SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Milli aradan sonra…

Süper Lig'de 4. hafta geri kaldı ve hemen tüm takımların milli araya ne kadar ihtiyacı olduğunu gördük. Peki 15 gün sonra, kimi nerede bulacağız sizce?

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Milli aradan sonra…

Süper Lig’de 4 haftalık başlangıç sürecini geride bıraktık. Şimdi ise 15 günlük milli ara zamanı. Her takım bu süreci eksiklerini gidermek ve sezon başında yapamadığı hazırlık sürecini tamamlamak için kullanacak.

4 maçta 1 puan 0 gol ile geçtiği bu dönemin elbette en kötüsü son şampiyondu. 4 maçta 3 galibiyet ve toplam 11 gol kaydeden Alanyaspor ise en başarılısı. Doğal şampiyonluk adayları bize 2 haftalık süreç için ne vadediyor, birlikte bakalım.

TRABZONSPOR’DA NEWTON

İlk 2 haftayı çok kötü bir oyunla geçen Trabzonspor’un sonraki 2 haftada en azından saha içinde oyun olarak toparlanma işaretleri göstermesi tek umudumuz.

İlk haftaya kadrosu neredeyse yarım olarak çıkan ve her hafta transfer ile takviyeye devam eden Trabzonspor’un oyun anlayışı da mili ara fırsatıyla derlenebilecek gibi görünüyor.

Eddie Newton’ın oyun içinde savunmada 4’lü, hücumda 3’lü savunması ve ileriye çıkarken santrforu sıklıkla çiftleyerek orta sahanın genişleyerek alanı daha geniş kullanması avantaja dönüşebilecek. Elbette Abdülkadir Parmak bu geçişlerin kilit adamı, onun olmadığı Gaziantep maçında ise 4-4-2’li diziliş özellikle takım boyu ve hücum varyasyonları konusunda sorun yaşadı. Ayrıca bekleri de ileriye çıkarak oynayan Trabzonspor’un savunması Gaziantep karşısında ciddi problemlerle karşılaştı.

Şu an için attığı gol sayısı yeterli değil, yediği gol sayısı ise çok fazla. Savunmaya yapılan takviyelerle öncelikle Newton’ın hangi ikiliyi ve hatta hangi 3’lüyü seçeceği de kritik olacak.

Bir de küçük detay, Eddie Newton’un oyuncu değişiklikleri hep 70’ten sonra geldi, elbette sakatlık olmadığında. 4 maçta 2 kez sakatlık için değişiklik yapıldı, onları hariç tuttuğumuzda Beşiktaş maçında 2 ve diğer 3 maçın tamamında 3’er değişiklik yaptı. Eddie Newton’un kulübesi yetersiz olduğu için mi yoksa planlanan oyuna bağlı kaldığı için mi bu kadar az değişiklik yaptığı güzel bir soru…

FREN VE DİREKSİYON

Fenerbahçe aslında transferin şampiyonuydu; hem beklerini hem orta sahalarını en erken ıslak imzayla tamamlayarak takımın iskeletini kurmuştu. Ancak iki eksik vardı; stoper ve santrfor.

Bu aslında tam olarak her şeyi ile dört dörtlük bir arabayı tamamlayıp freni ve direksiyonu eksik bırakmaya benziyor. Aslında Fenerbahçe yola çıktığında da olan tam olarak buydu.

Transfer döneminin lig başladıktan sonra devam ediyor olması bu yüzden mantıksızdır ama futbolun uygulayıcıları böyle karar veriyor, en kritik transferler de son güne kalıyor.

Son gün gelmeden Fenerbahçe hem iki santrfor hem de stoper hattını tamamlayınca, sezonun 4. maçında Karagümrük’e karşı son derece yüksek bir futbol ortaya koydu. Kötüden iyiye doğru belirgin bir grafikten bahsetmek mümkün ki henüz elbette gelinen noktayı değil milli ara sonrası için beklentileri konuşuyoruz.

Galatasaray derbisi çok yüksek fizik ve performansla geçilse de son vuruşlar yetersizdi, aslında son vuruştan bir önceki pasın kalitesine de bu sayfada değinmiştik.

Samatta’nın da eklenmesiyle Fatih Karagümrük maçında son vuruşta başarı yüzdesi arttı, hala asist olacak pas ve asist için yeterli değil diyebiliriz.

Öte yandan Fenerbahçe’nin bir de gözle görünen bir arıza ışığı var, o da geçtiğimiz 2 sezon boyunca takımın peşini bırakmayan oyundan düşme alışkanlığının devam etmesi.

Erol Bulut, Fatih Karagümrük maçında 3 kez oyuna hücum oyuncusu sokarak müdahale etti, 3’ünde de Fenerbahçe’nin sahadaki oyuncuları topun ve oyunun kontrolünü kaybetmişlerdi, ancak sadece 2’sinde işe yaradı.

Lemos’un birinci penaltısında 2-1’e gelen maç yine Fenerbahçeli oyuncuları paniğe sürükledi, yine üst üste hatalar geldi ve Fatih Karagümrük bir anda sadece beraberliği değil belki galibiyeti bile alabilecek konuma geliverdi. Bu bahsettiğimiz olay o kadar hızlı gerçekleşti ki Erol Bulut’un Cisse hamlesi de boşa çıktı.

Altay ikinci penaltıyı kurtarmasaydı, bugün çok başka bir maçı konuşuyor olurduk.

TERİM’İN ÖFKESİ

Galatasaray’ın son derece görkemli ilk 2 hafta performansından sonra bu sayfalarda şöyle bir öngörüde bulunmuştuk: Bu oyun çok fazlasıyla oyuncu kalitesi ve performansına bağımlı, rotasyona girdiğinde ya da oyuncular düştüğünde aynı şekilde oynanabilecek mi?

Cevap hayır çıktı.

Kabul edelim, bu tarz bir oyunu bir sezon boyunca sürdürebilecek oyuncu kadrosunu Türkiye’de kuramazsınız, böyle bir ekonomimiz yok. Hiç de olmadı. Fatih Terim, elindeki oyunculardan elbette maksimumunu ister, oyuncular da isterler ama böylesi bir fizik kondisyon ve performans tutarlılığını nasıl yakalayabilirsiniz?

Fatih hoca, maç bitmeden soyunma odasına gitmesini, sahada Galatasaray'a ya da kendisine değil, kendilerine yazık eden bir takım olmasıyla açıkladı. Kasımpaşalı futbolcuların bu kadar kolay pas arası yapabilmesini, dönen topları alsa da ceza sahasına giremeyen oyuncularını, Falcao ve Diagne gibi iki santrforun sürekli yanlış son vuruş tercihleri yapmasını hiçbir hoca kabul edemez.

Öte yandan Galatasaray’ın ve hocasının beklentilerine karşılık veremeyen bir oyuncu grubunun neden zorlandığına da bakmak gerekir. Müzik değişince dans da değişmek zorundadır çünkü…

ÇOK SİYAH AZ BEYAZ

Sergen Yalçın’ın yedek kulübesinde olmadığı maçlarda oyuna doğru müdahalelerin yapılamamasını açıklayabildik. Hatta oyuncuların oyun içindeki düşüşlerini de kenarda onların gözlerinin içine bakan bir Sergen Yalçın olmamasına bağlayabildik.

Öte yandan Beşiktaş’ın son iki maçını açıklamak için herhangi bir bahanemiz bulunmuyor.

Oyuncular yetersiz diyebilir misiniz? Rakipler Konyaspor ve Gençlerbirliği… Transferleri konuşabiliriz, geç geldi, istenen oyuncular alınamadı, belki. Ama yine, rakipler Konyaspor ve Gençlerbirliği…

Her şeyi ortaya döküp sonra birlikte toplamak gerekiyor ama öncelikle neden Beşiktaşlı futbolcuların rakipleri kadar maçı istemediğini, neden mücadele etmediklerini, neden saldırmadıklarını, neden savunmada resmen uyuduklarını, neden iki üç oyuncunun üzerine takımın yığıldığını anlatmak için başka başlıklar açmalıyız.

Mesele orta sahada kaç 6 kaç 8 olduğu değil, oraya hangi oyuncuyu koyarsanız koyun (ki Sergen Yalçın hemen her oyuncuyu denedi) sonuç değişmiyor. Ljajic, Oğuzhan, Dorukhan, Atiba… Merkezi olmayan, savunması sürekli ileride kalan, kanatları topu kullanamayan, golcüleri topsuz oyunda yorulan bir Beşiktaş var ilk 4 hafta itibariyle.

Ortada taktiklerden, ilk 11’lerden, oyuncu seçimlerinden öte bir sorun var, çözmek için de oldukça büyük bir toplantı masası gerekiyor. Milli ara bunlar için yeterli mi? Doğru sorular sizi doğru cevaplara götürecektir.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya