SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Tercihler ve sonuçlar

Süper Lig'de 5. haftada sonuçları aslında tercihler belirledi, risk almak ve değişiklikleri denemek, puan ya da puanlara mal oldu.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Tercihler ve sonuçlar

Milli aranın takımlara hazılanma adına fazladan bir fırsat vereceğini düşünmüştük, oysa kimi mecburi olsa da tercihlerin sonuçları, takımların sonuçlarını etkiledi.

Süper Lig'de şampiyonluğun doğal adaylarının kadroları ne kadar geniş olsa da ana oyun planı belirli oyuncuların performanslarına bağlı olduğunda işler karışıyor. 

Beşiktaş'ın bay geçtiği 5. haftanın panoramasında Trabzonspor'un Başakşehir karşılaşması ile başlayalım...

MECBURİ RİSK

Son şampiyon Başakşehir, artık maç kazanmaktan başka hiçbir şansının olmadığı bir sürece girmek üzereydi, milli aranın adından ilk karşılaşmasının Trabzonspor’a karşı olması, işini aslında son derece zorlaştıracaktı.

Okan Buruk, sezon başındaki ilk 4 maçından daha basitleştirilmiş bir oyun anlayışını tercih etti, savunmada kompakt ve birlikte kalıyor, ileriye az adamla çıkıyordu. Bu çok standart oyun, Başakşehir’in çıkış biletiydi. Çünkü Trabzonspor gibi doğal şampiyonluk adayı takımlar, siz beklemeye çekildiğinizde daha fazla üzerinize gelirler, bu da arka tarafta dengeyi bozabilir. Başakşehir’in bu sezonki ilk golü de Lewis Baker’a yapılan baskıdan geldi.

Trabzonspor, biraz mecburiyetten de olsa, takımın neredeyse yarısı yeni oyunculardan kurulu bir takımla çıktı. Başakşehir gibi güçlü bir rakibe karşı yeni transferlerin ağırlıklı olduğu bir kadro, çok büyük risktir. Henüz bir arada çok az vakit geçirebilmiş futbolcuların arasında henüz kurulamayan saha içi iletişim, güçlü bir takım karşısında el bombasına dönüşür.

Birbirlerinden kopuk, dağınık, çıkış göremeyen, takım arkadaşlarını kullanamayan Trabzonsporluların, Başakşehir savunması etrafına dizilip etraflarına bakma hallerini bu şekilde açıklayabiliriz.

İskeletini kaybeden ve tekrar kurabilmek için çok sayıda transfer yapan Trabzonspor’a karşı, rakibin dengesini bozmak için çıkan Başakşehir’in işi de böylece fazlasıyla kolaylamış oldu.

TERS YÜZ

Erol Bulut ile birlikte ters yüz edilmiş bir Fenerbahçe izliyoruz bu sezon…

Ozan Tufan’ın 10’a yakın, Sosa’nın geri oyun kurucu, Caner ve Nazım (ya da Gökhan)’ın kanat bek olarak konumlandığı Fenerbahçe’de kanatlar Enner Valencia ve Pelkas da sürekli içeriye giriyorlar. Santrforların da ileriye gitmek yerinde bu hattın içinde kalması, neredeyse cetveli andıran yataylıkta bir dizilişe denk geliyor.

Ancak Fenerbahçe’nin asıl hücum gücü bu noktadan sonra geliyor; stoperlerin, Luiz Gustavo’nun birer hücum elemanı gibi sürekli rakip ceza sahasına hızlı girişleri, top arayışları ve son vuruş denemeleri, rakipleri fazlasıyla yıpratıyor.

Bu noktada da sorunu görmek daha kolaylaşıyor: Fenerbahçe’nin kilit pas ve gole giden son paslarda isabet sağlamak, rakipten kurtarmak, boş alanı ve takım arkadaşını görmek konusunda sıkıntıları var, Göztepe maçında da durum aynıydı. Bu yüzden Fenerbahçe’nin 3 golünden ikisi duran toptan geldi.

Öte yandan savunma da ne adamın ne topun geçemediği baskılı defans anlayışı gittikçe daha fazla oturuyor olsa da bir penaltıdan diğeri hızlı kanat akınından gelen 2 Göztepe golü, rakibin çok tipik özellikleriydi. Maçtan önce Göztepe nasıl gol atar diye sorsalar Halil Akbunar’ın Guilherme’ye attırdığı golü tarif ederdik muhtemelen.

Fenerbahçe’nin, rakibin standart oyunlarına karşı aldığı önlemler, o oyunlardan kalesinde gol görmesine engel olamıyor.

MERKEZDE İKİLİ

Süper Lig’de bu sezon yenilgi görmemiş tek takım olan Alanyaspor’u evinde ağırlayan Galatasaray’da Fatih Terim oldukça önemli bir değişikliğe gitti. Hayır, Belhanda ve Feghouli’nin yedek kulübesine çekilmesi değil, 2’li merkez orta saha ve 3’lü hücum orta saha dizilişi…

Sezon başından bu yana 4-1-4-1’i, merkezde Taylan Antalyalı ile oynayan Fatih hoca, Etebo’yu da Taylan’ın yanında oynatırken hücum orta sahayı da bir kişi eksiltti. Emre Akbaba’nın yanlarında Ryan Donk ve Emre Kılınç oynuyordu. Kanatlar yine forvet özellikli, çizgileri değil iç alanı kullanan yaratıcı oyunculardan seçilmişti.

Bu önemli değişikliğin çok bariz bir dezavantajı oldu; sonuç ne olursa olsun oynadığı ilk 4 maçta rakibin birinci (kendi üçüncü) bölgesini domine edebilen takım bu defa ikinci bölgeye yerleşti. Rakip kale önü ile aradaki mesafe açıldı.

Bu planda elbette Alanyaspor’un oyun anlayışının da rolü büyüktü. Son derece etkili Alanya forvetlerine karşı merkezi tek bırakmak ve kaleden çok fazla uzaklaşıp üçüncü bölgeye oyun kurmak başlı başına bir tehdit olacaktı.

Ancak merkezi ikileme kararı Alanyaspor'un baskıyı daha ileride kurmasına davet çıkarırken Etebo'nun kırmızı kartı sonun başlangıcı oldu. 

Babacar’ın muhteşem serbest vuruş golü ve Etebo’nun kırmızı kart görmesiyle ilk yarı 1-1 berabere bitince, Fatih Terim ikinci yarıya Falcao’yu çıkarıp Belhanda ve Ömer Bayram ile başladı. Alanyaspor’un baskı yaptığı 25 dakikalık bölümü atlatan santrforsuz Galatasaray, maçın son 20 dakikasında oyuna sürekli forvet takviyesi yaptı. Ancak tüm bu hamleler Galatasaray’a oyunun kontrolünü getirmezken Alanyaspor, sürekli hücum düşüncesiyle rakip kaleyi zorlayınca galibiyet golünü de buldu.

Fatih Terim'in oyun varyasyonlarını çeşitlendirme çabası işe yaramadı, en azından Alanyaspor maçının en önemli göstergesi buydu. 

 

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya