SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Şampiyonluk hikayesiz yazılmaz

Şampiyonluk için yarışın içinde kalmış iki takım, küme düşme hattında 2 rakip, 2 mağlubiyet... Hedefiniz bu kadar yakınınızdayken yorgun olmaya hakkınız var mı?

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Şampiyonluk hikayesiz yazılmaz

Şampiyonluk ve Avrupa bileti yarışının kaderini, küme düşmeme hattındaki takımlar belirliyor. Pandemi sırasında, küme düşmenin kaldırılmasını talep edenlere muhtemelen en iyi cevap oldu…

Hedefleriniz sizi mücadelenin içine sokar ya da hedefsizlikleriniz arasında kaybolursunuz. Hayatta da futbolda da durum böyledir.

Süper Lig’in koronavirüs arasından dönüşünün belki en çarpıcı başlığı bu oldu; yeniden hayata, normale dönmek o kadar da kolay olmuyormuş.

Aranın öncesi ve sonrasında pek çok takım için geçerli bu durum…

Galatasaray, ülke futbolunda son metreleri en koşan maratoncu, Ankaragücü’ne kaybetti. Liderliğe kadar yükselen Sivasspor uzun bir aradan sonra ilk kez Fenerbahçe’ye karşı galibiyet alabildi ki düşme hattındaki hem Kayserispor’a hem Yeni Malatyaspor’a mağlup olmuştu.

Şampiyonluğun en büyük adayı Trabzonspor ise yorgun… Hedefiniz bu kadar yanı başınızdayken nasıl yorgun olabilirsiniz ki?

Denizlispor karşısında da son haftalardaki yorgunluğu, uykudan yeni uyanmış mahmurluğundan kaybettiği puanlar yüzünden bugün Başakşehir’in mağlup olmasını bekliyorlar.

Devre arasında 1-0 önde girip Başakşehir’in Konyaspor karşısında 3-1 mağlup durumda olduğunu öğreniyorsunuz, sahaya çıkıp ikinci yarının başında gol yiyorsunuz. Atamıyorsunuz, bu defa kontrataktan bir gol daha görüyorsunuz kalenizde…

Sonra da 3-1’den 3-3’e getirmeyi başarmış Başakşehir, Denizli’den gol haberi gelemeden bir kez daha yenik duruma düşüyor.

“Denizli’den gol haberi…” Tarihte bir yolculuğa çıkaran o cümle… Bu defa ise başroller farklı…

Başakşehir’in penaltı ile 1-0 öne geçmesinin ardından kim bilir kaç kişi bu maç bitti diye düşündü. Bir tek Bülent Korkmaz dışında mı acaba?

Ülke futbolunda yeni nesil teknik direktörler, birbirlerine rakip olduklarında ortaya gerçekten inanılmaz senaryolar çıkıyor.

Savunmacı futbol anlayışıyla bildiğimiz ve kimi zaman da eleştirdiğimiz Bülent Korkmaz, golü yedikten sonra Başakşehir’i itmeye başladı, kalesine doğru ne kadar geriye gidebilirlerse o kadar gitmelerini sağladı.

Çok benzer bir durumu Galatasaray maçında yaşamıştı Okan Buruk, kenardan yine aynı ses yükseliyordu; “Çıkın!”

Galatasaray maçında olduğu gibi Konyaspor karşısında da çıkamadı futbolcuları, ikinci golden sonra Okan Buruk’un yüzündeki “Neden çıkmıyorsunuz?” serzenişini bir kenara bırakıp takımın neden baskı altında çekilmek zorunda kaldığını çözmeye odaklanması gerekmez mi?

Öte yandan bu karşılaşmaya kadar 26 gol atabilmiş, Süper Lig’in skor üretme konusunda en sıkıntılı takımı Konyaspor’un maç 3-3’e geldikten sonra hala hücumda kalması ve üstüne üstlük Başakşehir gibi bir takıma dördüncü golü atabilmesi…

Hiçbir şampiyonluk hikayesiz yazılmaz. Kural budur.

KAZANMANIZ GEREKİYORSA

Ülkemizde çok kötü bir klişe var, kazanmak zorunda olduğunuzda genç futbolcuları oynatamıyorsunuz. Neden? Hata yaparlar. Sonra? E, futbol hayatları biter…

Ozan Kabak, Galatasaray forması ile sahaya çıktığı ilk maçlarda üst üste penaltıya sebep olmuştu. Bugün Schalke 04’te forma giyiyor ve Milli Takımımızda oynuyor.

Emin Bayram, Galatasaray formasıyla Ankaragücü’ne karşı kaptan olarak sahaya çıkıyor, penaltı yaptırıyor ama öte yandan maçı izlediğinizde görüyorsunuz, tek pozisyon dışında neredeyse hatasız oynuyor. Takım arkadaşları ise pas hataları, hücumda dengesizlik, takım savunmasında boşluk, şutlarda isabetsizlik… Ne ararsanız var.

Daha geçtiğimiz hafta Göztepe karşısında Fenerbahçe’nin 2 golünü Ferdi atıyor, galibiyeti ise rakibi karşısında kendi sahasına kapanmış ve üst üste savunma hataları yapan takımın 22 yaşındaki kalecisi Altay’ın kurtarışları belirliyor.

Klişeyi değiştirmenin zamanı geldi: Eğer kazanmak istiyorsanız, gençlerle oynayacaksınız.

Ömer Faruk Beyaz da o gençlerden biri… Gerçi Sivasspor karşısında ilk yarıda pek topla buluşamadı ama ikinci yarıda topu alıp rakibinin üzerine gitmesi, rakip savunmanın cüssesinden hiç korkmaması, çalım denemesi, yüksek özgüveni ile neden gençlerin oynaması gerektiğinin çok güzel bir kanıtı oldu.

Elbette takım oyununda bu kadar alıp gitme çabalarına gerek yoktu, ama son zamanlarda izlediğimiz endişeli Fenerbahçe’de 16 yaşındaki bir delikanlının özgüveni umut doluydu.

Bu çocuklar çok kalmayacaklar buralarda, Emin de Ömer Faruk da çok yakında Avrupa’nın 5 büyük liginden birinde kendilerine takım ve forma bulacaklar. İkinci transferlerinde 30-40 milyon avrolar edecekler.

Bize de 27-35 yaş arası, bir zamanlar kendilerini göstermiş ama dolgun sözleşmeler yaptıktan sonra mücadele etmeyi bırakıp sürekli sakat olduğundan oynayamayan yerli futbolculardan kurulu bir ligi izlemek düşecek.

Süper Lig’i bu kadar değersiz hale getirdiğimiz için ne kadar övünsek azdır, kolay değildi çünkü…

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya