SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

SÜPER LİG PANORAMA: Anlar toplamı

Süper Lig'de 28. haftada lider değişti, zirve mücadelesi karıştı. Başakşehir liderlik koltuğunu aldı, Trabzonspor ve Galatasaray berabere kaldı, Beşiktaş farklı kazandı.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Anlar toplamı

90 dakikanız var, bir maçı başından sonuna kadar götürmek zorundasınız… Gücünüzü, kondisyonunuzu, motivasyonunuzu ve konsantrasyonunuzu… Ama unutuyoruz, futbolu insanlar oynuyor ve hayat aslında yaşadığımız tüm anların toplamıysa, futbol da öyledir…

KAZANABİLİR Mİ?

Başakşehir’in bu sezon en çok zorlandığı ilk yarılardan biri Ankaragücü’ne karşıydı.

Az adamla, adeta karıncalar gibi, Süper Lig’in en iyi savunma hatlarından birini üst üste hataya zorlayan, penaltıyı alıp bir de üzerine ofsayt nedeniyle sayılmayan 2. golü atan Ankaragücü, çok sayıda pozisyon da buldu.

Çizgiden çıkan, direkten dönen toplar da futbol şansının Ankaragücü’nde olduğunun işaretini veriyordu.

Ankaragücü gibi maça çok baskılı başlayan takımlara karşı rakiplerin oyunu dengelemesi genelde 25-30 dakika sürer, çünkü bu baskı çok yüksek fiziksel kondisyon gerektirir ve ilk devrenin yarısına gelindiğinde yorgunluk baş gösterir. Anahtar ise bu baskıdan gol çıkartıp öne geçebilmektir. O zaman maçın avantajını elinize geçirirsiniz.

Ankaragücü, bunların hepsini yaptı, en doğru şekilde, öne de geçti.

Başakşehir kadar kaliteli bir oyuncu grubuna karşı mücadele ediyorsanız, 90 dakika boyunca bir an bile konsantrasyon kaybına, oyundan düşmeye hakkınız olmuyor. Ankaragücü iyi başladığı maçın sonucunu getiremedi, iki gole engel olamadı ve yenilmekten kurtulamadı.

Ankaragücü, Başakşehir’den beraberlik almaya çok yaklaştı ama gücü yetmedi.

Okan Buruk’un, android benzetmesine çok yakışan Başakşehir’i elbette kaybedecek, sezonun son maçına kadar her karşılaşmayı kazanamaz, ya da kazanabilir mi?

SERGEN DİSİPLİNİ

Sergen Yalçın’ın geçtiğimiz hafta maç sonunda tüm futbolcularını (Ersin ve Rıdvan hariç) yerden yere vurması, oyunu neredeyse “çöp” olarak nitelendirmesi işe yaramış görünüyordu…

Sergen Yalçın gibi bir teknik direktörünüz varsa potansiyelinizin altında performans gösteremezsiniz.

Futbolcusunun neyi ne kadar yapabileceğini daha topu ayağına almadan görebilen bir teknik adam ve Sergen Hoca’nın en fazla öne çıkan özelliklerinden biri otoritesi. (Onu futbolcuyken seyretmiş olan bizler için yanılsama gibi görünse de öyle, Sergen Hoca, futbolcu Sergen’i bile çalıştırırmış…)

Sergen Hoca, elindeki malzemenin oynayabileceği maksimum oyunu planlıyor ve futbolcularından da maksimumlarını vermelerini istiyor, çünkü bu plan işlemek zorunda, bahanesi yok. Oyuncularından yapamayacaklarını değil, yapabileceklerinin en üstünü talep ediyor.

Maçın yıldızı, Adem Ljajic en net örneğiydi… En iyi performansının Denizlispor maçındaki hali olduğunu biliyoruz, bu Ljajic’i daha önce de izledik, aralıklarla... Sergen Yalçın’a göre bunun altına düşemezsin, hakkın yok.

Bugün elindekinden çok daha mütevazi kadrolarla başarılı olmasının nedeni de buydu. Birlikte çalıştığı futbolcuların performanslarının zirvesini görme nedeni de…

Beşiktaş’ın Denizlispor maçında yaptığı da…

Unutmadan; yine savunma arkasına atılan top ve yine de kalede gol, iki de pozisyon… Farklı galibiyet, defansif alarmları bastırmasın…

TEK PLAN

Fenerbahçe, Kasımpaşa maçına daha çıkmadan mağlup olmuştu.

Daha maçtan günler önce, Fenerbahçe’nin Kasımpaşa’ya karşı nasıl oynayacağı belliydi… Sarı lacivertlilerin 1 tane planı vardı; orta sahası ile hücum hattı arasında, Max Kruse gibi topu ileriye taşıyıp Vedat’a aktaracak bir oyuncu olmadığından, eldeki orta sahaların da yaratıcılık özellikleri kısıtlı olunca, Fenerbahçe merkezi tutup kanattaki oyuncuların ceza sahasına, içeri kat ederek oynatacaktı. Bu sayede Vedat’ın yalnız kalmasını engellerken merkez orta sahaları da ceza sahası çizgisine konumlandıracak, mümkün olduğunca rakibin sıkışmasına ve kalabalıklaşmasına izin vermeyecekti.

Bu planı biz biliyorduk, Fuat Çapa da biliyordu.

Karşılaşma öncesi, 9 DETAY’da, Fenerbahçe teknik heyetinin, Fuat Hoca’ya beklemediği bir oyun kurgulamadığı taktirde kazanma şansının olmadığını yazmıştık.

Ve yoktu…

Son 6 maçta 5. galibiyetini elde eden Kasımpaşa’da Fuat Çapa, rakibi nasıl karşılayacağını ve nasıl karşılık vereceğini bilerek çıktı.

Fenerbahçe gibi büyük takımların, hiçbir şartta tek planla oynama şansı yoktur. Bir de üzerine futbolcu grubunun saha içerisinde sorumluluk almak yerine birbirleriyle sürekli tartışma içinde olmasını eklediğinizde, o tek plan da işlemiyor.

Fenerbahçe’de kenar yönetimi kavga halinde, futbolcular kavga halinde ve takım birbirleriyle mücadele eder durumdayken, rakibe de çok fazla iş düşmüyor.

Fenerbahçe önce içindeki kavgayı bitirmek zorunda, futbolda takım olmazsanız hiçbir şey kazanamazsınız.

OLMAYAN NE KALDI?

Diyelim ki maçı izlemediniz, haberleri okumadınız, maçın sonucundan da olan bitenden de haberiniz yok. Tatildeydiniz mesela…

Galatasaray-Gaziantep FK maçı 90+15’te bitti, diye bir mesaj geliyor. Ne düşünürsünüz? Herhalde maçta çok büyük bir olay oldu ki 15 dakika uzamış, değil mi?

Maçta olmayan kalmadı da sadece 15 dakika uzatmayı gerektirecek bir şey eksikti, orası kesin…

İyi başlamış bir Galatasaray, sezonun başından bu yana hep aynı fırsatçı, dirençli, güçlü, inatçı Gaziantep üzerinde baskı kurmaya çalıştı. Neredeyse bir ipte iki keçi gibi, ne Galatasaray pes etti ne Gaziantep vazgeçti.

Gaziantep’in köşe vuruşunda golü bulması, kalede tecrübesiz Okan’ın varlığı nedeniyle bekleniyordu, tüm duran toplar zaten yüksek gol riski taşıyordu. Onyekuru’nun koşuları, Belhanda ve Feghouli’nin al-ver oyunları, Falcao’nun bu kadar sert bir savunma içinde kaybolmaması… Galatasaray, geçen hafta oynayamadığı oyunu sahaya koyabiliyordu.

Gaziantep ise rakibin açıklarını çok iyi çalışmıştı, gücünü de sertliğini de bir an olsun bırakmadı.

Bazı maçları, ne kadar isteseniz de teknik ve taktik açısından değerlendirme şansınız olmuyor.

Maçın genelinde, hakemin zaten tartışmaya açık kararları vardı, çok da normaldi. Ancak 5 dakikalık uzatmanın 2. dakikasında, Gaziantep’in attığı 3. gol, Galatasaray kalesine 95 metre uzakta ve neredeyse belki 20 pas önce, Adem Büyük’e yapılan faul nedeniyle sayılmadı.

Ya faulü en başta verecekti ya da golü…

5 dakika uzatma verilmiş, gol 1 dakika kala geliyor, VAR incelemesi derken zaman geçiyor, sürekli üstüne oynanmamış zaman ekleniyor, en sonunda Okan Koçuk’a, 6 saniye kuralından endirekt serbest vuruş çalıyor ve Gaziantep beraberlik golünü buluyor.

Maçtan sonra, “kural uygulandığı için itiraz etme” olarak yorumlansa da durumu böyle okumak çok doğru değil. Evet, 6 saniye kuralı uygulanmaz, kaleciye zaman geçirmekten sarı kart gösterilir, genelde. Meselenin kendisi de bu kadar basit değil.

Türk hakemlerinde ne yazık ki hep yaşadığımız bir sorun; ben şimdi A takımına hata yaptım, durumu eşitleyeyim… Ona penaltı vermedim, buna faulü çalmayayım… Birincisi ve en önemlisi, hakemler hatalarını eşit olarak dağıtma hakkına sahip değiller. İkincisi ve bir o kadar önemlisi, bir kural varsa herkese aynı şekilde uygulanır.

Sezon başında Fenerbahçe’nin Göztepe maçında, Altay’ın ayağı çizgide olmadığı için tekrarlatılan penaltı vuruşuna yaptığı itiraz da, Ankaragücü’nün Başakşehir maçında ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golü de, Galatasaray’ın Gaziantep maçında 6 saniye kuralı da itirazlarında haklıdır.

Bir pozisyonda kural her neyse tüm maçlarda istisnasız aynı şekilde uygulanmak zorundadır. Hakemlerimizin yıllardır süregelen başarısız ve istikrarsız yönetimlerinin bir sonucu olarak, şimdi hep beraber kaleciler topu ellerine aldıklarında saymaya başlayacağız; 1001, 1002, 1003…

FUTBOL ANLARIN TOPLAMIDIR

Şampiyonluk yolunda giderken beraberlik ya da mağlubiyet almak, hele ki sırtınızda tıpkı sizin gibi “hiç kaybetmeyecekmiş” gibi oynayan bir rakip varken, önemli bir kayıp.

Alanyaspor, salgın ertelemesinin ardından, kaldığı yerden daha iyi dönüş yapan takımlardan biri. 

Hücumcu ve savunma yapmak yerine oyunu ileride kurarak sürekli gol aramak, Erol Bulut’un temel planı. Antalyaspor’a karşı kupa karşılaşmasındaki mücadeleden sonra, Trabzonspor’a da aynı oyun planıyla çıktılar.

Takım savunması iyileşen, kolay pozisyon vermeyen Trabzonspor’un olası açıklarını çok iyi çalışmış Alanyaspor’un son dakika golüyle aldığı beraberlik de futbolda maç bitmeden skorun belli olmayacağının güzel bir kanıtıydı.

Bu kadar enerjik, bu kadar atletik ve asla pes etmeyen Alanyaspor’un son dakikalarda üzerine gelmesine izin vermemek, mümkün olduğunca oyunu ileride tutmaya çalışmak gerekiyordu.

Süper Lig’in en formda takımlarından birine karşı bir anlık konsantrasyon bozukluğu, kaleye Uğurcan’ın yerine geçen Erce Kardeşler’in Bakasetas’ın uzak mesafeli vuruşunu kaçırması, sadece bir gol, lideri değiştirmeye yetti.

Ne de olsa futbol anların toplamıdır.

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya