SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

SÜPER LİG PANORAMA: Bildiriminiz var!

Alanyaspor'un liderliği ile tamamladığımız Süper Lig'in 6. haftası, şampiyonluğun doğal adaylarına, moda deyimle, bildirim gönderiyor.

Didem DİLMEN Didem DİLMEN
SÜPER LİG PANORAMA: Bildiriminiz var!

Süper Lig’in 6. haftasını da Alanyaspor’un liderliği ile tamamladık.

Çağdaş Atan’ın Alanyaspor’u ile Şenol Can’ın Fatih Karagümrük’ü öyle bir karşılaşma sundular ki bize, bu sezonun şimdiye kadarki en iyi, futbol kalitesi ve mücadelesi en yüksek maçını izledik.

2-0 kazanan Alanyaspor, Süper Lig’de namağlup liderliğini sürdürüyor, ancak aldıkları puanlardan çok oynadıkları futbol ile gündemin ilk maddesinde kendilerine sağlam bir yer edindiler.

Süper Lig Panorama’ya liderle giriş yaptık, gelelim haftanın öne çıkan maçlarının analizine…

Panorama başlıyor…

MERKEZ’İ BİLDİRİM

Üst üste gelen puan kayıplarının ve oyunu kontrol altına alamayan takımın sorumlusu olarak hep aynı adresi gösterdik: Merkez!

Galatasaray ikili merkez ve üçlü hücum orta saha dizilişinde sorun yaşıyordu. Bunun en önemli nedeni ise aslında oyuncu grubunun özellikleriydi. Merkezde Etebo ve Taylan ikilisi ile çıktığı maçlarda kolay baskı yediler ve dolayısıyla top çıkarmakta zorlandılar. Merkezde Taylan tek başına oynadığında ise baskı, önündeki dörtlünün üzerine çekiliyor. Beklerin de çizgilerden çıkmasıyla Galatasaray, 6 hücumcu ve 1 santrfor ile rakibi geri çekilmeye zorluyor.

Çünkü 4-1-4-1 dizilişinin en önemli faydası aslında “merkez” dediğimiz noktayı bir adım ileriye alması, yani yine “ikili merkez”den bahsediyoruz, bu karşılaşmada Belhanda ve Ömer Bayram’dı söz gelimi. Fatih Terim, Taylan’ın yanına bir oyuncu koymaya çalışmaktan vazgeçip “yeni merkez”in oyuncularının özellikleriyle oynasa, ciddi anlamda Galatasaray’ın fark yaratması işten bile değil.

BB Erzurumspor maçındaki bir diğer görüntü de aslında (moda deyimle) bunun bir “bildirimi”ydi.

Terim, ikinci yarıda hücum 4’lüsünün tamamını değiştirdi, Falcao’nun kırmızı kartı en öndeki oyuncuyu da sahadan almıştı. Belhanda ve Ömer Bayram ikilisi başka bir karakterdir, Arda Turan ve Emre Akbaba ise başka… Buna Etebo’yu hatta Feghouli’yi bile katabilir, rakibe göre yeni baştan dizayn edebilir.

Fatih hocanın Onyekuru ve Seri ile yakalanan 12 haftalık performansı yeniden yakalamak istemesi normal olsa da yeni fırsatlar barındıran bir kadrosu olduğu da gerçektir.

KORNER

İlk yarıda öyle dağınık bir Fenerbahçe vardı ki bu maçın sonucunu 30’da söyleseler kimse inanmazdı.

Topa sahip olmak, pas yapmak, oyunu kontrol etmek anlamına gelmiyor. Pas sayısını ve isabet oranına bakıp yorum yapıyoruz, oysa topu kaleye gönderemiyor ve kendi sahanızda pozisyon veriyorsanız, ayağınızda uzun uzun tuttuğunuz top size zarar vermeye başlar.

Her hafta burada aynı cümleyi tekrar ediyorum, kabak tadı verdiğim doğrudur, ancak Fenerbahçe’nin çok derin bir sorunu var: Gole giden pas ve golden önceki pasta isabet oranı çok düşük.

Bu ne demek?

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminin efsanevi repliği; 4 doğru pas, %90 goldür. Fenerbahçe bu pasın birincisini yapıyor ama ya ikinci rakibe takılıyor ya üçüncü geçmiyor, dördüncü pasa yani gol vuruşuna da gelemiyor. Top alamayan santrforun tek işi rakip savunmayla dövüşmek oluyor.

Daha net bir örnek: Fenerbahçe’nin son 3 maçında attığı 8 golün 5’i kornerden geldi, bu kornerlerin 5’ini de Caner Erkin kullandı, akan oyunda sadece 3 gol bulabildi ki bunların da sadece 2’si Samatta’ya ait.

Kazandıkça ve yediğinden fazlasını attığında sorunlar görünmüyor, ama adettir bilirsiniz, problemi kazanırken söylemek gerekir, bildirimler gibi… Yoksa övgü düzeni zaten çok olur.

LİDERLER GEÇİDİ

Tek tek bakıldığında, sadece kağıt üzerinde değil saha içi performansıyla da, aslında iyi oyunculardan kurulu ir Trabzonspor var. Futbol zekası olan, oyunu görebilen, iyi yardımlaşan bir grup kuruldu. Ancak bu yapının çok önemli eksikleri kaldığı ortada…

Faturayı Eddie Newton’a kesmek kolay. Öyle ya, ne hocalar ne kadrolardan ne performanslar çıkarırlar, mesele elinizdeki malzemeyi en doğru karışım haline getirebilecek tarifi bulmakta (ya da yaratmakta).

Newton’ın şu ana kadar bunu saha kenarından ve maç öncesi analizlerinden yapamadığı ortada… Dolayısyla hocayı suçlayıp konuyu kapatmak son derece efektif bir çözüm.

Ama bu kadarla bırakamazsınız.

Trabzonspor’un geçtiğimiz sezon şampiyonluğu nasıl kaybettiğini hatırlıyor musunuz? Ne sahada ne kenarda ne de tribünde lideri yoktu. Bugün hala yok!

Trabzonspor’da saha içini toparlayacak bir lider bulunmalı, bu da öyle transferle çözülecek bir şey elbette değil. Lider özellikli futbolcu diye bir CV olmaz, soyunma odasında bir oyuncu bu görevi üstlenir, takım ona güvenir. Abdülkadir Ömür’ün o oyuncu olmadığı çok net ki şu anki performans düşüşünü de bu beklentiyi kaldıramıyor olmasına bağlamak mümkün.

Trabzonspor çok ağırdır, liderliğini yapmak ise zordur. Ama o soyunma odasında bunu yapacak bir oyuncu olmalı. Eğer yoksa, o zaman liderini kulübeye koyacaktır Trabzonspor, bu kulübün tarihi de o liderlerin geçididir. Bu da bordo mavililerin bildirimidir.

ATIBA’NIN RUHU

Sergen Yalçın, Denizlispor maçında son derece zekice bir hamle yaptı.

Atiba’nın Aboubakar’la birlikte çift santrfor oynaması, hamlenin sadece görünen tarafı… Çünkü kanatta başlayan Larin’i de sayarsak aslında golcü özellikli oyuncu sayısı yüksekti, konu ise kaç golcünüz olduğu değildi.

Atiba sadece en önde oynamakla kalmadı, Beşiktaş’ın çok ciddi bir sorununu çözdü, liderlik!

Beşiktaş, sezon başından bu yana saha içinde çabuk dağılan, kırılgan, hareketsiz ve dikkatsiz bir görüntü çiziyordu. Atiba’nın görevi sadece en önde santrforu ikilemek değil, arkasındaki oyuncuları da ileriye çekmekti.

Atiba’nın olduğu yerde diğer oyuncular da motive oluyorlar, onun mücadelesi etrafına yansıyor. Yaşına rağmen sahanın en çalışkan oyuncusu olmuştur her zaman. İyi bir lider olduğu kadar önemli bir rol modeldir. Atiba’nın ruhu tüm takıma sirayet eder.

Ljajic’den, Oğuzhan’dan alamadığını Atiba’dan alabileceğini iyi gören Sergen Yalçın, var olan sorunları da 3 haftalık arada çözdüklerini söylemişti. Denizlispor karşısında gösterilen 70 dakikalık performans hocayı haklı çıkardı.

Öte yandan maçın 75'ten sonrasındaki düşüşü, özellikle savunma dikkatsizliklerinin devam ettiğini gösterdi. Neven Subotic'in iki pozisyon yaratıp tüm Beşiktaş defansını oyundan düşürmesi, oyuncunun kalitesi olduğu kadar dağınıklığın da bir sonucuydu.

Son bir söz de Sergen Yalçın'ın maç sonu açıklamasına gelsin...

Orta saha oyuncularının defansif veya ofansif olması tartışmasının 15 sene öncede kaldığını, dolayısıyla üç 6 numara eleştirilerini kabul etmediğini dile getirdi ve yorumcuların gelişen oyuna ayak uyduramadığından bahsetti.

Doğrudur, haklıdır da... Ama eksik kalıyor.

Eğer elinizde geriden oyun kuracak ve dönen topları yeniden hücuma aktarabilecek deep lying denen 6 numaralar olduğunda, takımın topyekun defans ve topyekun hücum görevlerini üstlenebilir. Ancak sizin 6'larınız ne kadar hücuma yönelik oynuyorlar, buna bakmak gerekir. Çünkü geride defansın önünde bekleyen çapa tipli merkez oyuncularınız varsa hücumunuz ile defansınız birbirinden kopar, aradaki boş alan rakibe tepside sunulur.

Yani aslında bizim eleştirimiz üç 6 numaraya değil, oyuncuların oyun biçiminde... 

Sergen Yalçın'ın kafasındaki oyunu sahaya yansıtabildiğinde, durdurulması çok zor bir Beşiktaş yaratacağından şüphemiz yok, sadece an itibariyle evdeki hesap çarşıda açık veriyor, eleştirilerimiz de buna... 

 

 

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya