SON DAKİKA HABERLER : Yükleniyor.....

Fiesta La Liga: Retro

Fiesta La Liga - MÜDAVİMLER | 25.11.2020 14:30

Zirve yarışı tıpkı 40 sezon önceki gibi Atletico Madrid ile Real Sociedad arasında şekillenirken, La Liga’da 10. haftanın öne çıkanlarını Umut Can Güngör yazdı.

Fiesta La Liga: Retro

Huesca, ilk haftaki Villarreal maçından sonra ilk kez bir maçta öne geçmeyi başarırken dakikalar daha beşi gösteriyordu. Bahis severlerin beraberlik için güvenilir kalesi olan Aragon ekibinin yiyeceği golü merakla bekleyenler arasında, teknik direktörleri Michel de olsa gerek. Çünkü 65 dakikalık Osasuna baskısına ne taktik olarak ne de hamle olarak bir tepki veremeyen İspanyol teknik adam, sahadan yine bir puanla ayrıldığı için sevinçli olmalı. Bask ekibinde ise kötü gidişat, ligin nispeten zayıf ekibine karşı da devam ederken, korkutucu fikstür öncesi dokuz maçta gelen 11 puan hiç de tatmin edici gözükmüyor.

Cumartesi günü güneşli bir hava ve Valensiya derbisi ile karşıladı bizleri. İki galibiyete hasret hemşehri, birbirlerini üzmemeye söz vermiş gibiydi. Benzer duran top golleri ile birer puanı paylaşan Valensiya ekipleri, karşılaşma boyunca da beraberliğe razı ve çok da milli ara rehavetinden kurtulamamış bir görüntü sergiledi. Elche kalecisi Edgar Badia’nın yedikleri gol sonrası arkadaşlarına gösterdiği tepkiyse bana Vitor Pereira-Josef tartışmasını hatırlattı. Buradaki garip durumsa, Olcan’ın boyu 1,76 m iken Gonzalo Melero’nun boyu 1,83 m.

Real Madrid’in bulduğu erken golü öncesi, yan hakemin pozisyonun ortasında bayrağını şöyle bi havalandırıp indiresi gelmiş demek ki. Ben başka bir açıklama bulamadım o harekete. Benim gibi Villarreal oyuncuları da şaşkın şekilde başlamış oldu bu karşılaşmaya. Neyse ki öyle bir Real Madrid vardı ki karşılarında, bu kadar kötü performansı “Benzema ve Ramos” yoktu argümanına bağlamak göz boyamaktan başka bir şey olmaz. Bu Real Madrid de baktı ki Villarreal kaleye isabetli şut dahi atamayacak, penaltıyla bir puanı hediye etti rakibine. Tüm futbolseverler de Emery’nin ekibinin bu golü sonuna kadar hak ettiğine dair hemfikirdir.

Haftanın en iyi maçı mı, tartışılır fakat en enteresan karşılaşması olduğu kesin. Maçın başında öne geçen Sevilla’da kaleci Vaclik’in iki asisti takımını geriye düşürdü. Evet, yanlış okumadınız. Çek kaleci iki golü altın tepside ikram etti Celta forvetlerine. Neyse ki takım arkadaşları usta bir kaptan gibi dalgalı denizde giden gemiyi sapasağlam rotaya sokmayı başardı. Tabii biraz da futbol Tanrı’ları yardımcı olmuş olabilir. Son dakikalarda buldukları iki golde de rakibe çarpıp ağlarla buluşan toplar da bunun en büyük kanıtları.

En güçlü Atletico karşısında bile bir şekilde kazanmayı bilen bir Barcelona vardı eskiden. Galiba Barcelona bu kültürü de kaybetmeye başladı. Sezon başında başlayan çığ, önündeki tüm karı toplayarak Katalonya’ya doğru ilerliyor.

 Hem de ağır hasarlılar kervanına bu hafta da Pique’yi alarak. Maça gelirsek, ilk yarı Atletico Madrid hegomanyasında geçerken, klasik bir şekilde az pozisyona da mahkum bir maç oldu. Şimdi çok kritik bir soru geliyor: Ter Stegen orada ne yapıyordu? Artık uzatmanın da uzatmasında gereksiz bir şekilde kalesini terk eden Alman ekibi Simeone’nin ekibine karşı yapılmayacak bir şey yaptı: “Gole sebebiyet veren bireysel hata” İkinci yarı ise öne geçen bir Atletico ile futbolu dışında her şeyi konuşabileceğimiz Barcelona arasındaki tatsız tuzsuz bir mücadeleyi gözler önüne serdi. Öyle ki kayda değer tek bir pozisyon bile çıkmadı ikinci yarıdan. Aldığı galibiyet ile iki eksik maçına rağmen liderin üç puan gerisinde olan Madrid ekibi, kuşkusuz şampiyonluğun en büyük adayı.

Atamayana atarlar kuralı benim en sevdiğim görünmez futbol kaidesidir. Bu kez Eibar’a karşı işlemedi fakat işlememesindeki en büyük etken de Eibar kalecisi Dmitrovic. Her hafta üstüne koyarak ilerleyen Sırp kaleci, takımı gol kaçırdıkça kurtarmaya devam etti ve en azından Getafe’yi de golsüz beraberliğe razı etti. Eibar’ın gol yollarındaki bitiricilik problemi ise devam ediyor. Çıktığı 10 karşılaşmada sadece bir kez birden fazla gol atan Bask ekibinde, hedef küme düşme hattından uzaklaşmaksa, Mendilibar’ın acil mesai harcaması gereken konu bu.

2 Ocak 1492’de Endülüs’ün son kalesi Elhamra Sarayı, Kastilya Kraliçesi Isabella tarafından kuşatılmıştır. Ne alaka len bu bilgi demeyin, kendimce güzel bir benzetme yapacağım. 22 Kasım 2020’de ise Ramon de Carranza Stadyumu, Real Sociedad teknik direktörü Imanol tarafından kuşatılmıştır. Öyle ki Cadiz’i kendi yarı sahası dışında görebilen kimse olmamıştır.

Maçın skoru sizleri aldatmasın, öyle bir maç izletti ki bize Sociedad, golü ne zaman atacaklar acaba diye diye izledik. Neyse ki futbol bu kez adalet terazisini gayet dengeli tuttu ve Bask ekibini sahadan tek gollü de olsa galibiyetle göndermesini bildi. Üst üste altıncı galibiyetini alan mavi-beyazlılar maç fazlasıyla liderliğini sürdürürken, gidişat öyle gösteriyor ki İspanya futbol tarihi 40 sezon sonra ilk kez Atletico-Sociedad şampiyonluk yarışına şahit olacak.

Pazar akşamüstü Granada’da öyle bir maç oldu ki, kontra atak futboluyla sahada yer alan Valladolid, Granada kalesine getirdiğini golle sonuçlandırdı ve adeta üç puanı Endülüs ekibinden gasp etti. Yine de bu galibiyetin teknik direktör Sergio’nun takımdaki geleceğini birkaç hafta daha uzatabilir. Granada ise bu maçtan nasıl üç gollü bir mağlubiyet ile ayrıldıklarının şokunu yaşıyor olmalı. Zira sadece skora bakan birisi onlara üzülmez fakat karşılaşmayı izleyenler hallerine acır.

Karşılaşmayı iki bölümde incelemek doğru olacaktır. İlk bölüm altıda birlik ilk bölüm, ikinci bölüm ise kalan 75 dakikalık bölüm olarak ayrılabilir. İlk bölümde Deportivo Alaves fırtınası seyrettik adeta. İki gollü üstünlüğü yakalayan Bask ekibi için rahat bir galibiyet öngörülürken, 15 dakika sonunda daha sakin ve durgun bir oyun tercih ettiler. Valencia ise bu sezon alışılagelmiş temkinli oyununu iki farklı skor dezavantajına rağmen devam ettirdi. Sonunda da bu sabırlı oyunun karşılığını son 15 dakikaya girerken bulduğu beraberlik golleri ile aldı. Beraberlik bu maçın hakkıydı gerçekten. Alaves geldi bir fırtına gitti bir fırtına.

Athletic Bilbao bir ileri bir geri yapmaya devam ediyor. Bu hafta sıra ileri adımdaydı fakat bu kez Real Betis karşısındaki bu görkemli galibiyete sıradan bir adım demek ayıp olur tabii.

Gözlerimizin pasını silen bir oyun oynayan Bask ekibi baştan sona ezici bir üstünlük kurdukları maçta da dört kez gol sevinci yaşamayı başardı. Yine de Bask taraftarlara gelecek hafta Getafe deplasmanında kazanabilir misiniz diye sorsanız, alacağınız cevabın çok küçük bir kısmı “Kesinlikle evet!” olur. Real Betis içinse söyleyeceğim şey “Sil baştan başlamak gerek bazen”. Son iki haftada kalesinde dokuz gol gören Endülüs ekibi derhal bu iki haftayı unutmalı ve Eibar karşısına yenilenmiş bir şekilde sahada yer almalı. Yoksa çanlar Pellegrini için çalacak.

 

Haftanın Takımı: Athletic Bilbao

Haftanın Oyuncusu: David Silva (Real Sociedad)

Haftanın Golü: Yannick Carrasco (Atletico Madrid)

Haftanın Teknik Direktörü: Diego Simeone (Atletico Madrid)

Haftanın Maçı: Sevilla-Celta Vigo

Önümüzdeki Hafta İzlenmesi Önerilen Maçlar: Valencia-Atletico Madrid 28.11.2020 18:15

Real Sociedad-Villarreal 29.11.2020 23:00

GÜNÜN ÖNEMLİ HABERLERİ

Okuyucu Yorumları

0 Yorum

E-Posta hesabınız yayınlanmayacaktır. * İle işaretlenmiş alanlar zorunludur. Yönetici onayından sonra yorumunuz gözükecektir.

© Copyright Asist Analiz - Bolbol Medya