini gösteriyordu, meşhur laftır ya, o sene bu seneymiş.

Taraftarı olmayan bir takımın şampiyonluğunda, koronavirüs pandemisi nedeniyle seyircisiz oynanan son 8 maçın rolü var mıdır? Belki…

Camia takımları 4 ayaklıdır; yönetim, futbolcular, teknik kadro ve taraftar. Başakşehir ise kurulduğu günden bu yana 3 bacaklıydı, yani biri eksilince dengesini kaybedenlerden farklı olma avantajını kullandı.

Başakşehir şampiyon olursa kaç kişi kutlayacak diye dolaşan bir laf vardı son yıllarda, gördük ki önemli olan kutlayacak kişi sayısı değilmiş, doğruları yapabilmekmiş.

Şampiyonluk yarışından teker teker düşen takımların ise her birinin bir başka nedeni vardı, sadece taraftara bağlayamayacağımız…

Sivasspor, alt sıralardaki takımlara karşı kazanamadığı için düştü, bir daha da kalkamadı.

Fenerbahçe’de iyi giden işler bir anda içten çöktü ve hocasız kalan takım toparlanamadı.

Galatasaray’da oyunun en kilit futbolcuları birer birer kayboldular; ya sakatlıktan ya da Onyekuru gibi zorunluluktan.

Trabzonspor ise neden şampiyonluğun üstelik 1 maç kala kaybedildiğinin özeleştirisini kendi içinde vermelidir.

Bugünden bakınca Ünal Karaman’ın gidişi ve Hüseyin Çimşir’in gelişi hata gibi görünse de daha temelde son 8 haftanın en önemli eksiği lidersizlikti. Yeri gelince teknik adam, yeri gelince saha içinden bir oyuncu ve yeri gelince de tribündeki taraftardır takımın lideri… Trabzonspor’da son virajda bunların hiçbiri yoktu.

HAMLE

Pandemi dönüşü tüm takımlar puan kaybediyordu, ikisi hariç; biri şampiyon Başakşehir, diğeri sezona en kötü başlayan takımlardan Beşiktaş.

Kan uyuşmazlığı teşhisiyle yolların ayrıldığı Abdullah Avcı’nın ardından Sergen Yalçın kulübeye geçti. Kazandı, kaybetti, berabere kaldı ama asla mücadeleden vazgeçmedi. Defansında bıraktığı boşlukları hücumda gol atarak kapattı.

Beşiktaş, 17. ve 16.’lığı gördüğü Süper Lig’i 3. sırada tamamladı.

Hani yazlık kışı işi yaparken montlardan birinin cebinden 100 lira çıkar ya, Beşiktaş işte tam da öyle buldu Avrupa biletini… Şans mıydı? Kendi şansını kendin yaratmaktı.

Sıralamadaki takımların neredeyse hepsinin çöküş yaşadığı bir dönemde kazanmaya odaklandılar, Sergen Yalçın’ın yenilgiyi asla kabul etmeyen takımı hava limanına doğru yola çıktı.

Şimdilik istikamet Şampiyonlar Ligi mi Avrupa Ligi mi kestiremeyiz ama sonuçta pasaportlar cepte mi, cepte…

KAYIP

Süper Lig’in bu sezonuna damgasını pandemi vurduysa da düşenlerin sığınabileceği tek virüs yanlış yönetimdir.

Yeni Malatyaspor, devre arasında hem hocasını hem de önemli futbolcularını kaybetti, kan kaybını durdurabilecek hamleler yapılamadı. Avrupa Ligi’nde başlayan sezon küme düşme ile sonlandı. Elbette henüz hazır olmadan Avrupa Kupalarında mücadele eden takımların makus talihi de diyebilirsiniz… Ancak ikinci devrenin tamamını, tüm hoca değişikliklerine ve transferlere rağmen hüsranla bitirmenin tek açıklaması bu olmasa gerek.

Küme düşme hattına gerilediğinde kurtulma ihtimali olmayan tek takımdı Yeni Malatyaspor.

Kayserispor ise daha sezonun başında düşmüştü. Ekonomik sorunlar, ödenmeyen maaşlar yüzünden feshedilen sözleşmeler, giden futbolcuların yerine 15 ile 20 yaş arasında değişen kadroya sahaya çıkmak zorunda kalan bir takım, değişen bir başkan…

Yeni başkanı kadın olsa da çok kısa bir süre sonra anladık ki futbol kadın erkek işi değilmiş, akıl gerekiyormuş. Berna Başkan’ın elinde yeterince zaman yoktu, ama kadroya doğru takviyeler yapıp takımın başına da Prosinecki’yi getirmek doğru hamleydi.

Kayserispor düştüyse de mücadeleyi bırakmadı, pes etmedi ve umutlarını taşımayı başardı. Birini kurtaracak olsaydık, muhtemelen onların elini tutardık, ne de olsa futbolda her zaman savaşanlar saygı görür.

Ve Ankaragücü… Bu sezonun en fazla teknik direktör değişikliği yapan takımı oldular, kadrosu kötü değildi kağıt üzerinde ama takım yapboza döndüğünde çıkmaz sokakta bulabilirsiniz kendinizi…

Hani demiştik ya en başta, taraftar diye, Ankaragücü’nde bu kadar yanlış varken o güzelim tribünleri hangisini düzeltebilirdi ki?

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya