SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....
HAVA DURUMU : İstanbul 7°C/ 20°C

PANORAMA: Başakşehir'in yürüyüşü

Didem Dilmen 25. haftada Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Başakşehir ve Trabzonspor'un performanslarını analiz etti, haftanın enlerini seçti.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
PANORAMA: Başakşehir'in yürüyüşü

Süper Lig’de 25. hafta geride kaldı ve geçici lider Başakşehir, Trabzonspor’un puan kaybıyla beraber koltuğu ele geçirdi.

Fark ettirmeden, sessiz ve sakince aradan sıyrıldı Okan Buruk’un takımı, herkes birbirine düşmüşken Başakşehir’in sabrı işe yaradı. Aynı anda hem Süper Lig’in lideri hem Avrupa Ligi’nde son 16 turu oynayabilmek ayrı bir başarı. Daha büyük başarı ise Avrupa ile lig maçları arasında mental ve fiziksel düşüşleri yaşamamayı başarabilmek, her maça aynı dinginlik ve mücadeleyi gösterebilmek, oyuncu grubunu aynı seviyede tutabilmektir.

Başakşehir koltuğu ne kadar tutabilir?

Süper Lig’de havalar ısınıyor, şampiyonluk mücadelesine bahar geliyor...

TAKTİK TAHTASI

Sivasspor, ikinci devrenin başından bu yana oyuna odaklanmakta sorun yaşıyordu. Onları liderliğe taşıyan iki yönlü oyundu, savunma ve hücum geçişlerini yaparak yakaladıkları yenilmez serisinin sona ermesiyle liderlik koltuğunu da bırakmak zorunda kaldılar.

Sivasspor’u bu kadar zorlayan süreçte, kaybetmeme endişesinin yeri büyüktü. Kaybedecek şeyiniz çoğaldıkça tutunma endişeniz de artar.

Son haftalardaki bu performans Sivasspor’un kendi evinde Galatasaray’a karşı nasıl bir planla çıkacağını kestirememize neden oldu. Ancak Rıza Çalımbay, Fatih Terim’e önlemini doğru almıştı.

Orta sahadaki pas bağlantısını kopartmak, Sivasspor’un bu sezon ilk 8’deki takımlara kurduğu üstünlüğün anahtarıydı, Galatasaray’a karşı “özüne dönerek” maça başladığını söyleyebiliriz. Daha önce hem Beşiktaş hem Fenerbahçe’ye karşı yaptıkları gibi alanda topun dolaşmasına izin vermediler, yakın ve hamleli savunma sayesinde kolayca arkaya sarktılar.

Rıza Çalımbay’ın bir planı daha vardı, o da Galatasaray’ın hücum varyasyonlarını kısıtlamak. Bunun için de öncelikle bekleri hedef aldı; Mariano ve Saracchi’nin orta sahayı geçmesine, çizgi üzerinden top taşımasına ve o bölgede kurulan üçgenlere izin vermedi. Bu baskı Galatasaray’a merkezden hücuma çıkmak dışında alternatif bırakmadı. Seri ve Lemina ile birlikte Feghouli ve Onyekuru’nun da içeri girdi, Galatasaray’ın hücumu daraldı. Karşılamak biraz daha kolaylaştı.

Ancak bu defa savunma sorunları ortaya çıktı. Kendi ceza sahasında üstelik biri duran topta, rakibi unutmak ve yalnız bırakmak Sivasspor’a pahalıya patladı.

2. golü görünce düşen takıma dışarıdan Emre Kılınç hamlesi kanatları hareketlendirdi ve maçın sonuna kadar Sivasspor rakibine savunma değil hücumda karşılık verdi.

Galatasaray’da Fatih Terim’in beklerle birlikte çizgiyi de kaybettiğinde alternatif yaratabilecek Emre Akbaba hamlesi geç geldi. Bunun temel nedenlerinden biri Feghouli-Falcao işbirliği ile bulunan 2 gol kadar Ömer Bayram ve Onyekuru’nun rakip ceza sahasındaki etkinliğiydi.

Sivasspor karşısında çok sayıda pozisyona giriyor olmak aslında Galatasaray adına işlerin iyi gittiğinin göstergesiydi.

2-1 devam ederken bulunacak bir gol zaten galibiyeti getirecekti. 2-2’ye geldikten sonra da pozisyon etkinliği devam etti. Maçın hikayesi golü getirecek bir görüntüde olunca, Galatasaray’ın değişiklikleri de gecikti.

Son zamanlarda futbol ve pozisyon kalitesi açısından en iyi maçlardan birinin berabere bitmesi, şüphesiz iki takıma da fayda sağlamadı.

OZAN TUFAN’IN YALNIZLIĞI

İki korner, 2 gol ve verilen sayısız pozisyona karşı kalede görülen 2 gol...

Fenerbahçe’nin Denizlispor maçı, sahipsiz kaldı. Max Kruse’nin sakatlanarak oyundan çıkması, yerine giren Zajc’ın oyun kurmakta, oyuna akıl koymaktaki eksikliği ve Vedat Muriqi ile takımın geri kalanı arasındaki devasa boşluk, kenarda teknik direktörün olmaması, tribünlerin yalnızlığı...

Denizlispor’un rakibine çalışmak gibi bir şansı yoktu, hocasız çıkan takımların maçta nasıl tepki verecekleri önceden tahmin edemezsiniz. Bülent Uygun’un tek şansı kendi futbolu oynamaktı. Maça rakipten bağımsız kurulacak bir planla çıkarak oyuncu bazlı önlemler aldılar. Fenerbahçe’ye kendi stadında baskı kurmayı denediler ve sadece rakip kaleye gitmeyi düşündüler. Fenerbahçe defansının olası hatalarını değerlendirmeyi, topu ne kadar rakip sahada tutarlarsa o kadar güvende olacaklarını düşündüler.

Buraya kadar her şey doğruydu, ancak iki kornerden 2 gol görüyorsanız kalenizde, 1 puana razı kalırsınız.

Taktik olarak yeteri kadar hazırlanamayan Fenerbahçe’nin planı tam olarak neydi, kestirmek zor. Maçtan önce 9 DETAY’da karakter koymak zorunda olduklarından bahsetmiştik.

Çünkü büyük takım olmak, büyük takımın futbolcusu olmak var olan gidişata isyan etmeyi gerektirir. Ancak sahada bu isyanı gösteren tek bir isim vardı; Ozan Tufan.

Galibiyetsiz geçen son 6 maçın hemen hepsinde, kimi zaman tek başına tüm sahayı geçip topu rakip ceza sahasına kadar taşıması, hem koşarken hem de yay üzerine geldiğinde yalnız kalması, alternatif üretecek takım arkadaşını bulamaması, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu krizin özeti gibi...

POZİSYON TEHLİKESİ

Beşiktaş, Ankaragücü’ne karşı hata yapmadı, 2-1 kazanıp 3 puanı cebine koydu. Ancak oyunun detaylarına bakılınca, Galatasaray derbisi öncesinde, bu kadar pozisyon bulan bir rakip, ki puan tablosunun dibindeki bir takımdan bu kadar çok hücum karşılamak, iyiye işaret değil.

Sergen Yalçın’ın teknik direktörlüğünün 2 imzası vardır; biri futbolcu performanslarının yukarıya çıkması ikincisi ise alan futbolu.

Beşiktaşlı taraftarlar her ne kadar sürekli hücumu düşünen takımlarından memnun olsalar ve Galatasaray derbisi öncesinde güvenleri tam olsa da henüz Sergen Yalçın’ın iki imzasını da sahada göremedik.

Sergen Yalçın, savunmayı savunmada yapan bir teknik direktör değildir, defans hücumda yapılır. Rakibe hareket alanı bırakmamak, ne topun ne de rakibin ceza yayından öteye geçmesine izin vermemek esastır. Bu oyun sayesinde rakibi kontrol altına alıp hareketini kısıtlayarak hücum etmesi engellenir. Sonrasında zaten karar verici taraf olursunuz.

Sergen Yalçın’ın Beşiktaş’ın başında henüz bunların hiçbirini yaptıramamasına takımın sahaya dengesiz dağılmasını da ekleyin.

Beşiktaş’ın, Galatasaray maçından önce alması gereken ciddi önlemler var ki bunlardan biri pozisyon veriyor olması. Ankaragücü’nün ceza sahası kenarlarından bu kadar kolay içeri girebilmesi, topla Beşiktaş yarı sahasında hareket edebilmesi tehlikeliydi. Rakibe basamayan ve alanı daraltamayan Beşiktaş’ta Elneny ve stoperlere binen yükün gole dönüşmemesi biraz Ankaragüçlü futbolcuların tercih hatalarından kaynaklanıyordu.

Savunma yükünün dengesizliği kadar hücum da dengesiz.

N’Koudou, Diaby, Lens, Ljajic’in maç içerisindeki performansları fazla iniş çıkışlı. Sadece koşu ve atletizm anlamında değil, metal ve yaratıcılık olarak da istikrarlı bir 90 dakika çıkartamıyorlar. Yeni transfer Boateng, kalitesi, yeteneği tartışılacak bir oyuncu değil ama oyuna sonradan girdiğinde etki gösterebiliyor, bu da fiziksel kondisyonunun eksikliğinden kaynaklanıyor.

Beşiktaş, Atiba’nın üzerine yıkılıyor, hücuma çıkan da, topu ileri taşıyan da, savunmada rakibi karşılayan da, sprint atan da, defansif pres yapan da Atiba.

Galatasaray’ı deplasmanda zorlayabilmesi için Beşiktaş’ın, Sergen Yalçın’ın oyununa adapte olması, sahaya yerleştirebilmesi ve oyunu kontrol etmesi gerekiyor.

SON DAKİKA ÖFKESİ

Trabzon, şehir olarak, Karadeniz’e benzer, ne zaman dalgalanacağı ve o dalgaların nereyi vuracağını kestiremezsiniz. Şampiyonluk yolunda en büyük favorilerden biri olarak girdiği 25. haftada Gaziantep FK’ya kaybedilen 1 puan ve sonrasında son dakikada Abdülkadir Ömür’ün attığı ve faul nedeniyle sayılmayan golün isyanını da ekleyelim. Ama yine de sonuca bu noktadan bakarak ulaşamayız.

Son haftalarda, eksik olan Yeni Malatyaspor maçı ve lider Başakşehir ile puan farkı ile birlikte gizli liderliğine rağmen oyunun düştüğünü buradan defalarca tekrarladık. Maça baskıyla başlayamayan, rakibin üzerinde baskı kurmakta zorlanan, saha içinden kendine bir kahraman çıkartan ve o kahramanın golleriyle kazanan Trabzonspor’da Hüseyin Çimşir de eleştiriliyordu.

Aslında Hüseyin Hoca, Trabzonspor’un başına geçtikten sonra savunmayı kuvvetlendirmiş ve kaybetmeyen bir takım yaratmıştı. Öte yandan Sivasspor’u da liderlikten eden Sumudica’nın Gaziantep FK’sı, Trabzonspor’un da zaaflarına iyi çalışmıştı.

Sumudica, ilk devrede çok eleştirdiğimiz sert futbolundan vazgeçip oyuna daha fazla odaklandıktan sonra çok daha tehlikeli bir takıma dönüştü. Tahmin edilmesi zor, güçlü ve azimli bir kadrosu var. Her takıma problem çıkartma ihtimalleri yüksekti, Trabzonspor da Sumudica problemini çözemedi.

Maç sonrası yapılan, uzatma dakikalarının oynatılmadığı gerekçesiyle kural hatası itirazı bir sonuç vermeyecek, talimatlar açık. Öfke son dakikada iptal edilen gole, burası açık, ancak işi o son gole bırakmamak gerekiyordu.

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya