SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Fiesta La Liga: Zirve

Fiesta La Liga - MÜDAVİMLER | 06.01.2021 18:44

La Liga’da şampiyonluk yarışındaki heyecan artarken, zirvede yer alan takımların çift maç haftası performanslarını Umut Can Güngör değerlendirdi.

Fiesta La Liga: Zirve

Atletico Madrid:

Ligin lideriyle başlamak istedim bu haftaki yazıya. Bu sezon şampiyonluğun bir numaralı favorisi olan Atletico Madrid, nispeten rakiplerine göre daha kolay maçlara çıksa da oldukça zorlandığı bir haftayı geride bıraktı. Yeni yıl öncesi son çarşamba akşamında, 17 maçtır gol sevinci yaşatmadığı Getafe’yi sahasında ağırlayan Simeone’nin öğrencileri, karşılaşmaya yine dolu dizgin başladı. Girdiği pozisyonları gol çevirmekte zorlandığı anda adeta bir İsviçre çakısı gibi farklı özelliklerini ortaya çıkaran Madrid ekibi, en önemli silahı yani duran top organizasyonunu yine gole giden anahtar olarak kullanmayı bildi. Atı atın yanına bağlamışlar ya huyundan ya suyundan derler ya! Suarez’in de artık duran toplarda Atletico’nun en önemli isimlerinden birisine dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Golden sonra ise oyunu daha durağan hale getirmesini beklenirken, kalesinde bol bol pozisyon veren ve defansif anlamda defoları oldukça açığa çıkan bir Atletico görmek hepimizi şaşırtmış olmalı.

Pazar akşamı ise bambaşka bir Atletico Madrid vardı sahada. Ne yaptığını bilen ve liderliğini iyice perçinlemek isteyen Simeone’nin öğrencileri, baştan sona oyunun hakimiydi. İlk yarının sonunda bulduğu gol ise Madrid ekibinin en sevdiği maç senaryosu olabilir. Üstüne bir de Alaves stoperi Laguardia’nın kırmızı kart görmesi… Kırmızı-beyazlılar için daha ne kadar güzel bir akşam olabilir ki derken Felipe haftanın golü olabilecek güzellikte bir vuruşla kendi ağlarını sarstı. Son 10 dakikaya girmişken böyle bir gol yemesine alışık olmadığını Atletico’nun canı istediğinde aslında birden fazla da gol atabildiğini buradan sonra görmüş olduk. Beş dakika sonra güzel bir Felix-Suarez iş birliği ile galibiyet golünü atan lider, yeni yıla büyük bir moralle girmiş oldu. Gol krallığında da liderliğe ortak olan Uruguaylı golcünün formu ise başta ben olmak üzere kendisini sevenlerde büyük bir heyecan yaratıyor.

Real Madrid:

Madrid’in diğer yüzüne, son şampiyona gelirsek, işlerin pek yolunda gitmediğini söylesem bazı okurlar abarttığımı düşünebilir. Ligde ikinci sıradalar ve son iki haftadan da dört puan ile çıktılar. Haklısınız fakat benim için Real Madrid bunu ifade etmiyor. Bu sezon çıktığı 17 maçta sadece ligin sonuncu sırasında yer alan Huesca karşısında 3 golden fazlasına ulaşabilen eflatun-beyazlılar için ne demek istediğim sadece bu istatistikten bile anlaşılabilir. Neyse, biz yine haftalık değerlendirmemize dönelim. Çarşamba akşamı Elche karşısında, rakibini boğan etkili bir oyunla maça başlayan Real Madrid, direkten dönen iki top sonrası Modric’in, Suat Kaya’yı anımsatan golüyle skor avantajını eline geçirdi. İşte bu noktada, eski Real Madrid olsa bu maçı dörde beşe götürürdü demekten alamıyor kendisini insan. Tiktok videolarındaki “Unut onu artık, yok, yok!” denilen adamlara döndüm iyice, unutmam lazım o Real Madrid’i ve tabii Ronaldo’yu. Atletico Madrid benzeri bir tarzla oyunu tutmayı tercih eden Zidane’ın öğrencileri, Lucaz Vazquez’in akıl almaz hamlesiyle penaltıya sebep olması sonucu yeniden bir gol bulmak zorunda kaldılar. Lütfen abarttığımı düşünmeyin bu fikir, hele deplasmanlarda, bu sezon Real Madrid için büyük külfet. Bir de Elche kalecisi Badia gibi gününde bir kaleci de rakipleri olunca, sahadan puan kaybıyla ayrılmamaları şaşırtıcı olurdu.

Alfredo Di Stefano Stadyumu’nda ise yeni yıla hoş geldin diye bir Real Madrid izledik. Edouard Coudet’in muhteşem -abartmıyorum gerçekten muhteşem- Celta Vigo’su karşısında baştan sona oyun üstünlüğü kurmayı başaran Real Madrid’in ikinci Zidane dönemindeki en büyük kozlarından birisi de bu. Formda olan rakibi karşısında bir şekilde oyununu kabul ettirmeyi başarıyor ve sahadan ihtiyacı olan skoru alarak ayrılmayı başarıyor. Erken buldukları gollerin de bu maçları çözmesinde çok büyük bir payı var ki bu maçta da yine golü beş dakika içinde bulmayı başardılar. Bu kez Elche maçında yaptıkları hatayı yapmayıp, oyunun kontrolünü ve hücum futbolundan da vazgeçmeyen Madrid ekibi, ikinci yarı başında da maçı koparan golü bulmayı başardı. Maç boyunca rakibine tek bir pozisyon dahi vermeyen Real Madrid için tekrar başa döneceğim. Bu kadar üstün oynadıkları bir maçta iki gol bulmaları benim için yeterli olmuyor. Hele oyun planlarının Lucas Vazquez’e fazlasıyla bağımlı gözükmesi ise futbolseverleri en çok üzen detay olsa gerek. Yine de bu transfer döneminde Florentino Perez’den umutluyuz. Pandemi gelirleri büyük ölçüde etkilemiş olsa da yine de en az bir yıldıza formayı giydireceğini düşünüyorum.

Barcelona:

Seçim günü gittikçe yaklaşan Barcelona’da ligde işler yolunda gitmiyor. Eski Barcelona’yı mumla aramanın yanı sıra artık Messi’yi de iyiden iyiye özlüyoruz. Cristiano Ronaldo İtalya’da yoluna dolu dizgin devam ederken, son yıllarda sadece yaşadığı krizlerle gündeme gelen Arjantinli yıldız, Eibar karşısında da takımını tribünden izlemeyi tercih etti. Tercih etti diyorum çünkü Barcelona’da durumlar gerçekten bu şekilde. Maça gelirsek, erken gelen bir penaltıyla skor avantajını eline geçirme şansını elinin tersiyle iten Katalan ekibi için karşılaşmanın hiç de kolay olmayacağı bu dakikadan itibaren belli olmuştu. Zaten Dembele-Braitwaite-Pedri hücum hattını görünce fazla da bir beklentiye girmek abes olur. Üstüne bir de savunmada genç oyuncu Araujo’nun büyük hatası sonucunda tabelada da geriye düşen Koeman’ın öğrencileri için Dmitrovic engelini bir şekilde geçmek şart olmuştu. Bunu sadece bir kez başarabilmeleri sonucu sahadan bir puanla ayrılmak zorunda kaldılar. Maçın sonunda ise yorumum şu oldu; başka bir stadyum ve anonim bir forma ile sahaya çıksalar, bu takıma Barcelona denme ihtimali kocaman bir sıfır.

Barcelona bu kadar formsuzken ve Messi de sahalara yeniden dönerken kimle karşılaşmak ister deseler, herkesin vereceği tek cevap ligin dibine demir atan Huesca olurdu. Deplasmanda rahat bir galibiyet parolasıyla sahaya çıkan Katalan ekibi için kaçan golleri açıklayabilmek zor gözükse de tek bir cümle ile özetleyeceğim. Sezon başında Atletico Madrid’e gönderilen Luis Suarez ligde 9 gol atarken, Messi-Braitwaite-Dembele üçlüsü ise 11 gol attılar. Bu yorumsuz yorumla sizleri baş başa bırakırken maça tekrar dönüyorum. Kale kapılarını zorlayan savaşçılar misali, Huesca kalesini sallayıp sallayıp sonunda da Messi’nin klas asistiyle yıkmayı başaran Barcelona için bu gol galibiyete yetti fakat geleceğe şöyle bir bakıldığında, Huesca karşısında bile 1-0 mı diyebiliriz? Eminim Koeman da oynanan oyuna aldanmayıp en az benim kadar gerçekçi düşünüyordur.

Ayrıca seçim konusuyla kapatmak istiyorum Barcelona sayfasını. Laporta dedik, büyük bir beklentiye girdik ama transfer vaadi olarak Hector Bellerin gösteriliyor. Sadece La Masia ürünü diye bir başkanın bu transfer vaadiyle seçim kazanabilmesi, La Masia’nın da içler acısı durumunu gösteriyor.

 Real Sociedad:

Sezona fırtına gibi bir giriş yapan Bask ekibi, nispeten daha zayıf rakiplerine karşı kazanamamasının bedelini ağır ödüyor. Öyle ki ligde gösterdiği bu başarılı performansa rağmen zirveden oldukça uzaklaşan ve Villarreal ile Barcelona tehlikesini de oldukça yakın hisseden mavi-beyazlılar, yılı derbiyle kapatıp yeni yılı da derbiyle açtı. Öncelikle yılın son gününde Bask Bölgesi’nin bir numaralı derbisi olan Athletic Bilbao deplasmanında soluğu alan Imanol’ün öğrencileri için karşılaşma şiir gibi bir golle başladı. Açıkçası Perşembe günü fikstüre baktığımda bu derbiyi gördüğümde, geçen sene oynanamayan final geldi aklıma ve büyük bir hevesle takip ettim bu karşılaşmayı. Gol sonrası iyice artan beklentime ise mesain de bitmiş, git kardeşim yeni yıl için yemek falan hazırla, çerez ayarla cevabını veren Basklar bütün hevesimi kaçırdılar desem yeridir.

Derbiyi kazanarak taraftarlarına harika bir yeni yıl hediyesi veren mavi-beyazlılar yine okyanusu geçip derede boğuldu. Büyük derbi sonrası, nispeten daha küçük bir derbi olan Osasuna derbisine çıkan San Sebastian temsilcisi için yeni yıl rehaveti gözlerden kaçmayan bir detaydı. Gerçekten, Willian Jose’nin yenilen golde kendi ceza sahasında rakibine doğru topla yaptığı koşuyu anlamlandırabilen oldu mu? İlk yarıda yokları oynadıktan sonra ikinci yarıya bir geri dönüş hikayesi yazabilmek adına çıkan Imanol’ün öğrencileri golü de bir dakika dolmadan bulmayı başardı fakat yazının başında da belirttiğim gibi bu takım büyük maçlarda varken küçük maçlarda yok. Bu nedenle şampiyonluk yerine Şampiyonlar Ligi vizesini hedef haline getirmiş durumdalar. 2003 Sociedad benzetmeme de yazık ettiler, o da ayrı bir konu...

Haftanın Takımı: Atletico Madrid

Haftanın Oyuncusu: Luis Suarez

Haftanın Golü: Portu (Athletic Bilbao-Real Sociedad)

Haftanın Teknik Direktörü: Diego Simeone (Atletico Madrid)

Haftanın Maçı: Alaves-Atletico Madrid

Önümüzdeki Hafta İzlenmesi Önerilen Maçlar: Celta Vigo-Villarreal 08.01.2021 23:00

Atletico Madrid-Athletic Bilbao 09.01.2021 18:15

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya