SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Fiesta La Liga: Açık Ara

Fiesta La Liga - MÜDAVİMLER | 03.02.2021 18:30

La Liga’da Atletico Madrid maç eksiğine rağmen puan farkını 10’a çıkardı ve şampiyonluk yolunda büyük bir adım attı. Umut Can Güngör yazdı.

Fiesta La Liga: Açık Ara

Yeni teknik direktörü Pacheta ile çıktığı ilk iki maçta savunmadaki sorunları çözmüşe benziyordu Huesca. Buna rağmen bu iki maçtan sadece bir puan çıkarabilen Aragon ekibi için Valladolid karşısında bir sürpriz beklemek hiç de ihtimal dışı değil. Tabii, bu kadar rahat kazanacakları bir maç mıydı beklentimiz, elbette hayır. İspanyol golcüsü Rafa Mir’in de iki ay aradan sonra üzerindeki ölü toprağı muhteşem bir hattrickle atmasıyla galibiyete güle oynaya ulaşan bordo-mavililer, yedi hafta aradan sonra galip gelmeyi başararak küme düşme hattını ateşe verdi. Valladolid’e gelirsek, fenomen Ronaldo’nun neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlamak zor. Teknik direktör Sergio Gonzalez ile devam edilen bu yol mutlu son vaat etmiyor. Buna rağmen ender şekilde galip gelinen haftalar yeterli geliyor olmalı ki ligin en zayıf takımına karşı kaybedilen maç sonunda bile sert bir kulüp reaksiyonu verilmedi.

Sevilla ciddi ciddi büyük takım reaksiyonu nasıl verilir bunu göstermeye başladı bizlere. Teknik direktör Lopetugui yönetiminde son haftalarda yükselen bir form grafiği çizen ve övgülerimi de toplayan Endülüs ekibi, bu kez iyi ya da coşkulu değil akıllı oynayarak kazanmayı bildi. Eibar savunmasının da yardımıyla maçın üçte birlik bölümünü önde kapatan kırmızı-beyazlılar, bu dakikadan sonra rakibini geride karşılayan ve skoru korumaya yönelik bir savunma takımı görüntüsü sergiledi. Vaclik’in sakatlığı sonrası kaleyi devralan ve bırakmaya da pek niyeti yok gibi gözüken Bounou’nun da güzel performansı, rakibi çaresiz bırakan son nokta oldu. İkinci golü de kalesinde gördükten sonra direnci kırılan Bask ekibini Atletico Madrid maçları dahil böyle görmemiştik. Bu da kesinlikle Sevilla’nın sahaya koyduğu üstün akla yazar.

Karşılaşmanın yedinci dakikasında kaleci Courtois’in son anda ceza sahası dışında müdahale ettiği top sonrası aklımdan geçen şey, yedi dakikada üçüncü kez savunma arkasına adam kaçıran Militao-Varane ikilisinin bu maçta oldukça zorlanacaklarıydı. Dememe kalmadan derler ya, iki dakika sonrasında yine Sergio Leon’u arkaya kaçıran Real Madrid savunmasında, Militao için bu hatanın bedeli kırmızı kart oldu.

 Son haftalardaki form grafiği oldukça yükselen iki takımın karşılaşmasında eksik kalmak, güç dengelerinin yeniden belirlenmesi demek. Buna uygun olarak daha baskılı bir Levante beklediğim sırada Asensio’nun muhteşem kontra atak golünü seyrettik. Real Madrid de böyle bir takım, bir şekilde kazanmayı biliyorlar dedim gol sonrası. Maçın gidişatı da beni yanıltmaya devam etti. Bu gol sonrası rakip kaleye gitmekten aciz durumda gözüken başkent ekibi için haftalardır oynanan o güzel oyun hayal oldu. Courtois olmasa 4-5’e gider diyebileceğimiz kadar şaşırtıcı bir maç olurken kalesinde sadece iki gole izin veren Belçikalı file bekçisi, bir de penaltıda kalesini gole kapadı.

Atletico Madrid karşısında bizlere iyi bir izlenim vermesine rağmen sahadan mağlubiyetle ayrılan Valencia için 13 haftadır kazanamayan Elche karşısında beklenti oldukça yüksekti. Bu beklentiyi fazlasıyla da karşıladılar. Hem hücumda hem de savunmada sezon başından beri yapmadıkları her şeyi yaptılar. Bu maç özelindeki tek başarısızlıkları, girdikleri pozisyonları sonuca ulaştırmaları oldu. Sezon başından beri gole çevirme oranında çok düşük bir yüzde de kalan Yarasalar için bu konunun kronik bir sorun haline geldiğini söyleyebiliriz. Neyse ki bu maçta ikinci bir gole ihtiyaçları olmadı galibiyet için.

Haftanın maçı olarak ön gördüğüm karşılaşma öyle bir başladı ki tadından yenmez. Villareal’in yıldız oyuncusu Parejo’nun muhteşem golü, iki takımın da üst üste yarattığı tehlikeler, muhteşem kaleci performansları derken ev sahibi Villarreal galibiyete ufak ufak yaklaşıyordu. 

Bask ekibi Real Sociedad, yapması gereken her şeyi yapmasına rağmen bir türlü o bir puanı getirecek altın vuruşu yapamadı. Tüm hücum gücünü sahaya süren Imanol’ün karşısında da harika bir taktisyen olan Emery’nin olması, bizlere satranç maçı tadında bir karşılaşma seyrettirdi. Neyse ki futbolun adalet terazisi yine devreye girdi ve puanları paylaştıracak o adil golü Alexander Isak’ın ayağından bizlere seyrettirdi. Tabii son saniyede gelen bu gol Valensiya ekibini oldukça üzmüş olmalı, zira ligde hedeflenen dördüncülük pozisyonuna uzak kalınırken, beşincilik pozisyonu için en yakın rakibiyle arasındaki farkı açma şansını da yitirmiş oldular.

Gelelim bu hafta beni en çok hayal kırıklığına uğratan maça. En azından son haftalarda formu yükselen Getafe’nin, beş maçtır kazanamayan rakibi Alaves karşısında daha etkili olmasını beklememiz abes karşılanmaz herhalde. Pazar günü öğleden sonrasında, güneşli bir günde sahaya çıkan oyuncuların da pek maç yapası gelmemiş olsa gerek. İki takımın kaleyi bulan şut sayısı toplam iki. Rakamla da 2. Kazanan çıkmaz mıydı? Elbette çıkabilirdi. Buna rağmen futbol şansı da bu maça gelmeyi gerek görmemiş gibiydi. Yeterince yerdim herhalde bu başladığı gibi biten karşılaşmayı. Daha fazla da uzatmayı ne ben isterim ne de siz.

İlk 25 dakikası golsüz geçen bir Atletico Madrid maçından tam altı gol sesi çıktı. Şaka mı bu dediğinizi duyar gibiyim, en az ben de sizler kadar şaşkınlık içerisinde izledim bu maçı. Sessizliği gol krallığının zirvesine adını altın harflerle yazdıran Luis Suarez’in usta işi frikik golü bozarken, bu sezon lige çıkan ve oldukça da renklendiren Cadiz’in yine ayaklarından tutup bırakmamak için elinden geleni yaptığı bir maç izledik Alfonso Perez’de. Tabii bu da Simeone’nin Atletico’su… En yakın rakibi Real Madrid de kaybetmişken şampiyonluk yolunda atılacak büyük bir adım fırsatını kaçırır mı? Usta ayaklarıyla sonuca gitmeyi başaran başkent ekibinin bu maçı için Türk gazeteleri bir başlık atıyor olsa “Şampi…” olurdu. En yakın rakibinden bir maç eksiğine rağmen 10 puan önde olan kırmızı beyazlılar için her şey yolunda gözükse de Cadiz maçı savunma için ufaktan bir “SOS” verdi. Tecrübeli ve tanıdığımız golcülerden olan Negredo’dan iki gol yemesi Simeone’nin bu hafta yoğunlaşacağı en önemli gündem olacaktır.

Edouard Coudet’in göreve gelmesiyle muhteşem bir çıkış yakalayan Celta Vigo’da üst üste gelen sakatlıklar, o güzel havayı büyük bir kasvetin sarmasına neden oldu. Granada karşılaşması öncesindeyse en önemli silahı Iago Aspas’a kavuşmaları, Galiçya ekibinin taraftarlarını heyecanlandırmış olsa gerek. İki takımın da formsuz grafiğine baktığımız da izleyenlere çok da bir şey vaat etmeyen karşılaşma gol haricinde her şeyi verdi desek yeridir. İstatistiklere bakanlar için Granada galibiyeti kaçırmış gibi gözükse de Celta Vigo da çok sağlam bir görüntü sergiledi. Bana kalırsa bu maçın hakkı beraberlikti fakat golsüz bir beraberliği seyir zevki açısından tercih etmezdim. Yine de Celta Vigo maçlarını dikkatle takip etmeye devam edeceğim.

Süper Kupa sonrası çok da uzun zaman geçmeden iki takımın yeniden karşı karşıya gelmesini Messi’nin intikamı başlığıyla yorumladım. Arjantinli yıldızdan bu karşılaşmaya özel bir performans bekliyordum ve beni yanıltmadı da. Alıştığımız o harika frikik gollerinden birisini Athletic Bilbao ağlarına gönderen kaptan, gemisini şampiyonluk yarışında tutmaya devam etmek istediğini tüm rakiplerine göstermiş oldu. 

İkinci yarı başında yenen şok gole, iyi bir reaksiyonla cevap veren Katalan ekibi için yine de bu sezon şampiyonluk desek, biraz hayalden öteye gidememiş oluruz. En azından ezeli rakibi Real Madrid’in üzerinde ligi tamamlamak isteyen Koeman ve öğrencileri bu sezon ilk kez ikinci sıraya yerleşti. Messi’nin yükselen formuyla da yavaş yavaş o eski ritimlerine ulaşmaları işten bile değil. Tabii, son iki sezondaki Barcelona görüntüsüne baktığımızda, birkaç hafta içerisinde aksi şeyler yazacağım kesin. Benimkisi de bir umut diyelim.

Maçtan önce bir arkadaşım bana Real Betis-Osasuna maçıyla ilgili tahminimi sorduğunda, muhtemelen berabere biter ama Osasuna o kadar kötü ki Betis de tek farkla kazanabilir yorumunu yaptım. Gerçekten de maç böyle bitti fakat maçın gidişatını tam da doğru tahmin ettiğimi söyleyemem. Osasuna’nın birçok gol pozisyonunu cömertçe harcadığı bu karşılaşmadan nasıl mağlup ayrıldığını sorgulaması gerek. Çünkü bunu sadece futbolun yazılı olmayan “Atamayana atarlar” kuralına bağlamak, kendilerini bir anda küme düşme hattında bulmalarına sebep olur.

 

Haftanın Takımı: Huesca

Haftanın Oyuncusu: Rafa Mir (Huesca)

Haftanın Golü: Dani Parejo (Villarreal)

Haftanın Teknik Direktörü: Paco Lopez (Levante)

Haftanın Maçı: Cadiz-Atletico Madrid

Önümüzdeki Hafta İzlenmesi Önerilen Maçlar: Athletic Bilbao-Valencia 07.02.2021 18:15

Real Betis-Barcelona 07.02.2021 23:00

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya